Yanıtlamaya hazır değilseniz çocuğunuzla birlikte okumayın! Okuduktan sonra nasıl olsa yanıtlamaya hazır olacaksınız.

Hiç lafı uzatmadan konuya girelim: Çocuğunuz size “Ben nasıl oldum?” diye sordu mu? Sorduysa ne diyeceğinizi bilemeyip bir miktar kızardıktan ve bocaladıktan sonra yaratıcı zekânızı sonuna kadar zorlayıp, kem kümlerin arasında bir şeyler uydurdunuz mu? Ne uydurdunuz acaba?

“Amanın, o malum soru geldi! Ben şimdi nasıl anlatayım, ne uydurayım?” diye gerilmenize hiç ama hiç gerek yok. Uzmanların söylediğine göre, çocukların cinsellikle ilgili sorularına eksiksiz ama yaşına uygun yanıtlar verilmesi gerekiyor. Bu yine de sanıldığı kadar kolay olmayabilir. Şu linkteki yazıda, yaşlarına göre çocukların cinselliği nasıl algıladıkları ve potansiyel sorularının neler olabileceği anlatılmış.

Çocuklara cinselliğin erken yaşlardan itibaren uygun doz ve biçimde anlatılması gerektiğinden şüphe duymuyorum. Benim kuşağımdan olanlar, Dallas dizisindeki Pamela’yla Tony’nin, ya da Su Ellen’ın (ki genel kanaat hafif bir kadın olduğu yönündeydi diye anımsıyorum) öpüşme sahnelerinden kim bilir ne çok etkilenmiştir. Böyle sahnelere gelindiğinde filmde bir sıçrama olurdu. Meğer işi gücü bu olan bazı adamlar, oturur filmlerdeki öpüşme sahnelerini keserlermiş. Kızlarda durum neydi bilmiyorum ama belli bir yaşa gelene kadar “ayıp” olan bu konu, ergenliğe yaklaşan erkek çocuk için sadece erkeklerin bulunduğu ortamda gelen kinayeli sorularla gündeme alınırdı. “Kuş ötüyor mu?” bu soruların başında gelirdi. Eğer sorunun yöneltildiği çocuk, “Kuş mu? Ne kuşu?” gibi yanıtlar verirse vay halineydi. Eğer çocuk soruyu anlar da kızarır bozarırsa, yine vay halineydi. Her nasılsa, o güne kadar ayıp olan konu bir anda “Ne var utanılacak?” makamına taşınırdı. Ardından, “kuşun ötmesiyle” sınırlı cinsel bilgi, mahalledeki abilerin sıktıkları palavralarla, saçma sapan şakalarla giderek daha da bir çarpılırdı. Ergenlik krizleriydi falan filan derken, işin aslının öyle olmadığını öğrenmek yıllar sürerdi.

Günümüzde çocukları cinsellikle ilgili bilgilendirmek nispeten daha kolay bir hal aldı. En azından, sağlıklı bir çocuk yetiştirmek için cinsel bilgilerin de çocuklara doğru kişiler tarafından ve doğru biçimde aktarılması gerektiğini düşünen aileler için, iyi hazırlanmış yardımcı malzemeler var.

Üremeyle ilgili merak, çocuklarda genellikle 4-5 yaş aralığında ortaya çıkıyormuş. Dinozor Çocuk tarafından Türkçeye kazandırılan “Ben Nasıl Ben Oldum?” adlı kitap, çocuklarının konuyla ilgili sorularına yanıt vermekte zorlanan ya da iyi bir yanıt vermek isteyen aileler için hazırlanmış.

Kitabın metni, dört yaşındaki bir çocuğun gözünden ve “ben” diliyle hazırlanmış. Kitabın giriş paragrafını aynen aktarıyorum:

“Ben henüz yokken babamın testislerinde bir tohum, annemin karnında da minicik bir yumurtaydım. Bir düşünsenize! Annem ve babam, farkında olmadan, tıpkı bir yapbozun parçaları gibi beni içlerinde taşıyorlardı.”

Konuya ta buradan ve üstelik yapboz benzetmesiyle girmek, bence müthiş bir fikir! Metin, bu yaş çocukların sorabileceği bazı sorulara yanıt vererek ilerliyor: “Peki ben, ben olmadan önce neredeydim?” “Dünyaya gelmeye ne zaman karar verdim?” “Peki ama bunu nasıl başardım?” Yanıtlar kolay anlaşılır, doyurucu, oyunlu ve eğlenceli. Asıl konuya, bir bebeğin nasıl olduğuna geldiğimizde, söz konusu hadisenin nasıl gerçekleştiği uygun bir dile açıklanıyor:

“Bir annenin anne olabilmesi için – yani karnında bir bebeğin olması için – bir de babanın olması gerekir. Bir baba da herhangi biri değildir. O, taşıdığı tohumu anneye verir ve böylece annenin karnında bebek oluşmaya başlar.”

Bu açıklamanın ardından, kimlerin bir araya gelip anne baba olacağı sorusu, çeşitli aşk senaryolarıyla yanıtlanıyor: Kazayla çarpışmak, bir konserde karşılaşmak, babanın banka oturan annenin ayaklarına takılıp düşmesi… Bundan sonra, konu sekse geliyor ve babanın pipisi, annenin kukusu olduğu, babanın pipisinden annenin karnına bir sürü tohumun aktığı söyleniyor. Böylece annenin karnındaki yumurtanın döllendiği açıklanıyor. Hamilelik süreciyle ilgili de çocukların sorabileceği bazı sorular yanıtlanıyor: Annenin yediği yemekler karnındaki bebeğin kafasına düşmez mi? Hamilelik süreci de bir güzel anlatılıyor ve sıra doğuma geliyor. Tüp bebek ve çocuk evlat edinme konuları da unutulmamış.

Kitabın resimleri de anlatıma büyük katkıda bulunuyor. Resimler hem eğlenceli, hem açıklayıcı. Metin gibi, resimler de sınırları hiç zorlamıyor ve dikkat dağıtıcı ayrıntılar içermiyor.

Bu kitap, yetişkinlerin çocuklara bir bebeğin nasıl oluştuğunu anlatmasına yardımcı olacağı gibi, kardeşi olacak çocuklara yapılacak açıklamalar için de yardımcı olacaktır. Bu noktada, kitabın adına dikkatinizi çekerim: “Ben Nasıl Ben Oldum?”  “Ben nasıl oldum?” sorusundan çok daha kapsamlı bir soru bu. “Ben nasıl oldum?” sorusu, yanıtı neredeyse “Her çocuk gibi,” açıklamasıyla sınırlıyor diyebiliriz. Ama “Ben nasıl ben oldum?” sorusu, her çocuğun tek ve biricik olduğu gerçeğine de dikkat çekmeye olanak veriyor.

Cinsellik çok hassas bir konu. Cinsellik, bazı insanların canından olmasına, bazı insanların başka insanlara istekleri dışında bir şeyler yapmasına neden olan bir konu. Hem sağlıklı bireyler yetiştirmek, hem de çocukların kendilerini koruyabilmeleri, yanlış kişilerden saçma sapan biçimlerde bilgilenmelerini engellemek için açıkça konuşulması gereken bir konu. Hatta ilkokuldan başlayarak, zorunlu ders olarak müfredatta yer alması gerektiğini düşünüyorum. (Yoksa zaten öyle mi?)

Hamiş 1: Bakın bu mesele Cem Uyurken’de nasıl ele alınmış. Bu linkte bir de bu linkte.

Hamiş 2: Malum soruya yaratıcı bir yanıt.

Ben nasıl Ben Oldum
Özgün adı: Så blev jag till
Yazan: Katerina Janouch
Resimleyen: Mervi Lindman
Çeviren: Ali Arda
Yaş grubu: 4+
Dinozor Çocuk, 2010, sert kapak, 64 sayfa
ISBN: 978-605-5648-07-7