Yıllar önce ansızın Yonca Evcimik popstarlığa soyunmuştu da, çakma Madonna’mız olmuştu. O zamanlardan aklımda kalan bir iki şarkısı vardır. Bunlardan biri “Yaşasın Kötülük” adlı şarkıdır. Sözlerini Sezen Aksu yazmış, bestesini Garo Mafyan yapmış. Şarkının videosunu renklendirmek için ellerinden ne geliyorsa yapmışlar. Güya şarkıyı söylerken (sözlük anlamında) acayip eğleniyorlar. Belki de, videoyu bir kez izledikten sonra taklitçi nöronlarımızın bize kendimizi aynı eğlentideymişiz hissi yaşatmasını umuyorlar, bilmiyorum. İyi de, kötülük bu kadar eğlenceli midir?
Bazen evet! Kötülüğü toptan reddetmeyi ve yukarıdaki soruya kocaman bir hayır yapıştırmayı isterdim ama gerçekçi olmaz. Evet, dozuyla, uygulanış ve aktarılış biçimiyle doğru orantılı olarak, kötülük eğlenceli olabiliyor.
Hadi, yapmayın! Başrolünde sizin olduğunuz bir iki eşek şakası vardır muhakkak, değil mi? Hani şu şakaya maruz kalan kişi dışındaki herkesin eğlendiği türden… Örneğin, sıra arkadaşınızın poposunun denk geldiği yere tutkal sürmüşsünüzdür ya da birkaç kişi birleşip bir arkadaşınızı ağaca bağladıktan sonra hep beraber yemeğe gitmişsinizdir, değil mi? En azından basınca su fışkırtacağını bildiğiniz kaldırım taşına tam da arkadaşınız yanınızdan geçerken basmışsınızdır. Tamam, belki siz böyle şakalar yapmadınız ama ben yapan kişiler biliyorum. Üstelik bu şakalara maruz kalan kişi dışındaki herkesin, yapan, anlatan ve dinleyen kişilerin bu tür öyküleri eğlenceli bulduğunu da biliyorum. Çünkü kötülük bizim dışımızda bir yerde değil.
Limonlu Bayır’da ise, iyilerle kötüler kesin biçimde ayrılmış durumda. Limonlu Bayır Bay Çiklet’in yaşadığı, pislik içinde olduğu halde enfes bir bahçesi olan evinin bulunduğu yer. Bay Çiklet burada öfkeli bir periyle yaşıyor, elbette mecburen. En yakın arkadaşı -gerçi böyle kötülük timsali karakterlerin arkadaşı değil, yardakçısı olur- kokuşmuş sakatatlardan başka şey satmayan iğrenç bir kasaptan başkası değil. Altında bu ikilinin olduğu her türlü kötülüğün karşısına mahallenin köpeği Jake, Polly adındaki küçük bir kız çocuğu, milyoner bir bisküvi, feylezofumsu Friday O’Bilir, annesinden fırsat buldukça olaylara el koyan kitabın ruhani lideri Gökkuşağının Ruhu gibi “iyi” karakterler çıkıyor. Kötü karakterler keskin, sivri dilli, vurdumduymaz, kıvrak zekalı, girişimci, çıkarcı vs. gibi özelliklere sahip. İyi karakterler (yazarın izin verdiği ölçüde) idealist, alabildiğine romantik, alık düzeyinde duygusal, sıkıcı derecede entel, kaderci, iyimser vs… Kötüler ne yaparsa yapsın, kitabın sonunda iyiler bir sonraki maceraya kadar galip geliyor.
Kitabın ilginç bir dili var. Özgün metnini okumadım ama çeviriden yazar Andy Stanton’ın dili kullanırken de karakter uydururkenki kadar rahat ve sıra dışı olduğu anlaşılıyor. Yazar özgün metinde de konuşma dilini yazıya geçirmiş olmalı ki Türkçe çevirisinde “değil mi?” yerine “di mi?”, “olacak” yerine “olucak”, “ne yapacağız?” yerine “n’apıcaz” gibi ifadeler kullanılmış. Ben bu durumdan hiçbir rahatsızlık duymuyorum. Dille ilgili bu tavır kitabın genel karakteriyle uyumlu olduğu kadar eğlenceli de. Çocuklar buradaki ifadeleri benimser, dili yanlış öğrenir gibi bir kaygım yok. Bozuk ifadeleri görüp yanlış olduğunu anlıyorlarsa, bu, doğrusunu bildikleri anlamına gelir.
Stanton’ın kullandığı dilin en eğlenceli yanıysa yaptığı benzetmeler ve tasvirlerle ortaya çıkıyor. İşte birkaç örnek:
“… çünkü hiçbir şey Bay Çiklet’ten daha kötü olamazdı, hatta tarih öğretmenleriyle dolu bir yanardağın içine kazayla düşmek bile.” “Evet, işte orada, yıldızlı gecenin ortasında duran bir siluetti. Belki bir zamanlar, çocuklar ve laleler etrafında oynayıp dans ederken, o ahşap bir dondurma gibi keyifle durmuş göklere uzanan güzel bir görüntüydü. Ama artık değil.”
“Bay Çiklet” dizisinin eğlenceli bir diğer yanı da, Harry Potter, Yüzüklerin Efendisi, Ulysses Moore gibi çok bilinen, ünlü kitaplarla dalga geçiyor olması. Gerçi Stanton’ın Yüzüklerin Efendisi’yle de dalga geçmesine biraz bozulmadım değil. Türkçede yayımlanan beş cildin beşini de okudum ve gördüm ki, Stanton kitaplarını kurgularken, tıpkı “Talihsiz Serüvenler Dizisi”nde olduğu gibi, bir şablon kullanıyor. Olay örgüsü her kitapta üç aşağı beş yukarı aynı. Masanızda beş kap makarna olduğunu düşünün; bir kapta salçalı, bir kapta ton balıklı, bir kapta kıymalı, bir kapta peynirli, bir kapta sebzeli makarna olsun. İşte bunun gibi bir şey…
“Bay Çiklet” dizisini David Tazzyman resimlemiş. Resimler de, tıpkı kitabın kötü karakterleri gibi, çöpten çıkmışa benziyor; anlatılanlarla çok uyumlu. Bay Çiklet’in sakallarında kalan çürümüş sakatat artıklarına üşüşmek için uçuşup duran sineklerin neredeyse sesini bile duyabiliyorsunuz resimlere bakınca.
Şimdi adını anımsayamadığım bir düşünür demiş ki, “İki tür hikâye vardır: Biri, kahramanın istediğini alamadığı hikâye, yani trajedi; diğeri, kahramanın istediğini elde ettiği hikâye, yani komedi.” Aslında düşünürün adını anımsamadığım gibi, sözü tastamam böyle mi söylemiş, onu da anımsamıyorum. Her neyse, belki de “Bay Çiklet” dizisinde kötüler ne kadar kötü, hin, kıvrak, hain, patates, güçlü olurlarsa olsunlar, öykünün sonunda hep iyiler kazanıyor diye kitaplar bu kadar eğlencelidir.
Bu kitapları da okumak isteyebilirsiniz:
Kötü Bir Adamsın Bay Çiklet! Özgün Adı: You’re a Bad Man, Mr. Gum! Yazan: Andy Stanton Resimleyen: David Tazzyman Yaş grubu: 9+ Tudem Yayınları, 2009, 110 sayfa, karton kapak ISBN: 978-9944-69-273-1Bay Çiklet ve Milyarder Bisküvi Özgün Adı: Mr. Gum and the Biscuit Billionaire Yazan: Andy Stanton Resimleyen: David Tazzyman Yaş grubu: 9+ Tudem Yayınları, 2009, 110 sayfa, karton kapak ISBN: 978-9944-69-276-2
Bay Çiklet ve Gulyabaniler Özgün Adı: Mr. Gum and the Goblins Yazan: Andy Stanton Resimleyen: David Tazzyman Yaş grubu: 9+ Tudem Yayınları, 2009, 110 sayfa, karton kapak ISBN: 978-9944-69-371-4
Bay Çiklet ve Güç Kristalleri Özgün Adı: Mr. Gum and the Power Crystals Yazan: Andy Stanton Resimleyen: David Tazzyman Yaş grubu: 9+ Tudem Yayınları, 2009, 136 sayfa, karton kapak ISBN: 978-9944-69-372-1
Bay Çiklet ve Dans Eden Ayı Özgün Adı: Mr. Gum and the Dancing Bear Yazan: Andy Stanton Resimleyen: David Tazzyman Yaş grubu: 9+ Tudem Yayınları, 2010, 148 sayfa, karton kapak ISBN: 978-9944-69-498-8








