Size de olur mu? Hani bazı günler vardır; ne yaparsanız yapın işler hep ters gider. Saati duymam. Apar topar kalkarım. Tuvalete girmem gerekiyordur; ama tuvalet çoktan kapılmıştır. Bir yandan yetmiş sekizinci kez kaybettiğim kalemimi ararken, diğer yandan okumakta olduğum kitabın bittiğini ve çantaya yeni bir kitap eklemem gerektiğini fark ederim. Yeni kitabı seçmek bana beş dakikaya mal olur. O arada tuvalet boşalır. Apar topar içeri dalıp lens kutuma hamle ederim. Takmaya çalıştığım lens lavaboya düşer. Saçlarım her zamankinden daha asabidir. Bir türlü düzgün toplayamam. Bırakın güzel bir kahvaltı etmeyi, ayaküstü bir şeyler yemek için çok az vakit kalmıştır. Kendimi sokağa atarım. Her köşe başında yolumun araçlar tarafından kesilmesi yüzünden caddeye geç inerim. Her zaman boş olan dolmuş durağında o güne özel sekiz kişi beklemektedir. Uzun bir bekleyişten sonra dolmuşa binerim; ama bu sefer de cadde üstündeki tüm kırmızı ışıklara takılır, yetmezmiş gibi şahane dolmuş sürücümüz sayesinde yedi ayrı kazanın eşiğinden dönerim. Ama merak etmeyin. Tüm bu aksiliklere rağmen ne olur biliyor musunuz? VAPURU YAKALARIM! Üstüne bir de tavşankanı çay içerim. Kötü başlayan günümün şansı dönmüş olur.
Çiftçi Pettson ile kedisi Findus’un başına da aşağı yukarı buna benzer şeyler geliyor. Zincirleme aksilikler silsilesi ve sonunda şahane bir doğum günü pastasıyla tatlıya bağlanan koşturmacalı bir gün… Pettson, küçük çiftliğinde kendi halinde yaşayan sevimli bir adamcağızdır. Ne var ki, köylüler onun biraz kaçık biri olduğunu düşünmektedir. Bunun nedeni Gustavsson adlı adamın Pettson’un garip davranışlarına tanık olmasıdır. Kırık yumurtalar, çamur ve eski pantolonunu bir kovaya doldurup pasta yapacağını söyleyen, sonra da markete gitmek için çatıya tırmanan, yetmezmiş gibi mutfak perdesini kedisinin kuyruğuna bağlayan bir adam size de tuhaf gelmiyor mu? “Doğum Günü Pastası” işte bu tuhaf dedikoduyla başlıyor. Pettson’un kaçık bir adam olduğu fısıldanıyor kulağımıza. Sonra Pettson ve Findus’un gerçek öyküsüne tanık oluyoruz.
Aslında o gün kedi Findus’un doğum günüdür. Pettson, Findus’un her doğum gününde yaptığı gibi (ki Findus’un bir yılda üç doğum günü vardır), bir pasta yapmaya karar verir. Pastaya konacak yumurtaları bir güzel parlatır. Sonra mutfağa gidip diğer pasta malzemelerini ortaya çıkarır. İşte unun kalmadığını da o sırada fark eder. Un almak için bisiklete atlayıp, kasabaya gitmesi gerekir. Macera da bu dakikadan sonra başlar. Pettson’un bisikletine atlayıp kasabaya gitmesi için bisikletinin patlak tekerini onarması; onarım için marangoz atölyesine girmesi; atölyeye girmek için anahtarı bulması; anahtarı düştüğü kuyudan çıkarması; kuyudaki anahtarı almak için… Burada kesmeliyim ki tadınızı kaçırmayayım. Ama şunu bilin ki o anahtarı almak için epey bir uğraşmaları ve bu arada azgın bir boğanın da üstesinden gelmeleri gerekiyor Pettson ile Findus’un.
“Doğum Günü Pastası”nı İsveçli yazar Sven Nordqvist yazıp resimlemiş. Öykü mü eğlenceli, yoksa resimler mi karar veremiyorum. Benim Pettson ve Findus ile tanışıklığım birkaç yıl öncesine dayanıyor. Bugün artık var olmayan bir yayınevinden çıkmış iki maceralarını okumuştum. Bir Dolap Kitap açıldığından beridir de haklarında yazmayı istiyordum da baskısı olmayan bir kitap hakkında iştahınızı kabartmaya çekiniyordum. Sonra bir arkadaşımdan bir haber geldi. “Nordqvist’in kitapları yeniden basılacakmış,” dedi. Bu haberden aylar sonra da Dinozor Çocuk tarafından yayımlandı kitaplar. O nedenle artık gönül rahatlığıyla iştahınız kabartabilirim. Bu kitabı alırsanız pişman olmayacağınıza eminim. Çünkü:
Çok eğlenceli iki karakterle tanışacaksınız. Siz de benim gibi bir kediseverseniz, sevdiğiniz kediler listesine yepyeni bir isim eklenecek: Findus. Findus akıllı, heyecanlı, sabırsız, hazır cevap, çokbilmiş ve komik bir kedi. O talihsiz doğum günü macerasında Pettson’a nasıl yardım ettiğiniz gördüğünüzde, “Findus’u beş dakika kucağıma alayım da seveyim,” diye içiniz gidecek.
Pettson’un çiftliği gibi bir yerde yaşamak isteyeceksiniz. Bahçenin her köşesi iştahınızı kabartacak. Mavi mobilyalı mutfakta sıcak kakao içmek; Pettson’un darmadağınık marangozhanesini karıştırmak; içinde azgın bir boğa olduğu halde, o uçsuz bucaksız çayırda koşmak isteyeceksiniz.
Canınız pasta çekecek. “Şu kitap bitse de mutfağa gidip kendime güzel bir pasta, turta, kek vs. yapayım,” diyeceksiniz. Evinizde bir minik insan varsa, Findus’unuz da hazır demektir.
Sven Nordqvist’in resimleri aklınızı başınızdan alacak. Resimlerin içine saklanmış küçük sürprizlere bayılacaksınız. Her sayfa çevirişinizde, “Acaba sonraki sahnede neler var?” diye meraklanıp, sayfaların her santimetrekaresini tarayacaksınız.
Kitap sona erdiğinde, size yetmeyecek. Başa dönüp bir kere daha okuyacaksınız, resimlere bir daha bakacaksınız .
Ben sadece birkaç “Pettson & Findus” macerasını biliyorum Sven Nordqvsit’in. Ama sanırım bu maceralar, en sevdiğim çocuk kitabı çizerlerinin başında Nordqvist’in geldiğini söylemem için yeterli.
Nordqvist aslında mimarlık eğitimi almış. Bu altyapı, resimlerindeki perspektif ustalığında hemen kendini belli ediyor. Sahnelerin kuruluşu, renk ve boya kullanımı, ayrıntılar… Hepsi ayrı ayrı güzel. Yukarıda da yazdığım gibi, resimlerin her köşesinde bir sürpriz bekliyor okur. Nasıl sürprizler bunlar? Kesinlikle gerçeküstü… Bahçe duvarındaki taşlar üzerine inşa edilmiş mini mini merdivenler, ineklerin otladığı çayırdaki dev süt şişesi, ormanın içindeki dev postal (üstelik içine bir ağaç büyümüş) daha ilk sayfada karşınıza çıkıp şaşırtıverecek sizi. Böylece sonraki sayfalarda bir sürpriz avına çıkacaksınız. Ben bakmaya doyamıyorum. Bitki örtüsü ve hayvanlardaki çeşitlilik, bana Sven Nordqvist’in yüzde yüz bir doğa sevdalısı olduğunu düşündürtüyor. Çizerin resimlerde kullandığı “eşzamanlı anlatım” beğendiğim bir diğer özellik. Öyküde anlatılan olaylar tek bir sahne içinde anlatılmış. Böylece adeta “bir film şeridi” etkisi yaratılmış. Filmin bütünüyse kitabın kapağında özetlenmiş. Kapak resminde yer alan her nesne ve figürün öyküde bir yeri var.
Pettson, Findus ve Sven Nordqvist hakkında söylemek istediğim daha pek çok şey var. Ama onları sonraki iki kitaba, iki yazıya bırakayım. (Arkası yarın heyecanı yaşatayım size!) Dinozor Çocuk, “Pettson & Findus” serisinden iki kitap daha yayımladı: “Küçük Findus Kaybolunca” ve “Pettson Çadır Kuruyor”. İlk fırsat o iki kitap da Dolap’taki yerini alacak. Siz o zamana kadar Pettson ve Findus ikilisiyle tanışmaya bakın.
Hamiş: “Pettson ve Findus” kitaplarını ele aldığımız radyo programını dinlemek için tıklayın.
Doğum Günü Pastası
Özgün Adı:Pannkakstårtan
Yazan ve Resimleyen: Sven Nordqvist
Çeviren: Ali Arda
Yaş grubu: 5+
Dinozor Çocuk, 2010, sert kapak, 24 sayfa
ISBN: 978-605-5648-05-3











{ 9 comments… read them below or add one }
ben de genelde işe geç kaldığımda böyle üst üste kazalar yaşarım ama sonunda bakarım ki patron henüz gelmemiş
Ben bu Findus ve Pettson’u çok sevdim şimdiden.Kızım için biraz erken,benim içinse biraz geç sanırım
biz tanıştık, çok sevdik yeni kitapları bulunca alacağız.
O kedişin elleri arkada hali ve suratı ne şeker
sırf bol bol bakmak için bile alabilirim
)
“Doğum Günü Pastası” ve “Küçük Findus Kaybolunca”yı bir süre önce raflarda tesadüfen görüp, henüz yaş grubu bize hitap etmese de, çok beğenip almıştım. Henüz Ada’nın kütüphanesine girmese de benim dönüp dönüp baktığım kitaplarından. Dolap’ta görünce bir kez daha sevindim
Merhaba, ben size siteden nasıl özel mesaj atacağımı bilmediğim için bu kitabın altına yazarak ulaşmak istedim. Paylaşımlarınız çok güzel. Ben okulöncesi öğretmenliği bölümü öğrencisi olan ve kitapçılardan çıkmayan biriyim ve geçenlerde “Şanslıyım, Şansızım” adlı, Thomas Halling’in kaleme aldığı ve Eva Erikson’un resimlendirdiği bir kitaba rastladım ve hemen aldım tabi ki dayanamayarak.
İncelemenizi tavsiye ederim. Çocukların olaylara farklı açılardan bakmasını sağlayan çok hoş bir kitap. Yaş grubu +6 ya da +7 diyebilirim. Sevgiler…
Bu adamin kitaplarina bayiliyoruz. Cizimleri cocuklarimin sevecegi tarzda detayli. Hikayelerin anlatimi uzun ama cocuklarin dikkatinin dagilacagi kadar sikici degil.
Merhabalar
Bugün Doğum Günü Pastası nın yorumunu görünce çok sevindim. Ne talihliyiz ki bu serinin iki kitabını sizden çekilişinizle kazandık. Geçen cuma günü kitaplarımız elimize ulaştı ve bayılarak okuyoruz hatta bu gece kızım yatmadan bu kitabı tekrar okuduk ve Pettson ın ‘titiz adam’ lafına çok güldü ve kitaplarını çok beğendi. Ben de özellikle resimlerini ve tabiki anlatımını çok beğendim. Kitabın içinden çıkan Dinazor Çocuk a ait kitap ayracında sanırım bir 4. kitaptan daha bahsediliyor ‘Tilik Avı’; yanılıyor muyum? Findus kaybolunca da nefis bir kitap diğer 2 kitabı da çok merak ediyoruz şimdiden… Tekrar teşekkür ederiz seçiminiz için. Sağlıcakla kalın bizi yorumsuz bırakmayın
Yaşasın, bir “Findus ve Pettson hayran grubu” oluşturmaya başladık bile!
Crocus, kızın kaç yaşında bilmiyorum ama kitabın resimleri hoşuna gidecektir. Senin içinse asla geç değil!
love and smile, kedişin daha başka pozları da var diğer sayfalarda. Gerçekten çok sevimli bir tipleme. Nordqvist, Findus’un tüm muzipliğini çizimine yansıtmış.
esraozlem, sen şimdilik kendine sakla kitabı, tadını çıkar. Ada’nın keşfi yakındır.
Pratik Anne, tam da benim söze dökemediğim bir konuya değinmişsin. Ben yaş grubunu yazarken çok tereddüt etmiştim. O yüzden okul öncesi ile ilk okuma arasında bir yere koymaya çalıştım kitabı. Evet, resimleriyle bile küçük yaş grubunun ilgisini çekecek bir seri bu. Okumaya yeni başlayanlar için de oldukça teşvik edici.
Armağan, kitapların size çıkmasına sevindim. Keyfli okumalar. Tilki Avı’nı daha önceki baskısında okumuştum ben. O da çok eğlenceli ve yine bir dizi gülünç olay yaşanıyor. Bir an önce yeniden basılsın da bir daha okuyalım.
Merve, bize ulaşmak için birdolapkitap@gmail.com adresine e-posta gönderebilirsin. Sözünü ettiğin kitaptan Yıldıray daha önce söz etmişti. Linki burada: http://www.birdolapkitap.com/2010/03/12/sansli-miyim-sanssiz-mi/
Nordqvist ‘in çizimleri ve ayrıntılardaki sürprizler bir harika…
) Yaşınız kaç olursa olsun keyif alıyorsanız okuyun ve tadına varın…
)
Pettson ve Fingus’u ya da benzeri kitapları okumak için çocuk olmak gerekmiyor
YouTube’da filmlerine de rastladım ama çizimlerdeki ayrıntıları takip etmek ayrı bir zevk.
Dolap Banu’suna tanıtım için teşekkürler