Bu internet var ya… bence yüzyılın icadı. Şahane bir şey! Hele bu blog alemi…daha da şahane! Yaratıcılık denen şey her ne ise blogcunun kanında var. Blogcunun doğası yaratıcı zaten. İnsan durup dururken bir blog açayım da yazayım demez. Vardır bir cevher altında. O cevher onu dürter. Onu gıdıklar. Onu rahatsız eder. Çıkması gerekiyordur. Sonunda sızacak bir çatlak bulur kendine. Sonra ne olur? Başka blogcularla karşılaşır; kendisi gibi başkalarının olduğunu görür; onlarla tanışır. Blogcunun cevheri durmak bilmez; öbür blogculara sıçrar. (Bulaşıcıdır bu cevher. Diğer blogcuların kanında da vardır zaten.) Fizik kuralları girer. Etki-tepki yasasını bilir misiniz? Bir etki, karşılığında bir tepki doğurur. Öykü işte böyle devam eder. Günün birinde bir blogcu çıkar; bir masal yazar. Bir başka blogcu kalkar, bunu çizer. Üçüncü bir blogcu da der ki, “Ben bunu iPad’e uygulayayım.” Ortaya çok güzel bir iş çıkar. Adına da “Bir Kar Masalı” derler.

Bu yazı, yayınlandığı günden beridir hakkında yazmak istediğim “Bir Kar Masalı”nın yazısı. Türkçe blog alemine bir ucundan bulaştıysanız, zaten mutlaka duymuşsunuzdur “Bir Kar Masalı”nı. Bu masal, birbirini tanımayan, ortak özellikleri blog yazmak olan üç kadının masalı. Bu üç kişi kafa kafaya (ya da klavye klavyeye) verdiler ve ortaya alışık olmadığımız bir iş çıkardılar. Bu işin fikir anası Esra Özlem, öteden beri yazmayı seven biri. Günün birinde hayatına Ada adında mini mini bir kız katılıvermiş ve Esra sonunda içinde kımıldayan sözcükleri bir masala dönüştürmüş.

Uzun yıllardır yazıyordum oysa.  Ya da belki de yazmayı deniyordum. İnce ince sızıyordu yaşamıma kelimeler. Kimi zaman alıp başlarını giden… Kimi zaman yanıbaşımda saklı bir halde büyüyen… Aklımda düşünceler uçuştuğunda, ben düşlere soyunduğumda,  bir yerlere karaladığım kelimelerim… Baş aşağı duran kelimelerim. Sırasını bekleyen…

Bilemezdim böyle bir anda taşacağını. Bilemezdim böyle bir anda bunca sene yanımda taşıdığım sandığımdan uçarcasına çıkacaklarını…

Ben bir masal yazdım…

“Bir Kar Masalı” Emi ile Küpeli’nin karla ilk tanıştıkları günün masalı. Emi, Küpeli’nin odasına heyecanla dalar ve ona müjdeyi verir: Dışarısı bembeyaz karla kaplanmıştır. İki kardeş kendilerini sokağa atarlar ve karın tadını çıkarmaya başlarlar. Karda yuvarlanma, kartopu, kardan adam… Sonra Emi bir ses duyar. Sesin sahibi bir kar tanesidir. Kar tanesinin tatlı sohbeti, Emi’yi ta Karlar Ülkesi’ne kadar götürür. Devamını merak ediyorsanız buyurun “Bir Kar Masalı”na…

Ben bu yazıya başladıktan sonra, ne güzel bir şans ki, Esra ile sohbet etme şansımız oldu. Pazar günü İyi Cüceler’de buluştuk ve Ada’nın “Banu bana kitap okusun”ları arasında “Bir Kar Masalı”nı konuşma fırsatı bulduk. Aslında bu noktada Yıldıray (her zamanki gibi) bıdır bıdır bıdır konuştu; ben de üstüne bir iki düşüncemi ekledim. Şöyle ki, bence bu çok sevimli bir hikaye. Hatta adını hak ediyor. Bu çağdaş bir masal. Beni rahatsız eden tek şey Emi’nin Kar Tanesi’yle karşılaşmasının ardından öykünün çok hızlı olup bitmesi oldu.  Ne bileyim, ben Karlar Ülkesi’nde daha fazla şey yaşamak isterdim okur olarak. Bunun dışındaysa iki karakteri (ki bunlar aslında Esra ile erkek kardeşinden başkası değilmiş), onların coşkusunu ve kar taneciklerini çok sevdim.

Öykünün melodik bir dili var. Okuması keyifli. Dinlemesi de öyle. Resimlere gelince… Burada ikinci bir blogcu devreye giriyor. Belki de hepinizin bir biçimde aşina olduğu biri: OİP- yani Olmadık İşler Peşinde. Hani şu pek meşhur, matrak, şahane ve son derece fırlama Kutukafa’nın yaratıcısı… OİP’in çizgisini zaten seviyordum, ama “Genç”, “Yaşlı”, “Püsküllü” ve “Köşeli” kar taneleriyle gönlümü ayrıca fethetti.

Ne diyorduk? Esra Özlem yazdı, OİP resimledi ve sıra geldi uygulama kısmına. Yani üçüncü blogcu olan Özgür Anne’ye… Özgür Anne bu güzel masalı aldı ve bir e-kitaba dönüştürdü. Sonra da bir iPad uygulaması yaptı. Ben ne yazık ki “Bir Kar Masalı”nın iPad versiyonunu görmedim. Asıl onu görek lazım çünkü öyküyü iPad ekranında interaktif olarak okuyabiliyorsunuz. Görüntüler hareketlendirilmiş ve seslendirilmiş .“Bir Kar Masalı” uygulaması şimdilik sadece iPad’de ve hareketsiz e-kitap olarak internette var. Çok yakında iPhone’lara da yüklenebilecek. Esra, hareketli versiyonu da internette herkese sunabilmeyi istediklerini söyledi. Yeri gelmişken, “Bir Kar Masalı”nın henüz birkaç haftalık olmasına rağmen App Store iPad’de “1 Numara” olması da sevindirici bir haber. Ben bu girişime, ortaya böyle bir fikir atılmış, yapılmış ve en güzeli de ilgi görmüş olmasına çok seviniyorum. Her ne kadar kitaplara (gerçek kitaplara) sevgiyle bağlı olsam da, elektronik kitapları da önemsiyorum. Şimdi yetişmekte olan çocuklar için, içinde bulunduğumuz dijital çağ için bu normal ve hatta olması gereken, daha da yaygınlaşması gereken bir kavram. Umarım “Bir Kar Masalı” gibi ürünler daha da artar.

Artar demişken, Esra’dan Emi ve Küpeli’nin bir sonraki macerasının ne olduğunu da öğrendim. AMA SÖYLEMEM!

Hamiş:

  • iPad’iniz varsa ve “Bir Kar Masalı”nı yüklemek istiyorsanız, burayı tıklayın.
  • “Bir Kar Masalı”na internetten de ulaşabilirsiniz. Buraya bir tık
  • Esra Özlem’in ağzından “Bir Kar Masalı”nın doğuş öyküsü için Harf Ülkesi’ne buyurun.
  • Öyküyü bir de OİP’in çizgisinden görmek için buraya
  • Hikayeyi bir de Özgür Anne’den okumak için de buraya

Hamiş 2: Açık Radyo’da “Bir Kar Masalı” hakkında konuştuğumuz yayını dinlemek için tıklayın.

Bir Kar Masalı
Yazan: Esra Özlem Şakar Özümüztoprak
Resimleyen: OİP – Olmadık İşler Peşinde
iPad Uygulama:Deniz Aslı Soykurum Çetin
Seslendiren: Özge Çatıkkaş
Yaş grubu: 3+
e-kitap, 28 sayfa