Yaşam Ağacı

by YILDIRAY on 07/01/2011

Ağaç kutsaldır.

Bu sözü tüm bilgilerin, tüm kültürlerin, tüm inançların dışında; omuriliğimde, beyinciğimde, en içimde hissederek söylüyorum. Ağaç kutsaldır. Bu bir duygu ya da düşünce değil. Bu, rüyalarımın kaynağına daldırdığı kökleriyle sağlamca tutunmuş, gövdesi, dalları ve yapraklarıyla eşikten yukarılara uzanan bir bilinç. Bu bilinç bana ait değil, ben ona aidim. Tıpkı diğer canlılar gibi. Yaşam ağacında hepimize yer var.

Tek başıma değilim. Ağaçta 10.000 yaprak bakteri, 72.000 yaprak mantar, 80.000 yaprak protoktist, 270.000 yaprak bitki, 1.318.000 yaprak hayvan türüyle birlikteyim. Yaşam ağacının yalnızca tek bir yaprağını oluşturan insanlardan biriyim. Yaşam ağacının sadece ama sadece bir yaprağını oluşturduğu halde üretim ve tüketim biçimiyle, hırsıyla, doymak bilmez iştahıyla yaşam ağacının yılda 27.000, günde 74, saatte 3 yaprak dökmesine neden olan insanlardan biriyim.

Tüm canlıların, en küçüğünden en büyüğüne, en hızlısından en yavaşına, en yakınından en uzağına, birbirine ihtiyacı var. Ormanlarda mantarlar her sonbaharda dökülen milyarlarca yaprağı besin olarak tüketir ve bunu yaparken bitkilerin kendi besinlerini üretmek için kullandığı karbondioksiti üretir. Likenler bulundukları ortamdaki toksinleri emer. O minicik planktonlar olmasa, okyanusların dev hayvanı mavi balina besinsiz kalır. Kuşlar böcekler olmasa, bitkiler polen ve tohumlarını yayamazlar; bitkiler olmasa kendi besinlerini üretirken açığa çıkardıkları oksijen de olmaz; oksijen olmasa kuşlar böcekler olmaz; kuşlar böcekler olmasa bitkiler polen ve tohumlarını yayamazlar; bitkiler olmasa kendi besinlerini üretirken açığa çıkardıkları oksijen de olmaz; oksijen olmasa kuşlar böcekler olmaz, kuşlar böcekler olmasa bitkiler polen ve tohumlarını yayamazlar; bitkiler olmasa kendi besinlerini üretirken açığa çıkardıkları oksijen de olmaz; oksijen olmasa kuşlar böcekler…

Yaşam ağacını çocuklara anlatmak lazım. Ama önce anlamak lazım. Rochelle Strauss bu işi bizim için kolaylaştıracak kitabı yazmış, Margot Thompson resimlemiş, Mehmet Doğan çevirmiş, İletişim Yayınları yayımlamış: Yaşam Ağacı

Kitap, yaşam ağacının ne olduğunu anlatarak başlıyor. Ağacın ana dallarını belirliyor. Her dalın ayrıldığı dalları ve yaprak sayısını veriyor: 1.318.000 tür hayvan içinde 52.500 tür omurgalı içinde 4.640 tür memeli içinde 233 tür primat içinde 1 tür insan. Koca yaşam ağacındaki tek bir yaprak, biz…

Yaşam ağacının dallarına “âlem” deniyor. Ağacın beş dalı var: Monerler âlemi, protoktistler âlemi, mantarlar âlemi, bitkiler âlemi ve hayvanlar âlemi. Her bölümde bir âlemin genel özellikleri anlatılıyor, birkaç türden örnek veriliyor. İzleyen sayfalarda, varsa alt dallar genel özellikleri ve türlerden örneklerle açıklanıyor. Türlerin tahmini sayılarının yanında ilginç bilgiler de veriliyor. Örneğin, Afrika akciğerli balığının göller ve ırmaklar kuruyunca kendini çamura gömdüğünü, yağmur yağana kadar öylece beklerken solungaçları yerine ağzını ve akciğerlerini kullanarak nefes aldığını bu kitaptan öğrendim. Ayrıca tehlike altındaki bazı türler de listeler halinde veriliyor.

Türleri ele alan bölümlerin sonunda, insan da anlatıldıktan sonra, “Yaşam Ağacı’ndaki Değişimler” başlıklı bölüm geliyor. Bölümde yaşam ağacının bir yılda ne kadar yaprak yitirdiği, yani kaç türün yok olduğu söyleniyor ve koca ağaçtaki tek bir yaprak olan insanın yaptıklarıyla bu yok oluşu nasıl hızlandırdığı anlatılıyor. Kitap, Yaşam Ağacı’nı nasıl koruyabileceğimizin anlatıldığı bir bölümle ve yetişkinler için notlarla son buluyor. Kitap son buluyor, okuyanlar için mücadele daha yeni başlıyor.

Kitabın dili, anlatımı rahat, hafif ve kolay anlaşılır. Bilimsel sözcük bilgisi ihmal edilmemiş. Vurgular çok yerinde. Kitabın yazarı Rochelle Strauss’la daha önce “Tek Kuyu” adlı muhteşem kitap sayesinde tanışmıştık. Bence iki kitap da tüm okullarda ve kurslarda okutulmalı.

Kitabın resimleri Margot Thompson’a ait. “Yaşam Ağacı” kitabının resimleri beni “Tek Kuyu” kitabının resimleri kadar tatmin etmedi. Resimlerin belgesel ve estetik değerinde bir sorun yok. Kitabın her bölümü başka bir âlemi ele aldığı için, resimler kitabın başından sonuna kadar kurgusal bir bütünlük içinde gitmiyor. “Tek Kuyu” kitabında anlatım daha az parçalandığı için, kitabın çizeri Rosemary Woods resimlerini anlatımı destekleyecek bir bütünlük içinde sunabilmişti.

Böyle bir kitabı okuyup da bir kenara bırakmak olmaz. Etkinlik lazım:

  • Kitaptaki resmi örnek alarak çocuğunuzla birlikte bir yaşam ağacı çizin. Evinizden başlayarak etrafınızı keşfe çıkın. Evinizdeki kediyi, sokaktaki köpeği, bahçedeki kaplumbağayı, kirpiyi, her yağmur yağdığında yaldızını bırakarak dolanmaya başlayan salyangozları, kuşları, böcekleri, ağaçları, çiçekleri birer yaprak olarak uygun dallara kondurun. Bir yaprak da insan için koymayı unutmayın.
  • Çocuğunuzla birlikte bir bitkinin, mümkünse benjamin gibi ağaç görünümlü bir bitkinin ya da bir bonzainin bakımını üstlenin. Bitkinizin “Yaşam Ağacı” olduğunu farz edin ve yapraklarına etrafınızda gördüğünüz türlerin adını verin. Bitkinizin döktüğü yapraklara da yok olan türlerin adını verebilirsiniz. İşinizi kolaylaştırmak için önceden yaptığınız Yaşam Ağacı resmini bitkinizin yakınına asın.
  • 2011 “Ağaç Yılı” imiş. Ağaç Yılı için önerilen etkinliğin ne olduğunu bu linke tıklayarak Banu’nun Cincüce Bobin Hizmetleri’ndeki yazısından okuyabilirsiniz.
  • Karbon ayak izinizi hesaplayın. Karbon ayak izinizi küçültün.
  • Türleri yok olmasında sizin de bir etkiniz var mı? Günlük yaşamınızı gözden geçirin. Ne kadar plastik kullanıyorsunuz? Naylon torba kullanıyor musunuz? Çocuğunuzla birlikte kendi bez torbalarınızı yapın. Hazır gıda tüketiminizi azaltın. Ulaşımda toplu taşımayı ya da en güzeli bisikleti tercih edin. Plastik kullanımını nasıl azaltabileceğinizi Yavrusu’ya sorun.
  • “Şeylerin Hikayesi” belgeselini izleyin.

Şöyle bütününü görebileceğiniz kadar geriye çekilin ve Yaşam Ağacı’nı biraz izleyin. Ne çok dal var, değil mi? Ne çok yaprak var. Bunlar sadece görebildiklerimiz, bir de henüz göremediklerimiz var. Sizin de dikkatinizi çekti mi? Yapraklardan birinde bir tuhaflık var. Henüz solmamış ama giderek bozulduğu belli. Sanki kanserli bir hücre… sanki tuhaflığını diğer yapraklara da bulaştırıyor. Sanki diğer yaprakları öldürüyor. O yaprağın aklını başına toplaması lazım. Hadi.

Hamiş: Doğal sit alanlarına hidroelektrik santral yapılmasının önünü açacak tabiat kanunsuzluğu çıkmak üzere!

Bu kitapları da okumak isteyebilirsiniz:

Yaşam Ağacı: Canlı Türlerinin İnanılmaz Biyolojk Farklılıkları
Özgün Adı: Tree of Life: The Incredible Biodiversity of Life on Earth
Yazan: Rochelle Strauss
Resimleyen: Margot Thompson
Çeviren: Mehmet Doğan
Bilim ve Eğitim Danışmanı: Çağlar Sunay (Türkçe baskıda)
Yaş grubu:8 +
İletişim Yayınları, 2009, 40 sayfa, karton kapak
ISBN: 978-975-05-0693-2

Share

{ 9 comments… read them below or add one }

Pratik Anne January 7, 2011 at 08:34

Az evvel baska bir blogda brad pitt ve sean penn’in basrolleri oyndigi “The Tree of Life” filmi ile ilgili yaziyi okumamdan sonra sizin blogda bu kitabi yayinlamaniz enteresan oldu. :)

Reply

Özlem Alp January 7, 2011 at 13:25

Djeco’nun ürünleri sayesinde sizi keşfettim..iki gündür bloğunuzu takip ediyorum..çok güzel kitap tanıtımları yapıyorsunuz. Tebrikler! Size ağaçlarla ilgili ufak bir anımı paylaşmak istiyorum..çocukluğum İsviçre’de geçti..göl boyunda oturuyorduk.Çam, Ihlamur, fındık, kestane ve adını şimdi tam olarak hatırlayamadığım bir sürü ağaç vardı çevremizde..(Ağaç cenneti) Okula giderken (3. sınıf öğrencisiydim) ağaçlara selam verirdim..hepsine birer isim takmıştım. Ihlamur ağacı Kral, kraliçe, daha ince yapılı, küçük yapraklı olanları askerleri..:) ağaçların yaprakları sallandıkça mutlu oluyordum..beni alkışlıyorlar diye seviniyordum..saygı duyuyordum ağaçlara..halada severim onları ama selam vermiyorum artık :)

Türkiyedeki ağaçların hali içler acısı..üzülüyorum. Çıkarlar uğruna ağaçlar yok ediliyor. Toplum bilinçlendirilmeli..sırf evine güneş girsin diye bahçesindeki ağaçları kesenleri gördüm. Belediyeler tarafından kışın ortasında budama yapılıyor..yazık.
Ağaçları, bitkileri.. DOĞAYI sevmeyi öğrenmeliyiz artık.

Reply

Neşe January 7, 2011 at 22:02

Güne başlarken ya da gün biterken…Bir Dolap Kitap’a özel bir zaman ayırmak lazım mutlaka
Daldım gittim yazıya.Ama gerçekten daldım.Sağol Yıldıray.
Ben dünyaya yük taşımaya gelmiş güzelim eşeklere “kutsal hayvan” derdim; sen de ağaçlara…Özlem Alp de ağaçlara selam verirmiş; bu da pek hoşuma gitti.

Reply

Evren January 8, 2011 at 16:05

Sevgili yaprak arkadaş, şu “âlem”de sizlerle birlikte olmak öyle güzel ki, bu tuhaf yaprakları durdurmak için her zaman suyumuz, güneşimiz oluyorsunuz :) Ara dallar için de ayrıca teşekkürler! Sevgiler…

Reply

Yıldıray January 12, 2011 at 10:09

Bu yazıda “Türkiye’nin Ağaçları” kitabına link vermeyi nasıl unuttum anlamıyorum…
Pratik Anne, biz de geçen gün Brad Kut’la Burak Pitt’i keşfettik:) Karma böyle bir şey demek ki…
Özlem Alp, ben hâlâ selam veririm ağaçlara, yanlarından geçerken onlara dokunurum, hatta fırsatım varsa sarılır dinlerim onları. Yalnız Türkiye’de değil, dnyanın birçok yerinde ağaçlar katlediliyor. Örneğin Avrupalı bir çikolata markası, ihtayıcı olan bir hammaddeyi sağlamak için Uzak Doğu ormanlarının kaldırılıp yerine bir palmiye türü dikilmesini teşvik ediyor.
Neşe, eksik olma. Eşekleri çok severim ben de.
Evren, bir ağaç gibi tek ve hür ve bir orman gibi…

Reply

Özlem Alp January 13, 2011 at 03:30

Yıldıray çevreciler bu davayı da kazanmıştı..o çikolata markası kampanyayı fazla önemsememişti, kibir yaptı ama sonunda boyun eğmek zorunda kaldı. Çevre örgütleri dünya çapında büyük başarılar elde ediyor..beni düşündürende bu zaten.. bizim ülkemizde zor şartlar altında mücadele veriliyor..ama asla pes etmek yok..çocuklarımıza çevre sevgisini aşılamak biz anne babaların görevidir.
Geçenlerde caddenin kenarında ‘budanmış’ dallara rastladım :) aklıma sizin Yaşam Ağacı projeniz geldi..dalları uzunca bir vazoya yerleştirdik şimdi yapraklarını hazırlamakla meşguluz..hem zevkli hem de eğitici bir etkinlik teşekkür ederiz :) – ağaçlara selam veriyorsan içinde hala bir çocuk var :) ne mutlu sana..ikinizede başarılarınızın devamını dilerim

Reply

Yıldıray January 13, 2011 at 09:34

Özlem Alp, haklısın o dava kazanılmıştı. Ben hâlâ kızgınlığımı tam atmamış olmalıyım:) Yaşam Ağacı etkinliğinin sonuçlarını da bizimle paylaşırsan çok seviniriz.

Reply

Özlem Alp January 14, 2011 at 01:59

Kızmakta haklısınız :(
Yaşam ağacımızın fotoğralarını benim ‘bloğumda’ görebilirsiniz..tşkler

Reply

Özlem Alp January 14, 2011 at 01:59

Leave a Comment

Yorumları takip et. Yorum bırakmadan da kayıt yapabilirsiniz. Kaydol!

Previous post:

Next post: