Yaşamı severim. Sürprizlere doludur yaşam. Renklidir; yeniliğe, değişime açıktır… Ama bazen de acımasızdır. Sürprizleri hiç de güzel gelmez o zamanlarda. Haksızlık eder. Ya da en azından bana öyle gelir. Kabul edemem yaptıklarını. Ölümü mesela… Sevdiğim insanların benden alınmasını kabullenemem. Dışarıdan bakıldığında alışmış gibi görünürüm; ama içimdeki mızıkçı çocuk sürekli ayağını yere vura vura ağlar durur. O mızıkçı çocuğun öğreneceği çok şey var daha. Bunları yine yaşamın ta kendisi öğretecek üstelik.

Zeynep Cemali, bence Türk çocuk edebiyatının en iyi yazarıydı. Çok iddialı bir laf olduğunu biliyorum. “Türk çocuk edebiyatının tüm yazarlarını okudun mu ki böyle diyorsun?” diye sorabilirsiniz. Hayır, okumadım; ama yanıtım son derece kişisel: BENCE Zeynep Cemali Türk çocuk edebiyatının en iyi yazarıydı. Ne yazık ki yaşam yine haksızlık etti ve Cemali’yi erkenden aldı bizden. Oysa Zeynep Cemali, yaşama surat asmamak gerektiğini öyle iyi biliyormuş ki.  “Ballı Çörek Kafeteryası”nı benim bu mızıkçılığıma karşı çıkarcasına yazmış adeta…

Sıla, mutlu bir anne babanın çocuğudur. Babası çok çalışan, vaktinin çoğunu iş gezilerinde geçiren biridir. Annesiyse coşku dolu bir kadındır. Yaşam enerjisiyle doludur. Pek çok hayali vardır. Bunlardan biri de bir kafeterya açmaktır. Ne var ki anne hastalanır ve çok hızlı bir biçimde terk eder onları. Baba çok üzgündür; Sıla çok üzgündür; ortalık acıyı vurgulayan insanlarla doludur. Kırılma noktası da bu olur. Baba Sıla’yı kaptığı gibi evden çıkarır. İstanbul’un dolaşmadık yerini bırakmazlar; baba, kızına, çok sevdiği eşiyle yaşadığı tüm güzel anıları yerinde anlatır. Hayır, sevgilisi ölmüştür ama yapacak çok şey vardır. Önce işinden ayrılır. Sonra evlerinin altındaki dükkanı alır ve karısıyla kızının en büyük hayalini gerçekleştirmek için kolları sıvar. Sonunda “Ballı Çörek Kafeteryası” açılır. Arda Bey’le Sıla’ya, Sıla’nın deli dolu teyzesi Rana da katılır ve bir düşü gerçekleştirmek üzere yola koyulurlar.

Asıl öykü, tüm bu anlattıklarımdan sonra başlıyor. Ballı Çörek Kafeteryası açılalı birkaç yıl olmuştur. Ana eksende kafeterya sakinlerinin öyküsü akıp giderken, bu öyküye sağından solunda başka küçük öyküler eklenir. Sıla, babası ve teyzesinin yaşamında yepyeni dönüşümlerin eli kulağında olduğunu hissederiz. “Ballı Çörek Kafeteryası” Sıla’nın yaşamından bir kesit sunuyor okura. Bir yıldan daha kısa bir zaman dilimi bu; ama içine onlarca hayatı sığdıran kocaman bir öykü anlatılıyor. Üç ana karakterin yanında, mahalle halkından çocuklar, yaşlılar, fal meraklısı kadınlar, kapkaç meraklısı haylazlar, meczuplar, delikanlılar… Çeşit çeşit insanın hayatına girip çıkıyoruz. Kâh yaşlı bir amcanın çocukluğuna gidiveriyoruz; kâh Anadolu’nun bir köyüne, o köyde geçmişte yaşananlara…

Zeynep Cemali, insan yaşamının tüm zenginliğini doldurmuş bu kitaba. Üstelik tüm bu insanlar ve öyküleri birbirine kusursuz bağlarla bağlanmış. Karakterlerin her biri kanlı canlı karşınızda duruyor. Birazdan sokağa çıksanız kitaptaki insanları görecekmişsiniz gibi… Aynı şekilde öyküde anlatılan sokaklar, parklar, köy meydanı, dükkanlar sanki daha önce gördüğünüz yerler gibi, capcanlı… Yazar idealizme kaçmadan anlatmış. Ne diyecekse aynen söylemiş. Sanki öyküde anlattığı semte (İdealtepe-Maltepe) gitmiş, eline defterini kalemini alıp bir banka oturmuş ve mahallede ne gördüyse aynen defterine aktarmış gibi… Kim bilir, belki de öyledir. Açıkçası kitabı okuyunca, trene atlayıp İdealtepe’ye gitmek, semtin sokaklarında, çarşısında gezmek geldi içimden. Yıldıray’ın hep söylediği, birçok yazarın düsturu olan bir söz geldi aklıma “Yazar anlatmamalı, göstermeli.” Zeynep Cemali bu kuralı tam anlamıyla uygulamış. Kitabı okurken bir anlatıcı girmiyor okurla kitap arasına. Bir film izler gibi izliyorsunuz olayları.

Ben “Ballı Çörek Kafeteryası”nı bundan beş yıl önce, ilk çıktığında okumuştum. Tadı damağımda kalmıştı. Aradan çok zaman geçti. Günışığı Kitaplığı’nın Bir Dolap Kitap’ın çekilişi için yolladığı kitaplardan birinin “Ballı Çörek Kafeteryası” olduğunu görünce, bir çocuğun bu kitabı okumasına aracılık edeceğim için çok sevindim. Üstelik kitabın tasarımı da yenilenmiş. Kitabın yeni baskısında çok güzel bir kapak tasarımı yapılmış. (İşin içinde bir bisikletin olması bana ayrıca cazip geldi tabii.)

İşte hayalimdeki ballı çörekler (Fotoğraf: Missycorley)

Uzun lafın kısası, “Ballı Çörek Kafeteryası” genç okurların yanı sıra, insan ve yaşama dair kitaplardan hoşlanan yetişkinlerin de beğeneceği bir kitap. Ayrıca yazarlığa ilgi duyan yazar adaylarının da mutlaka okuması gereken bir kitap “Ballı Çörek Kafeteryası”… Ve BENCE, Zeynep Cemali kitaplarının en güzeli bu. Bize bu güzel öyküyü armağan ettiği için Zeynep Cemali’yi şükranla anıyorum.

Hamiş: Sıla’nın o kokusu her yanı saran harika ballı çöreklerinin tarifi de kitabın sonuna eklenmiş. Denemeye değer.

Hamiş: Zeynep Cemali’ye ayırdığımız radyo programımızı dinlemek için burayı tıklayın.
Bu kitabı da sevebilirsiniz:

Ballı Çörek Kafeteryası
Yazan: Zeynep Cemali
Yaş grubu: 10+
Günışığı Kitaplığı, 2005, karton kapak, 198 sayfa
ISBN: 975-6227-09-5