Hayatımda yazdığım ilk şey neydi, hatırlamıyorum. Kendimi bildim bileli kağıt, kalem ve boya kalemleriyle içli dışlı bir çocuk oldum. Çocukluk arkadaşım Zeynep’le kimi “dergiler” hazırladığımızı hatırlıyorum. Bugünkü aklımla bakınca, aslında biz renk renk fanzinler üretiyormuşuz. Ne yazık ki hiçbirini saklamamışım. Sonra elbette benim de bir günlüğüm oldu. Günlük tutmaktan hoşlanıyordum; ama uzun uzun yazmak çok da cazip gelmiyor olsa gerek, sokakta oyun oynamaya daha çok zaman ayırıyordum. İlk günlüğüm de ne yazık ki bugünlere ulaşmadı.
Ardından ablamın daktilosuna göz diktim. İzin koparınca başladım teksir kağıtlarını makineye dizip romanımı yazmaya. Size Mübeccel Hanım’ın aslında taklit bir Mary Poppins olduğunu daha önce anlatmıştım. Taklit girişimimi fark edince bu kez yeni bir kitaba başladım: Esrarengiz Beşli. Tabii bu da biraz Gizli Yediler, biraz Afacan Beşler kokuyordu. Esrarengiz Beşli’den de vazgeçtim. Sonra yazmaya uzuuuun, çok uzun bir ara verdim. Son yıllarda yine yazıyorum. Yazdıkça, çocukken yaptıklarım aklıma geliyor. O zamanki heyecanımı yeniden yaşıyorum.

Kitap fuarında Sevin Okyay’ın “İlk Romanım” adlı kitabını gördüğümde, kitabın tüm bunları anımsatacak bir öykü anlattığını bilmiyordum. Kitabın yazarının Sevin Okyay olması benim için yetmişti. Önyargıyı hep olumsuz bir kavram olarak bilirdim. Meğer öyle değilmiş. Ben Sevin Okyay’ın “ilk romanı” için yüzde yüz olumlu bir önyargıya sahiptim. Kitabı gördüm ve Yıldıray’a şunu dedim: “Bu kitabı kesinlikle beğeneceğime eminim.” O da bana güldü. “Eee ama daha okumadın ki!” “Olsun,” dedim, “Sevin Okyay yazmış, daha ne olsun. Evet, evet, beğeneceğim!”

Sevin Okyay hep özendiğim kişilerden biri olmuştur. Aynı anda pek çok farklı ilgi alanına sahip olan ve hepsinde de aynı başarıyı gösteren biri… Sevin Okyay’ı tanımlamaya kalktığınızda işin içinde çıkamazsınız. Sevin Okyay benim için öncelikle Harry Potter kitaplarının çevirmenidir. J.K. Rowling ne yaptıysa, Okyay da aynen onu yapmış, Potter maceralarını yeniden yaratmıştır. Sevin Okyay’ı usta bir sinema yazarı olarak da tanımlayabilirsiniz. Aynı zamanda caz müzik konusunda da çok dolu biridir; spor yazarlığında da öyle. Polisiye edebiyat deseniz, karşınıza yine Sevin Okyay çıkar.

Sevin Okyay bu sefer bir çocuk kitabıyla çıktı karşımıza. Bugüne kadar kitapların arka kapaklarındaki yazıları hiç alıntılamadım yazılarıma. Ama “İlk Romanım”da bunu yapacağım; kapakta yazanlar kitap hakkında çok güzel fikir veriyor.

“Sevin üç yaşında, Sevin on yaşında. Yedi yıl kadar yazdım mı acaba?”

Babam hediye defter getirdi, her gün biraz yazdım, roman oldu. İlk romanım… Adım Sevim.

Sevin, iki haneli ilk yaşı olan 10’a girdiğinde babası ona üzeri ekoseli çok güzel bir defter hediye eder. Bunun bir hatıra defteri olmadığını düşünen Sevin “özel defteri”nin tamamını yazıp doldurduğunda ortaya bir roman çıkacağını düşünür ve başlar yazmaya. Önsözle açılan roman, Sevin’in üç yaşına ait ilk hatıralarından başlar, on yaşına kadar devam eder. Neler anlatmaz ki? Hangi birini sayayım? Bir kere çok özel bir çocukla tanışırız. Haylaz, ama bir o kadar söz dinleyen çocuktur Sevin. “Hem bilgili çocuktum, hem iyi çocuk, hem hanım kız, hem de hasta çocuk. Hangi çocuk buna tahammül edebilir?” Kitap kurdu bir çocuktur bu. Okuduğu her şeyden söz eder. Söz etmekle kalmaz; kahramanlar onun dünyasına, o da kahramanların dünyasına girer. Küçük Kadınlar’daki Jo’yu sever en çok. Belki de kendine yakın bulduğu için. Cyrano de Bergerac’a da aşıktır. Pal Sokağı Çocukları’nı, İki Çocuğun Devrialem’ini, Bir Eşeğin Hatıratı’nın başkahramanı Kadişon’u, Esrarlı Bahçe’nin kaşifleri Mary, Dick ve Colin’i, Pekos Bil ile Kalamiti Ceyn’i tanırız Sevin sayesinde.

Sevin’in mavi bisikletiyle tanışması, bisiklet maceraları , nasıl kasap olma hayali kurduğunu, kazlara ve sarışınlara ne de komik diş bilediği, ailesi, annesiyle çatışmaları, babasıyla nişanı, Beşiktaş ve Maltepe’deki konu komşu, aile dostları, akrabaları ve çeşit çeşit insanın güleryüzlü anısı… Off, saymakla bitmez… Anılar su gibi akar ve Sevin bir bakmış ki on yaşına basmış, defteri bitmiş, roman tamamlanmış, sonsözü yazma vakti gelmiş. “Sevin üç yaşında, Sevin on yaşında. Yedi yıl kadar yazdım mı acaba?

“İlk Romanım”ı okumaya ilk başladığımda biraz farklı buldum. Alışıldık çocuk kitapları gibi değil. Evet, bu çocuklar için yazılmış, bir çocuğun ağzından anlatılan, o çocuğun yaşamını ve yaşama bakışını anlatan bir kitap. Ama kurgusu, akışı farklı… Farklı işte. Tıpkı bir düşünce akışı gibi… ki öyle… On yaşındaki Sevin’in zihninden hızla geçen düşünceler, kaleminin ucundan günlüğüne nasıl akıverdiyse, siz de aynı hızla, o hızı fark etmeden, tamamen o düşüncelerle sarmalanarak okuyorsunuz  “İlk Romanım”ı… Kitabı okurken Sevin Okyay’ın yaşadığı çocukluk ile kendi çocukluğum arasında pek çok benzerlik yakaladım. Benzer sözler, benzer inanışlar, benzer semboller… Aramızda bir kuşak fark olmasına rağmen bana tanıdık bir kesit sundu. Ama belki yeni nesle biraz değişik gelebilir. Onların hiç tanımadığı, bilmediği bir yaşamı anlatmış Sevin Okyay. Bu özellik hoşuma gitti. Bu farklılık genç okurların okuma zevkine hoş bir tat katacaktır, eminim.

Yarışma şartnamesini okumak için resme tıklayın.

Bu kitabın başka katkıları da var. Kitabı okuyan çocuklar yaşadıkları çevreyi, etraflarındaki insanları anlamaya, tanımaya ve yorumlamaya çalışabilirler. Tüm bunları söze dökebilirler. İnsanın kendini tanıma ve eleştirebilme becerisi de edinebileceğini görebilirler. Kitabın bana göre en büyük katkısı ise gözlemlerini yazma, anlatma, aktarma hevesini körüklüyor olması… Can Çocuk da böyle düşünmüş ve çok güzel bir yarışma başlatmış: “İlk Romanım Yarışması”. Çocukları kitap yazmaya teşvik eden yarışma 7-14 yaş arasındaki çocuklara açık. Konu ve şekil serbest. Son katılım tarihi 15 Mart 2011. Kazanana bir bilgisayarın yanı sıra, jürinin basılmaya değer bulduğu üç kitap 50 adet basılarak eser sahibine hediye edilecekmiş. Ayrıntılar’ı broşüre tıklayarak ya da Can Çocuk’tan öğrenebilirsiniz.

Kitabın kapak resmi, tıpkı her bölüm başını süsleyen diğer resimler gibi, genç illüstratör Sedat Girgin’e ait. Biz Sedat Girgin’i ilk kez Bilgin Adalı’nın “Uzaylılar Geliyor” adlı kitabında tanımıştık. Ardından “Büyülü Çember“de gördük. Sonra o güzel resimleriyle sık sık karşımıza çıkar oldu. Girgin’in başka resimlerini de görmek isterseniz buyurun Sedat Girgin’in bloguna

“İlk Romanım”, 10+ yaş için önerilmiş. Ama bana kalırsa, yetişkinler, bir dönemin tadını yeniden anımsamak, üstüne üstlük Sevin Okyay’ın mizahla dolu şahane anlatımının lezzetine varmak için mutlaka bu kitabı okumalılar. Şimdi yerinizde olsam, hemen bir kırtasiyeye gider güzel ve “özel” bir defter alır, sonra da yakınımdaki bir bızdığa armağan ederdim.

Hamiş 1: İyi Kitap, son sayısında Sevin Oyay’la yapılmış bir röportaja yer vermiş.  İşte burada!

Hamiş 2: Bir Dolap Kitap’ın çekilişinde“İlk Romanım” da var. Sabredebilecek misiniz?

Bu kitaplar da ilginizi çekebilir:

İlk Romanım
Yazan: Sevin Okyay
Resimleyen: Sedat Girgin
Yaş grubu: 10+
Can Çocuk, 2010, karton kapak, 198 sayfa
ISBN: 978-975-07-1245-6