Haftaya güzel bir başlangıç yapmak istiyordum. Bir Dolap Kitap okurlarının haftaya yüzlerinde koca bir gülümsemeyle başlamalarını da… O halde şuna ne dersiniz?

Bir zamanlar iki ayı varmış:

Büyük Ayı ve Küçük Ayı.

Büyüğü Büyük Ayı’ymış, küçüğü ise Küçük Ayı.

Günlerden bir gün, ikisi ormanda gezmeye çıkmışlar.

Tanıdınız, değil mi? Hani şu bizim uyumamak için bin türlü numara yapan Küçük Ayı’mızla, ona hep güzel bir gülümsemeyle sabreden Büyük Ayı’mız… Onları “Uyuyamıyor musun Küçük Ayı?” kitabıyla tanımıştık.  Zaten o kitabı alıp sevdiyseniz, serinin diğer kitaplarına da bir an önce sahip olmak istediğinize eminim. Bunlardan biri de “Eve Dönelim, Küçük Ayı”.

Büyük Ayı ile Küçük Ayı karlı bir günde ormanda yürüyüşe çıkarlar. Uzun yürüyüşün ardından Büyük Ayı küçüğe “Eve dönelim, Küçük Ayı,” der. Büyük Ayı sakin ve ağırbaşlı yürürken, bizim o zıpır ufaklık koşup oynayarak ilerler. Sonra ormanda bir takım sesler duyar. POF, POF, POF. Sonra Şıp ŞIP ŞIP ve ardından PAT PAT PAT. Sesler devam eder. VUU VUU VUU, ÇAT ÇAT ÇAT ve yine POF POF POF. Küçük Ayı bu seslerin her birine hayali yaratıklar yakıştırır. Büyük Ayı her seferinde Küçük Ayı’ya o sesin aslında ne olabileceğini açıklar. Sonunda mağaralarına (o sıcacık, huzurlu evlerine) varırlar ve ilk kitapta olduğu gibi, o kırmız koltukta kucak kucağa uykuya dalarlar.

İlk kitapta olduğu gibi Küçük Ayı yine oyun peşinde. Resimlere bakar bakmaz, onu nasıl hoplayıp zıpladığını görüyorsunuz. İlk kitapta “küçük-büyük-daha büyük” kavramları ele alınırken, burada sesler ve seslerin tanımları üzerinde duruluyor. Hayal ve gerçek üzerine daha güzel bir masal anlatılamazdı. Üstelik bu masalın çok güzel bir ritimle kurgulanmış olması, kitabı daha da keyifli hale getiriyor.

Martin Waddell

İrlandalı, ödüllü yazar Martin Waddell daha çocukluk yıllarında çok canlı bir biçimde öyküler anlatırmış. Bu “anlatma” işini ne kadar sevdiği kitaplarından da belli değil mi? Hikayelerindeki kişi ve yerleri çevresinden esinlenerek yarattığını söyleyen Waddell (Acaba Küçük Ayı’nın esin kaynağı kimdi?), bende yazmanın keyfini sonuna kadar çıkaran biri izlenimi uyandırdı:

“Evimin yanındaki eski, taş ahırda çalışır; öykülerimi bahçemde ve evimin önündeki kumsalda yaptığım uzun yürüyüşler sırasında düşlerim. Başka hiçbir yerde yazmam. Ait olduğum yer burası.”

Bildiğim kadarıyla Martin Waddell’in Türkçe’ye dört tane “Büyük Ayı Küçük Ayı” kitabı çevrildi. Ama yazarın daha çok sayıda kitabı var. (Kitaplara bu linkten göz atabilirsiniz.)

Bu kitapların benim için çok özel kitaplar olmasının en büyük nedeniyse illüstratörü Barbara Firth’tür. Ayılar çoğu kişi tarafından vahşi, çirkin ve kaba saba hayvanlar olarak görülürken (ki bence kesinlilikle yanılıyorlar), Barbara Firth neyse ki düşüncelerime muhteşem ayı çizimleriyle tercüman olmuş.

Araştırmasının bir parçası olarak, hayvanat bahçesinde saatler harcamış ve ayıların hareketleriyle alışkanlıklarını dikkatle izleyip kaydetmiş. “Ayılar hakkında düşündüğüm ilk şey ne kadar acımasız bakan küçük gözleri olduğuydu. Ama bu düşünceden acilen kurtulmam gerekiyordu; zira çocukları korkutabilirdi!”

Ben Büyük Ayı’yla Küçük Ayı’yı çok seviyorum. O kadar ki, Küçük Ayı şu an karşıma çıksa onu, nefesi kesilene kadar sıkıştırır, sarılır, yumuşacık tüylerini severim. Onun tatlı yaramazlığını, Büyük Ayı’nın sevecen sıcaklığını, koca gövdesinden yayılan huzuru ve güveni seviyorum. Onlarla henüz taşınmadıysanız, mutlaka bir kitapçıya gidin ve Büyük Ayı’yla Küçük Ayı’yı bulun. Eminim sizde de benze duygular yaratacaklar.

Hamiş: “Küçük Ayı-Büyük Ayı” dizisi hakkında yaptığımız radyo programını dinlemek için tıklayın.

Bu kitaplar da ilginiz çekebilir:

Eve Dönelim, Küçük Ayı
Özgün Adı:Let’s Go Home, Little Bear
Yazan: Martin Waddell
Resimleyen: Barbara Firth
Yaş grubu: 2+
Kır Çiçeği Yayınları, 2010, sert kapak, 32 sayfa
ISBN: 978-9944-701-19-8