Günlerimizin çoğunu sıradan olarak nitelendiririz, değil mi? Aynı saatte kalkar, benzer kahvaltılar yapar, işe giderken aynı yollardan geçeriz. İş yeri daha farklı değildir. Benzer sıkıcı işler, benzer sıkıcı konuşmalar… Sonra yine aynı yollardan eve gelir, her akşam yaptığımız işleri yaparız. Gece olur, uyuruz. Ne kadar sıradan!
Peki sıradandan sıyrılmak mümkün değil mi? Hayatın monotonlaşmış akışından kurtulmak çok mu zor? Elbette hayır. Bisikletle Kadıköy’e gidiyorsam, her seferinde farklı bir güzergahtan gider, eve de değişik bir yoldan dönerim. Çarşıda dolaşırken farklı rotalar çizerim. İşe giderken hep aynı kaldırımı kullanmam. Yürüdüğünüz yolda ufacık bir değişiklik bile bakış açınızı değiştirir. Evde yemek sofrasında her seferinde farklı bir sandalyeye otururuz. Kitap okuma köşem hep değişir. Bizim evde evdeki eşyaların yerleri bile ara ara değişir. Böylece aynı mekanın sıkıcılaşmasını önlemiş oluruz. Yemek yaparken aynı yöntemleri uygulamaktan kaçınırım. Böylece her seferinde hep yeni bir makarna sosu elde ederim. Seramik atölyesinde denemeler yapmaktan çekinmem. Böylece hep yeni keşifler yapma şansım olur. Ufak tefek farklılıklar bile yeter sıradanı kırmaya. Bazen de çok sıra dışı insanlar ansızın giriverir hayatımıza. O kadar renklidirler, hayata o kadar güzel bir yerden bakıyorlardır ki, sizin de ufkunuzu açarlar.
Sıradan çocuğun başına da gelen bu işte. Sıradan çocuk sıradan bir günde uyanır. Her sabah yaptığı sıradan işleri yapar ve sıradan okuluna doğru yola çıkar. Sokaklar, yollar, dükkanlar… hepsi sıradandır. Çocuk okulun bahçesindeki diğer sıradan çocuklarla sıradan bir oyun oynar ve ders zili çalınca sıradan bir sınıfa girer. Buraya kadar her şey normaldir (sıradandır); ama sınıfa bir anda sıra dışı biri girer. Bu yeni öğretmen Bay Ge’dir. Bay Ge’nin renkli ve müzikli bir ders işleme yöntemi vardır. Sınıfa getirdiği gramofona bir plak takar ve çocuklardan müziğin zihinlerinde oluşturduğu resimleri anlatmalarını ister. Bay Ge’nin yöntemiyle bütün sınıfın hayal gücü harekete geçer. Sıradan çocuk hayatının en güzel dersini geçirir. Sıradan günü sıra dışı olur, gece sıra dışı rüyalar görür.
“Sıradan Bir Okul Günü”nü Colin McNaughton yazmış, Satoshi Kitamura resimlemiş, Tülay Dikenoğlu Süer çevirmiş ve Nesin Yayınevi Çocuk Cenneti Kitaplığı da yayımlamış. Kitapta metinle resimler birbirine paralel gidiyor sayılır. Ama ne yalan söyleyeyim, benim gönlümü çelen öyküden çok resimler oldu. Öykünün “sıradan” bölümü siyah beyaz çizilmiş. Bay Ge’nin sınıfa girdiği sahnede çocuklar siyah beyazken, Bay Ge’nin sarı renk takımı parıl parıl parlıyor. Müzikle birlikte önce bir çocuk renkleniyor. Ardından çocukların hayalleriyle birlikte rengarenk sahneler ortaya çıkıyor.
Bu kitabı çocukların keyifle dinleyeceğine, okuyacağına ve resimlere zevkle bakacaklarına eminim. Ama bu kitap öğretmenlere de kocaman bir mesaj veriyor. Derslerin sıkıcılığını ve sıradanlığını ortadan kaldırmak öğretmenlerin elinde. Akıştaki ufacık bir farklılık, çocukların ileride unutamayacakları güzel bir anıya dönüşür. Bu ufak farklılık belki de çocuğun gelecekteki yaşamının şekillenmesinde çok büyük bir rol oynar. Neyse ki Bay Ge gibi öğretmenler var. Bay Ge’lerin daha da artması dileğiyle. Bütün öğretmenlerin 24 Kasım Öğretmenler Günü kutlu olsun.
Bu kitabı okuyup neler yapabilirsiniz?
- Yapılacak ilk şey belli: Müzikçalara bir albüm koyun ve çocuğunuza / öğrencinize ne duyduğunu sorun. Tanıdığı enstrümanlar var mı? Her çalgın sesini ayrı ayrı duyabiliyor mu? Farklı ritimleri seçebiliyor mu? Peki duyduğu bu müzik ona neyi çağrıştırıyor? Bay Ge’nin öğrencileri gibi, gözlerini kapadığında neler görüyor? Birlikte müziğin resmini yapın.
- Farklı müzik türlerinden örnekler dinleyin. Caz, klasik, halk müziği, çeştili etnik müzikler, pop, rock. vs. Sonra benim ablamla çocukken oynamayı en sevdiğim oyunlardan birini oynayın: “Hangi sebze/meyve/hayvan hangi müzikten hoşlanır? oyunu”. Gerçekten çok eğlencelidir.
- Günlük yaşamınızın akışını birbirinize anlatın. Bu akıştaki en sıkıcı bölümleri belirleyin. Sonra bunu bir liste yapıp buzdolabına (ya da sınıf panosuna) asın. Bir hafta boyunca, her gün sıradan davranışlarınız yerine yaptığınız sıra dışı davranışlarınızı listenize işleyin. Her sıra dışı davranışa bir puan verin. Hafta tamamlandığında en çok puan alan kazansın.
- Tanıdığınız en sıradan ve sıra dışı insanların kimler olduğunu konuşun.
Sıradan Bir Okul Günü
Özgün Adı: Once Upon An Ordinary School Day
Yazan: Colin McNaughton
Resimleyen: Satoshi Kitamura
Çeviren: Tülay Dikenoğlu Süer
Yaş grubu: 4+
Nesin Yayınevi Çocuk Cenneti Kitaplığı, 2010, karton kapak, 32 sayfa
ISBN: 978-605-5794-56-9










{ 7 comments… read them below or add one }
Yazına eklediğin kadarıyla resimlemeler çok hoşuma gitti. Ve monotonluk düşmanı ben de hemfikirim. Benim de rutin olmama takıntım var. kendimle oynarım, evle oynarım, işlerimi yapış şeklimle oynarım, …vs
Bay Ge gibi öğretmenlerden bol olsun ki gelecekte daha başarılı yaratıcı ve özgüvenli büyükler olsun şimdiki bıdıklar.Bugün öğretmenler günü… kutlu mutlu olsun tüm öğretmenlere…ve sizin gibi gizli öğretmenlere
Nerdesin Bay Ge ?
Biz de böyle düşünceye sahip öğretmenlerden istiyoruz…
Bayıldım… gene çok güzel bir kitap seçimi… analizi…bu ülkede de bay Ge’ler çoğalsın, (ama bay Ge oldukları için haklarında soruşturma açılmasın) farkındalıklar artsın, yaratıcı, sıradışı çocuklar yetişsin küpe takması sürülme sebebi olan arkadaşlarına sahip çıkan öğretmenler de olsun lütfen…
Evet, evet, herkes dilek tutsun. Daha çok Bay Ge dileyelim. Neyse ki bizde de var öyle değerli öğetmenler. Meryem Pamuk ve 5-B sınıfında yapılanlar buna örnek.
http://www.birdolapkitap.com/2010/11/27/ozel-haber-cocuk-okurlarimizin-gozunden-bir-dolap-kitap/
Teşekkürler …
öğretmenimiz: Meryem pamuk…
Çok ilgimi çeken bir kitap ilk defa inceliyorum.Böyle bir kitabı çok görmüştüm ama böylesinide görmedim çok ilgimi çekti…
5/B SINIFI ÖĞRENCİSİ:SEMANUR İBRAHİMOĞLU…
ÖĞRETMENİ:MERYEM PAMUK…
Eğitim sistemimizin temel problemidir ezbercilik ve sıradanlık. Genç dimağların ilgisini çekebilmek ve onlara ömür boyu unutamayacakları şekilde bilgi sunmak gerçekten çok önemli. Hayalgüçlerinin gelişmesi ve kişilik sahibi olmaları…
Ancak, karakterleri ve ahlaki değerleri de sağlam olmalı. Bunun olumsuz sonuçlarını sürekli örnek aldığımız Batı’da bugünlerde daha net görüyoruz. Kendimize ait Bay ve Bayan Ge’lerimiz olmalı bizim. Değerlerimizi sindirmiş ama yapageldiğimiz eğitim hatalarını yapmayan öğretmenler…
Herşey farkındalıkla başlar ama çocuksu ve inatçı inkarla biter.