Banu, Çocuk Kitapları Haftası yazısında okunan kitaptaki kahramanın sesini, zencefilli kurabiyenin tadını, kokusunu duymaktan söz etmişti. Gerçekten de duyarım ben bunları. Belki yazarın iştahından kaynaklanıyordur sözcüklerle sağlanan bu duyu ortaklığı. Belki de yazar o kurabiyeyi damağında hissederek yazdığı için sözcüklerinden bize de geçiyordur tadı. Neden olmasın? Peki, doğrudan sözcüklerin lezzetini hisseder misiniz okurken?
Bazı yazarların iştahı sözcüklere karşı oluyor. Sözcükler o yazarların ağzından, kaleminden dökülmeye başladı mı lezzet patlamasından geçilmiyor. Ben daha geçenlerde biriyle tanıştım: Frances Hardinge ve romanı “Gece Kaçakları”.
Kahramanımız Mosca, 12 yaşında kimsesiz bir kızdır. Yazar olan babası sürgünde ölünce amcasının yanında yaşamaya başlar. Denetimden geçmemiş en ufak yazılı kağıt parçasının bile ağır suç sayıldığı bir toplum içinde, Mosca’nın okur yazar olmak gibi büyük bir kusuru vardır. Bu anomali, amcasının kendisini kilitli tuttuğu değirmeni yakarak kaçarken karşılaştığı sözcük ustası Eponymous Clent’le birlikte gittiği Mandelion kentinde başına büyük işler açacaktır. Sözcüklere tutkun Mosca, en yakın arkadaşı vahşi kaz Saracen ve Eponymous Clent’le birlikte kendini casusların ve haydutların cirit attığı, yönetici sınıfın entrikalarıyla dolu bir ortamda bulacaktır. Mosca, hiç istemeden, devrimle sonuçlanan bir isyanın en önemli oyuncusu olacaktır.
Okuduğum kadarıyla, “Gece Kaçakları” teknik anlamda ders gibi çalışılabilecek bir roman. Tek bir unsur, tek bir ayrıntı yok ki anılmış olsun da maceranın bir başka yerinde karşınıza çıkıp işe yaramasın. Hem kurgu, hem de anlatım, eylemi bir an olsun bırakmıyor. En sakin sahnelerde bile anlatım sizi peşinden sürüklüyor. Her an karşınıza bir sürpriz çıkabiliyor. Karakterlerin birçok kusuru var ve bu kusurlar onlara yaşam veriyor; karakterlerin yargılarına, tercihlerine televizyonda film izleyen bir nine gibi “Yapma evladım, girme o odaya!” diyerek karışma isteği uyandırıyor.
Anlatılan kentler, kasabalar, evler de çok ilgi çekici. Örneğin Mandelion kentinin çok gürültülü bir âdeti var ama ne olduğunu söylemeyeceğim. Ben en çok yüzen kahvehanelere bayıldım. Ortam, insanların alışkanlıkları ve yaşam görüşleri, önyargıları, korkuları, ilişkileri, yasaları o kadar canlı anlatılmış ki, kitabın sonunda yazar bunun tarihi bir roman olmadığı uyarısını yapma ihtiyacı duymuş. Yazar anlattığı ortamın kabaca on sekizinci yüzyıl başı İngiltere’sini temel aldığını ama tarihsel gerçeklerde ve hatta fizik kurallarında kafasına göre değişiklikler yaptığını belirtiyor. Doğrusu, her ne yaptıysa gayet iyi yapmış.
Romanla ilgili daha birçok olumlu özellik sayabilirim. Bunun yerine kısaca, son zamanlarda beni en çok heyecanlandıran roman “Gece Kaçakları” oldu, desem yeter sanırım. Romanın beni en çok etkileyen yanıysa anlatımın güzelliği ve dilin zenginliği oldu. Tarif etmeye uğraşmayacağım hiç. Alıntı yapmak daha kolay ve güvenli:
Yol, belalı ve ters bir şeydi. Sanki, karşı tepeleri göremeyeceğinden endişelenmiş ve daha iyi bir görüş açısı için tırmanmakta diretmişti. Ardından, rüzgârı olağanüstü serin bulmuş ve geri çekilip ağaçların arasına sokulmuştu. Derken, ansızın bir şey unuttuğunu sanıp gerisin geri gitmiş, sonra unutmadığını anlayıp yine arkasını dönmüştü. Sonunda, çamlardan kurtulmayı başarıp nehrin kenarına çöküvermiş, ağrıyan taşlarından şikâyet edip daha ileri gitmeyi reddetmiş, onun yerine aklı başında ve kolay katedilen bir yol seçmişti.
Bu da en sevdiğim cümle:
Yukarıda, martılar dönüyor ve karıştırılan bardaktaki çay yaprakları gibi süzülüyordu.
Frances Hardinge’in ilk romanı olan “Gece Kaçakları”, gördüğünüz gibi süzme gurmeleri bile şaşı edecek kadar lezzetli bir anlatıma sahip. Herhalde bir çeviri özgün dilinden daha iyi olamaz. Romanı özgün dilinden okumak kim bilir ne büyük bir keyif olurdu. Bu noktada, kitabın çevirmeni Özlem Gayretli Sevim’in ve editörü Nevin Avan Özdemir’in hakkını da teslim etmek lazım. (Kitabın arka kapağında, bordo kazın altındaki cümleyi görmezden geliyorum:)
İş Bankası Kültür Yayınları, kitabı 12+ yaşa önermiş. Bu ifadedeki “+” işaretini ciddiye almanızı öneririm. “Gece Kaçakları” dil ve anlatım zenginlikleriyle, heyecanlı kurgusuyla çoluk çocuk herkesin damağında güzel bir tat bırakabilecek bir kitap.
Hamiş: Yazar Frances Hardinge ilginç bir kişiye benziyor. İşte yazarın web sitesi. Diğer kitaplarının da çevrilmesini bekliyoruz.
Bu kitapları da okumak isteyebilirsiniz:
Gece Kaçakları Özgün Adı: Fly by Night Yazan: Frances Hardinge Çeviren: Özlem Gayretli Sevim Yaş grubu: 12+ Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları, 2010, 379 sayfa, karton kapak ISBN: 978-9944-88-971-1








{ 1 comment… read it below or add one }
Bu kitapbı 60ıncı sayfaya kadar okudum, ama kitap bana sıkıcı geldi ve devam edemiyorum