Bu seneki ilk kitap fuarı seferimizin en önemli ganimetleri arasında Nesin Yayınevi standında karşımıza çıkan çocuk kitaplarını sayabilirim. Hemen oracıkta uzun uzun inceledik kitapları. Alacağımızı bildiğimiz halde, “Alsak mı?” diye sorduk birbirimize; keyfimizi ve heyecanımızı uzatıp tadını sündürdük böylece.
İlk anda gözüme kestirmiştim onu. Kapağını görmek yetmişti. Kapaktaki iki figürün de bisiklete biniyor oluşu, elbette tarafsız davranmama engeldi. Öte yandan genel olarak kapak resminin kendisi; yuvarlanan renkler, köşeler ve bile isteye bozulmuş oranlar beni zaten çekerdi. Yani bu kitap tezgahtaki diğer kitaplardan, her şartta 1-0 öndeydi.
Postacı Piero ile gece bekçisi Marcello ev arkadaşıdır. Piero sabah tam da Marcello’nun eve dönüş saatinde işe gider. Marcello tam da Piero’nun eve dönüş saatinde işe gider. Böylece bu küçük evdeki bir kişilik eşyalarla iki kişi birer hayat yaşar gider. Bir gün ikisi de hastalanır. İşe gidemezler ve ritim bozulur. Ev arkadaşları yeni duruma ayak uydurmakta zorlanır. Acaba ortak bir nokta bulup yeni bir uyum, yeni bir ritim tutturabilecekler mi?
Resimleri kadar kitabın konusu da çekici. Bunun iki nedeni var. İki kişinin uzlaşma, birbirini keşfetme ve tanıma macerası bana her zaman çekici gelmiştir. Aksamadan ya da aksasa da devam etme yolunu bulan ilişkilerin en önemli özelliğinin bu maceranın sürmesi olduğunu düşünürüm. Öyle ya, belki de her türden ilişki kişilerin karşısındakine duyduğu merak, bu merakı gidermek için ortaya koyduğu keşfetme azmi ve uzlaşma becerisi kadar derindir. Kitabın sonunda, Marcello ve Piero’nun ortak bir nokta keşfetmeleri sayesinde ilişkiyi sürdürme becerilerinin çocuklar için olumlu bir örnek oluşturduğunu düşünüyorum. İlişkilerimizi tasarlarken yapıcı olmakta yarar var.
(Ne kadar bilmiş bir tonda yazıyorum, değil mi? Hayırdır inşallah.)
Konunun bana çekici gelmesini sağlayan ikinci neden; okurlarımızdan Neşe ile yürüttüğümüz, ne olduğunu şimdilik kimseciklere söylemediğimiz ve ne zaman sonuçlanacağını henüz kestiremediğimiz bir projeden kaynaklanıyor. Sevgili okurumuz Neşe bir süredir bizim dolabın mutfağında da yer alıyor. Zamanı geldiğinde bunu zaten göreceksiniz. Bu çalışmanın kitapla ilgisi ritim meselesinde saklı. Ritim, son günlerde, çalışmamızın orta yerinde duruyor. Daha geçenlerde ritmin uyum ve güvenle ilişkisi üzerinde durduk. Piero ile Marcello, ritmi kaçırmadıkları sürece birbirilerini daha fazla tanıma ihtiyacı bile hissetmeyecek kadar kendilerini uyumlu ve güvende hissediyorlar. Bir kez ritim kaçınca, ilişki sarsılıyor. Karşılıklı ataklarla karmaşık bir hal alan ritimleri (ilişkileri), ortak bir noktada uzlaşınca yeni bir düzene kavuşuyor. Ne Piero, ne de Marcello hemencecik pes edip gittiği için, yeni bir ritim tutturulduğunda ilişkileri gelişmiş, bir üst safhaya geçmiş oluyor. Buradan yola çıkarak bazen yaşamın, ilişkilerin ritminin bozulduğunu, olumsuzlukların ortaya çıktığını; bir biçimde yapıcı mücadeleyi sürdürüp yeni bir ritim tutturana kadar direnmek gerektiğini söyleyebilir miyiz? Çocuklar için olumlu bir örnek daha…
Kitabın resimleri bu itiş kakışlı öyküyü çok daha keyifli hale getiriyor. Fuarda kitabı elime alıp da biraz karıştırınca aklıma “Belleville’de Randevu (Les Triplettes de Belleville)” adlı animasyon film düştü. Bunun da tek nedeni bisiklet olmasa gerek. Nasıl oluyorsa, çizgilerde bir Fransızlık var. Nitekim Banu’nun yeğeni Deniz kitaba baktı ve “Çok Fransız,” dedi.
Metin, sanki özgün dilinde daha ritmik ve kafiyeliymiş de, Türkçe çeviride bunları biraz yitirmiş gibi geldi bana. Metnin içinde bir şarkının sözleri var. Özellikle şarkının sözlerinde bunu hissettim. Öte yandan, zihnimde sanki bir melodi canlanırmış gibi de oldu. Belki bir iki okuma sonra daha iyi duyarım melodiyi.
Anlaşılan bu kitapla biraz daha zaman geçireceğim. Hakkında yazmakta aceleci davranmış olabilir miyim? Olabilirim ama bir an önce yazmak istedim. Yorumlarınızı yazarsanız kitap hakkında tekrar tekrar düşünme fırsatı bulabiliriz. Ne dersiniz?
Hamiş: Bu kitaptan söz ettiğimiz radyo yayınının bant kaydı burada…
Postacı Piero ile Gece Bekçisi Marcello
Özgün Adı: Piero Postino e Marcello Metronotte
Yazan: Lodovica Cima
Resimleyen: Gabriele Clima
Çeviren: Ceylan Özçapkın
Yaş grubu: 5+
Nesin Yayınevi Çocuk Cenneti Kitaplığı, 2010, 32 sayfa, sert kapak
ISBN: 978-605-5794-59-0









{ 5 comments… read them below or add one }
Okuduklarım bana Emile Zola’yla yapılmış bir röportajı hatırlattı.Roman tekniği ile ilgili bir soruya, (hangi teknikle yazıyorsunuz?)Zola şöyle cevap veriyor:”Bir mekan yaratıyorum.Bu mekanın sıcak,soğuk,dağınık,düzenli,havasız,ferah…hallerini anlatıyorum.Sonra bu mekana karakterler yerleştirip; mekanın içinde o karakterleri işlemeye başlıyorum.Mekan, karakterler ve koşullar üçlemesinin birbirine bağlılığı ortaya çıkıyor.Sonra bu karakterleri alıp başka koşullardaki mekanlara yerleştirip; bu sefer de orada işlemeye başlıyorum.” Zola’nın cevabı özetle böyle diyebilirim.Bu cevaptan çokça çıkarımım oldu benim.İçinde bulunduğumuz mekanlar,beraber yaşadığımız insanlar,uyum sağladığımız koşullar,yargılama,tolerans,güven,güvensizlik,yer değiştirmeler,empati, kaçınılmaz değişimler,yeni ritim arayışları,bulup beğenmemeler,yapıp bozmalar…Ve aslında hepsi hayata dair haller.Hayatı anlamaya,kolaylaştırmaya dair…Okumak lazım ‘Postacı Piero ile Gece Bekçisi Marcello’yu
Yine gidip,bulup,getirip,okuyup anlatmışsınız bize.Teşekkür ederiz biz de size:)
görsellere gerçekten bayıldım ve fuarı çok çok kıskandım. deforme çizimleri ben de çok seviyorum. dolapta karşılaştığım bütün gün esneyen prensesi aldım defne’ye ankaradan. bakarak dokunarak kitap almak çok güzelmiş bu arada, fuarda olmanızın sebebi bu olmalı. ben de mecburen hep internetten alır kitapçı gezenlere çok özenirim.
defne kitabı çok sevdi, ilk okuyuşumda adını ezberledi. çizimleri nasıl dikkatli incelediğini görmenizi isterdim. sanırım o da seviyor farklı çizimleri. biraz daha büyüsün bu kitap da kitaplığımızda yerini alacaktır.
sevgiler…
Bu kitabı da kendime alacağım sanırım,
Blogunuz madden benim sonum olacak. Manen cok mutluyum o ayri da. Bu begendiginiz kitaplari almaya ozendiriyorsunuz, ne yer, ne para yeter. Bu konuya guzel bir yazi gerek bence.