Bazı markalar o kadar yerleşir ki, aynı ürün başka hangi firma tarafından üretilirse üretilsin, adı o olur. “Kağıt mendil,” dediğim zaman aklınıza gelen sözcüğü düşünün. Jilet sözcüğünün durumu da aynıdır. İşte daha ilginç bir örnek: Jean pantolona “kot pantolon” dememizin nedeni, Türkiye’de ilk jean pantolon üretimi yapan ve marka tescili alan ailenin soyadının “Kot” olmasıdır. Peki, “mitoloji” denince aklınıza ne geliyor?
Mitoloji denince, çoğumuzun aklına Kızılderili mitolojisi ya da bazı öykülerin bilinen en eski kaynağı olan Sümer mitolojisi değil de, Antik Yunan mitolojisi gelir. Neden acaba? Acaba Yunan mitolojisi çok iyi pazarlanıyor diye mi? Yoksa bugün baskın olan Batı kültürünün temellerinde klasik mitoloji var diye mi? Belki de bu popülerlik Yunan mitolojisinin yapısından kaynaklanıyordur. Olağanüstü güçlerle donatılmış da olsalar, yalnızca biçimleriyle değil, hırsları, zaafları, arzuları, duyguları da insana benzeyen, hatta çocuk gibi davranan tanrılarla, yarı tanrılarla, fantastik yaratıklarla ve kahramanlarla dolu bir mitolojinin herkese cazip gelmesi doğal değil mi? Üstelik de bir sürü eğlenceli macera geçiyor başlarından, daha ne olsun!
Antik Yunan Mitolojisi’nin “mitoloji” başlığının altını bu kadar yoğun biçimde doldurmasının bir nedeni de birçok defa anlatılmış olmasıdır, diye düşünüyorum. Anlatıla anlatıla herkese açık, kolay tanınır bir yapıya kavuşmuş olmalı. Mandolin Yayınları’nın yayımladığı “Klasik Mitoloji” adlı kitap da bu yeniden ve bıkmadan bir kez daha anlatma çabasının bir ürünü.
Kitap görselleri, ebatları, sert kapağı ve ağırlığıyla iştah açıcı bir heybete sahip. Görür görmez kitabı elime alıp karıştırmak istedim. Hele ki Mandolin Yayınları’ndan gelen paketten bir de “Klasik Mitoloji” çıkınca, Batman’in ezeli düşmanı Joker gibi sırıtmaya başladım.
Kitap altı bölümden oluşuyor. İlk bölüm “Antik Yunan Mitoloji Dünyası” adını taşıyor ve konu hakkında genel bilgiler veriyor. Kalan beş bölümdeyse sırasıyla “İason ve Argonotlar”, “Herakles’in On İki Görevi”, “Troya’nın Tahta Atı”, Odiseus’un Yolculukları” ve “Perseus’un Maceraları” anlatılıyor. Anlaşılan, ilki haricindeki bölümler ayrı birer kitap ya da fasikül olarak tasarlanmış ve sonradan bir ciltte toplanmış. Her bölümün başında, anlatılacak öyküde karşımıza çıkacak kişilikleri tanıtan bir sayfa ve karşısındaki “Giriş” sayfasında hikâyecinin öyküyü takdimi yer alıyor. Öyküler uzun uzadıya anlatılmamış. Öykülerin dönüm noktalarını oluşturan olaylar, birer sinopsis ya da bölüm özeti gibi aktarılmış. Bu nedenle kitabın dili biraz soğuk gelebilir. Anlatım, okuru maceranın içine çekmek yerine olaylarla ilgili bilgilendirmeye yönelik hazırlanmış. Anlatımı tamamlayan ya da açıklamalar içeren bilgi kutucukları, anlatımın soğukluğuyla birleşince kitaba daha çok bir ansiklopedi havası kazandırıyor. Sözlük ve dizin de ihmal edilmemiş ve kitabın sonuna yerleştirilmiş. Bu yapısına bakarak kitabın iyi hazırlanmış, keyifli, eğlenceli bir ilkokul başvuru kitabı olarak görülebileceğini düşünüyorum.
Kitabın görselleri insanı kitaba bakmaya zorluyor. İlk bakışta bu göz alıcı resimler bana “Asteriks”i çağrıştırdı. Görseller Walt Disney çizgi filmlerini de çağrıştırıyor.
Bazı cümlelere takıldım: “Oğlunun öldüğünü düşündüğü sırada, aslında o sadece uyuyordur,” (sayfa 12), “Sıvı, metalden ‘kanı’ akmaya başlayarak canı su gibi akıp gider,” (sayfa 31), “Kral Eyristeus küpünden dışarı çıktığında utanç içinde olup Herakles’e daha zor bir görev vermeye karar verir: Hidra’yı öldürmek,” (sayfa 38), “Kral Augias, Herakles’i kandırmayı düşünmeden önce iki kere düşünmeliydi,” (sayfa 45) gibi cümleler bunlar. Kitabın “soğuk” bulduğum anlatımıyla bu cümleler birleşince, okuma keyfi biraz zedeleniyor.
Mitoloji öğrenmenin, mitoloji okumanın şaşırtıcı ve eğlenceli olması dışında; toplumların bugünkü düşünce biçimlerinin temellendiği yapıyı kavramak açısından gerekli olduğunu da düşünüyorum. Mitolojiler atalarımızın yaşamı anlamlandırma, çözemediklerini açıklama ve korkularını ifade etme biçimidir aynı zamanda. Anlamlandırma ve açıklama konusunda belki yol almış olabiliriz ama korkularımızın kökenlerini bulmakta mitoloji hâlâ rehberlik görevini sürdürüyor.
Anadolu’da doğmuş ya da burada yaşayan insanlar için Antik Yunan Mitolojisi ve bunun Roma uyarlaması iki kere önemlidir. Hangi ören yerine gitseniz, hangi arkeoloji müzesine girseniz; minicik bir takıdan devasa bir tapınak alınlığına kadar herhangi bir yerde karşınıza bu mitolojiden bir kahraman, olay, yaratık çıkabilir. O nesnelerin, yapıların anlamını kavramak, kıymetini bilmek için bu bilgi gereklidir. Belki de bu bilginin yaygınlaşması bir başka sefere dünyanın en zarif su perisi heykellerinden birinin görmezden gelinmesini ya da değerli bir antik yerleşim yerinin baraj yapmak gibi sudan bahanelerle üstünün örtülmesine engel olur.
Hamiş 1: Anadolu’dan söz edince Hititleri, Urartuları vs. de unutmamak ve onların hikâyelerini de okumak gerektiğini anımsatmak istedim. Lakin bunların çocuklar için hazırlanmış “Klasik Mitoloji” gibi bir örneğini bilmiyorum, ne yazık. Belki de sizin bildiğiniz kitaplar vardır ve yorum kısmına yazarsınız, olmaz mı?
Hamiş 2: Bu linke tıklayarak kitabın İngilizce baskısının kısa bir bölümüne göz atabilirsiniz.
Klasik Mitoloji
Özgün Adı: Ancient Greek Myths
Yaratıcısı: David Salariya
Metin: James Ford, Peter Hepplewhite, John Malam, Sue Reid
Resimleyenler: David Antram, Mark Bergin, Peter Rutherford
Çeviren: Melike Işık Durmaz
Yaş grubu: 9+
Mandolin Yayınları, 2010, 145 sayfa, sert kapak
ISBN: 978-975-10-3011-5










{ 2 comments… read them below or add one }
Çok kez ‘mitoloji okuma’ denemelerim oldu; başardığımı söyleyemem.Bu kitapla yeniden ‘mitoloji okuma’ heyecanı duydum.Teşekkürler Bir Dolap Kitap.
İletişim yayınlarından Çocuk kitapları dizisinden ‘Yunan Mitolojisi’ kitabı çıktı tavsiye üzerine hemen aldım.İlüstrasyonlar har
ka.Ben de hiç mitoloji okuyamış biri olarak kendim için almıştım.tavsiye ederim.