Dünyadaki herkes tek tip olsa hayat ne sıkıcı olurdu, değil mi? Aynı / benzer şeyleri giyseydik, benzer yemekler yeseydik, benzer hayatlar sürseydik… Gerçekten çok sıkıcı. Buna rağmen çoğu insan, kendinden farklı olan “öteki”ni görmezden geliyor, kendi alışkanlıklarını diğerine dayatmaya çalışıyor. Bu onların bileceği iş. Onlar yaşamı sıkıcılaştırmaya uğraşa dursun, hayat tüm renkliğiyle akıp gidiyor. Her kıtada, her coğrafyada kendine has kültürleri, kendine has gelenekleri, alışkanlıkları ve yaşam biçimine sahip insanlar, dünyayı dev gibi bir kırkyama battaniyeyle sarıp sarmalıyorlar. “Dünya Çocukları Atlası”nı elime aldığım zaman bu düşüncelerim perçinlenmiş oldu.
Mandolin Yayınları, Yıldıray’ın geçenlerde sözünü ettiği “Sanat Atlası”nı yollarken, yanına “Dünya Çocukları Atlası”nı da eklemiş. Bizim için güzel bir sürpriz oldu. Farklı yaşam biçimlerine ilişkin ayrıntılara ilgi duyduğum için, bu kitaptan söz etme işini ben üzerime aldım.
Peki “Dünya Çocukları Atlası”nın içinde neler var? Kitap Afrikalı, Amerikalı, Asyalı, Avrupalı ve Okyanusyalı Çocuklar olmak üzere beş bölüme ayrılmış. Bu bölümlerden her birinde de o kıtadan seçilmiş ülkelerden birkaç çocuğun yaşamlarının bir günü ve yaşadıkları ülkeye ait gelenekler, coğrafi özellikler, kültürel özellikler vs. ait örnekler verilmiş.
Kitap, Faslı Hasan’ın köyü, Hasan’ın okulda nasıl vakti geçirdiği ve Fas’taki kutlamalarla başlıyor. Sonra Sahralı Abbas’ın çölde nasıl yaşadığını, Mısırlı Yaser’in ve ailesinin yaşamlarını nasıl sürdüğrdüğünü öğreniyoruz. Sonra haritada biraz aşağılara inip Kenyalı Alima’yı, Masai Kabilesi’nden Olandisi’yi ve Pigme Lenge’yi tanıyoruz. Tabii onları tanırken Afrika hayvanlarını, ormanlarını ve çeşitli av tekniklerini de öğreniyoruz.
Amerika kıtasından seçilen ülkeler Kanada, ABD, Meksika ve Brezilya. Kuzey Amerika’nın karlı ormanlarından yavaş yavaş güneye, Güney Amerika uygarlıklarının kalıntılarına doğru iniyor; Eskimolar’ın, Kanada ve Amerikan yerlilerinin, Latin Amerikalılar’ın yaşam biçimlerini öğreniyoruz. Şehirler, doğal parklar, spor türleri, karnaval ve şenliklerle farklı yaşam tarzları burada da sürüyor. Bölüm Rio karnavalı ve Amzon yerlilerinin yaşamıyla sona eriyor.
Sıra Asya’da… Japon Yoko, geleneksel bir Japon evini bize tanıtıyor. Japon kültürüne dair ne varsa sıralanmış: Ev düzeni, bonzai yetiştirme, çiçek düzenleme, çay geleneği, çubuklarla yemek yemek, Uzakdoğu sporları ve çeşitli bayramlar… Çinli Lanşin de bize kendi ülkesine ait benzer bilgileri veriyor. Hintli Tarun sayesinde ülkenin hem kent yaşantısı, hem de köy yaşantısı hakkında fikir sahibi oluyoruz.
Avrupa kıtası ile ilgili bölüm bana en zorlama gelen yer oldu. Açıkçası kitabın ilk bölümlerinde aldığım keyfi burada alamadım. Diğer kıtalara göre burada daha fazla ülkeye yer verildiği için, az sayfaya çok bilgi sıkıştırılmış. Afrikalı ya da Asyalı bir çocuğa sayfalar ayrılır ve oraların yaşamını daha rahat özümsememiz salanırken, Avrupa’dan seçilmiş on bir ülke jet hızıyla birer ikişer sayfayla geçiştirilmiş. Yine de Polonya, İsveç, Hollanda, Almanya, Britanya, İrlanda, Fransa, İspanya, İtalya, İsviçre ve Rusya’ya dair az çok fikir veriliyor.
Son bölümdeyse Avustralyalı Jane ile kıtanın coğrafyasını ve yerli halkı Aborijinleri tanıyoruz. Yeni Zelandalı Angus, Tahitili Aniata ve Papua Yeni Gineli Paddo da yine kısa kısa ülkelerini tanıtıyor.
“Dünya Çocukları Atlası” resmin bol, yazının az olduğu bir kitap… Yazılarla pek çok bilgi paylaşılmış. Ama resimler de oldukça ayrıntılı. Evler, giysiler, yemekler, kullanılan kap kacak, eşyalar, taşıtlar, coğrafya, bitki örtüsü, hayvanlar ve aklınıza gelebilecek her tür ayrıntıyı resimler bize veriyor aslında. Ben kitabın en çok yemekle ilgili bilgilerini sevdim. Sözü edilen her ülkenin mutfağına mutlaka bir ucundan değinilmiş. Kitapta çok net olarak dikkat çeken bir özellik ise şu: Herkes gülüyor. Evete, var olan tüm resimlere baktım. Kanoya binen de, çiçek sulayan da, avlana da, yolda yürüyende… Hepsi gülümsüyor. Bir kişi hariç: Jane’in amcasının tüylerini kırktığı koyun!
Peki bu kitap, çocuklara ne verir? Çok şey… Onlara dünyayı verir. Kendi yaşadıklarından farklı bir dünya olduğunu gösterir. Bu kitabı okuyan çocuk, kendi yediklerinden çok başka şeylerin de yenilebildiğini öğrenir. Pigmelerin karınca ve tırtıl yediklerini, Uzakdoğu’da çatal yerine çubuk kullanıldığını, Fas’ta yemeklerin elle yendiğini, hindistancevizi sütüyle susuzluğun giderilebildiğini öğrenir. Bu kitap çocukların her zaman okula gitmediklerini, gidemediklerini ya da yaşadıkları hayatın zaten eşsiz bir okul olduğunu görmelerini sağlar. Bu kitapla dünyada ne kadar farklı fiziksel oluşum olduğunu ve insanların bu şartlara nasıl uyum sağladıklarını gösterir. Bu kitap çocuklara keşfetme, gezip görme, tanıma isteği uyandırır. Bu kitabı okuyan bir çocuk, insanların ulaşım için sadece otomobil kullanmadıklarını görür. Bu kitap, okuyan çocuğun merak duygusunu okşar. Kimbilir, belki çocuğunuz bu kitaptan kendi ilgisini çeken bir konunun peşine düşüp daha fazlasını öğrenmek isteyecek. Belki sırf burada görüp öğrendiği ilginç bir bilgi, onun hayatı boyunca görmek isteyeceği bir şey, onun amacı, hayali olacak. Kısacası bu kitap onlara dünyayı verecek.
Ve aklıma gelen birkaç eğlenceli fikir:
- Evde her hafta farklı bir yemek kültürünün öne çıktığı bir gece düzenleyebilirsiniz. İlla o mutfağın yemeklerini yapmanıza gerek yok. Seçtiğiniz ülkenin inanları gibi yemeyi denemek bile oldukça heyecanlı.
- Elinize bir atlas alıp ülke bulma oyunu oynayabilirisniz. Biriniz bir yer seçer ve diğerine ipuçları verir. Diğeri de o ülkeyi tahmin etmeye çalışır. Ya da gözünüzü kapatıp parmağınızı bayraklardan birini üzerine koyup, belli bir süre içinde haritada o ülkeyi bulmaya çalışabilirsiniz. Ben abimle çocukken bu oyunu çok oynardım. Harita bilgimi bu oyuna borçlu olduğumu söyleyebilirim.
- Atlastan rastgele bir ülke seçip çocuğunuzla araştırabilirsiniz. Bu ülkede hangi dil konuşuluyor? Geleneksel mutfağı nasıl? İnsanlar nasıl giyiniyor? Bu ülkeye özel ulaşım araçları var mı? Araştırma sırasında edindiğiniz bilgileri ve bulduğunuz görselleri kullanarak her hafta bir ülke panosu yapabilirsiniz.
- Çocuğunuzun hoşuna giden bir sözcüğün başka dillerdeki karşılığını bulabilirsiniz. Örneğin ben çocukken “maydanoz” sözcüğünü severdim, hatta bu sözcüğe şaşırırdım. “Maydanoz” Rumca kökenli bir sözcükmüş ve Rumcası “mayntanos”, Latincesi Petroselinum crispum, Fransızcası “le persil”, Almancası “Die Petersilie”, İngilizcesi “parsley”, Rusçası “петрушка”, Japoncası “ぱせり(paseri)”, Çincesi “香菜”, İspanyolcası “perejil” imiş.
Bu kitaplar da ilginizi çekebilir:
Dünya Çocukları Atlası
Özgün Adı: L’imagerie des Enfants du Monde
Tasarım ve metin: Émilie Beaumont, Marie-Renée Guilloret
Resimleyenler: Colette Hus-David / Isabella Misso / Ginette Hoffman
Çeviren: Melike Işık Durmaz
Yaş grubu: 6+
Mandolin Yayınları, 2010, 124 sayfa, karton kapak
ISBN: 978-975-10-3004-7









{ 2 comments… read them below or add one }
Almak,okumak,okutmak,hediye etmek gerek.İyi oldu,haberimiz oldu kitaptan.Ellerinize sağlık.
Daha geçen gün bir arkadaşımla ilk satırlarda yazdığınızı konuştuk.. İyi ki dünyada her konuda çeşit var. Dünya renk renk…yiyecekler, insanlar, hayvanlar, huylar, çiçekler…herşey çeşitli.
Yazdığınız fikirleri çok sevdim…. Diliyorum uygulamam nasip olur bir gün…yani çocuğum olunca…