10/10/10 tarihli gün, yani geçtiğimiz Pazar günü, eylem günüydü. Dünyanın birçok kentinde binlerce insan sokaklara döküldük, küresel ısınma ve iklim değişikliği meselesine dikkat çekmeye çalıştık. Ne kadar başarılı olduğumuzu bilmiyorum. Sokaklara dökülüp eylem yaparak, Dünya’ya en az zarar verecek biçimde yaşayarak yaratacağımız etki önemli ama bana göre asıl etkiyi çocuklarımızı bu konuda iyi eğiterek sağlayabiliriz.
Geçtiğimiz eylemin şerefine, çocukların dikkatini bu yaşamsal meseleye sevimli yollarla çeken bir kitap öneriyorum: Hayy Kitap tarafından yayınlanan Doğa-Kurtaranlar dizisinden “Ağaçlar Yok Olmasın” adlı kitap.
Doğa-Kurtaranlar, yani Evie ve Lola, 13 yaşın eşiğinde iki öğrencidir. Evie ve Lola, okulun bahçesinde tek bir ağaç olmasını dert edinirler (o hava kirletici otomobilleri park etmek için apartman bahçesindeki ağaçları kesen insanlarla kıyaslanırsa, Evie ve Lola kutsal insanlar sayılabilir); okul bahçesinde daha çok ağaç olmalıdır. Ayrıca kantinde satılan cips, şekerleme, hamburger türünden pis yiyecekler yerine organik sebze ve meyve satılması gerektiğini düşünmektedirler. Okul koridorlarında ve sınıflarda, her türlü çöpün atıldığı tek bir çöp kovası yerine geri dönüşüm sağlamak için çöpü üretildiği yerde ayrıştırmaya yarayacak farklı çöp kovaları istemektedirler. Böylece ortaya “Temizleyelim, Yeşillendirelim” kampanyası çıkar. Tüm bunların üstüne, Öğretmenleri Bay Woodsage onlardan “Ağaçları Koruma Derneği” yararına da bir proje üretmelerini ister. Kızlar kafa patlatırlar ve akıllarına doğaya ve çevre sorunlarına dikkat çekmek ve “Ağaçları Koruma Derneği” yararına bağış toplayabilecekleri bir yetenek gösterisi gelir. Gösterinin adını “Yeşilginçler Şov” koyarlar. Fakat bu iş sandıkları kadar kolay olmayacaktır elbette. Diğer öğrencileri, özellikle liselileri bu işe inandırmak çok zordur. Ne de olsa çevre ve doğa meseleleri insanın “cool / havalı” görünmesine değil daha çok bitli hippiler gibi görünmesine neden olmaktadır. Üstelik okulun çakma prensesi Amelia ve onun “Güzeller Güzelleri” adlı arkadaş topluluğu Evie ve Lola’ya savaş açar.
“Ağaçlar Yok Olmasın” müthiş bir macera sunmuyor. Aklımızı başımızdan alacak fantastik bir yaklaşımı da yok. Bu kitapta günümüzde gerçekten var olabilecek niteliklerdeki iki kız çocuğunun günümüzün en önemli ve bence tek gerçek küresel sorununa, küresel ısınma ve iklim değişikliğine karşı verdikleri mücadele var. Evie ve Lola son derece duyarlı insanlar. Okula yürüyerek gidip geliyorlar, sırf fosil yakıt tüketen araçları kullanmamak için. Evie, ailesiyle çıkacağı tatilde uçağa bineceği ve bu yolculuk nedeniyle ortaya çıkmasına katkı sağlayacağı karbon salınımını telafi etmek için ağaç dikiyor. Öte yandan o kadar da “ideal tipler” değiller. Örneğin Lola ailesiyle gittiği “organik tatilde” hiç de mutlu olmuyor.
Sanırım adı “ürün yedirmek” olan bir reklam tekniği var: Anlattığınız öykünün ya da çektiğiniz filmin içine kimi ürünleri serpiştiriyorsunuz, ürüne referans veren kimi cümleler katıştırıyorsunuz, böylece çaktırmadan ve muhtemelen çok daha etkili bir reklam yapıyorsunuz. En sevdiği kahraman Hedehödö Cola içen insan durur mu, filmden çıkar çıkmaz bir tane alır kendisine. Doğa-Kurtaranlar dizisinin yazarı Kathryn Lamb de bu tekniği kullanmış işte. Öykünün içinde zaten birçok çevre ve doğal yaşam sorununa dikkat çekiliyor. Bunlara bir de iyice metne yedirilmiş sözcük bilgisini ekleyin, çözüm önerilerini katıştırın, rakamlarla yarattığımız kirliliğin boyutlarını göstermeyi koyun… Anlayacağınız, metin çok zengin. Birçok bilgi öykünün akışı içinde karşımıza çıkıyor ve bilgi kafamıza vurulmuyor. Tamam, yazar Kathryn Lamb “didaktik” olmamayı tam olarak başaramamış belki ama sınırda kalmayı becermiş. Böylece çok ciddi ve sonuçları doğrudan yaşamı tehdit edecek kadar korkunç meselelere dikkat çekmek için mutlaka asık suratlı ve suçlayıcı olmak gerekmediğini de ortaya koymuş.
Öykünün her bölümünün sonunda bir bilgi kutucuğu var. Bu bilgi kutucuklarında rakamlarla, kıyaslamalarla birer insan, birer tüketici olarak yarattığımız kirliliğe dikkat çekiliyor. İşte bu kutucuklardan bazı bilgiler:
- Gökyüzünün üst katmanlarına yayılan karbon gazları yerdekilerden üç kat daha zararlıdır. Bu yüzden, uçakla kısa bir yolculuk bile küçük bir arabanın üç ayda çıkardığına eşdeğer sera gazı salınmasına neden olur.
- 100 voltluk bir ampulü yarım saat açık bırakmak, bir balonu karbondioksitle doldurmaya yetecek kadar enerji harcar.
- Ortalama 50 milyon nüfuslu bir ülkede yılda yaklaşık 3 milyon ton plastik çöp atılıyor. Bunların sadece %7’si geri dönüştürülebiliyor. Geri kalanı çöp alanlarına gidiyor. Bir plastik şişenin doğada yok olması 500 yıl sürebilir.
Öykünün içinde Evie ve Lola’nın uyguladığı, her birimizin evinde kolayca uygulayabileceği basit önlemlerden de söz ediliyor. Örneğin, elektrikli aletleri açık ya da “uyku / stand by” halinde bırakmıyorlar. Buna “vampir şarj” deniyor ve evinizde harcanan elektriğin aklınıza gelmeyecek kadar büyük bir miktarı bu biçimde tüketiliyor. Kızların aldığı bir başka önlemse tuvalet sifonlarının içine iki litrelik su dolu pet şişeler yerleştirmek. Böylece su tüketimini azaltıyorlar. Dünyanın temiz su rezervleri hızla tükenirken ve birçok insan içme suyuna ulaşamazken, alınabilecek en basit önlem bu olsa gerek.
Kitabın çevirisini Gökçe Ateş Aytuğ yapmış. Özellikle sözcük bilgisi konusuna özen gösterdiği anlaşılıyor. Gökçe Ateş Aytuğ “Bugün Hayal Kuracaktım” adlı kitabın da yazarı. İkinci kitabının da yolda olduğunu duyduk, bekliyoruz.
Doğa-Kurtaranlar dizisini sadece çocuklara önermiyorum. Yetişkinler de bu kitabı okumalı ve Evie ile Lola’nın önerilerine kulak vermeli. Hem böylece kendi evimizde bir kampanya başlatabiliriz:
- Çocuğunuzla birlikte tuvalet sifonunuza içi su dolu bir şişe yerleştirin. Sifonun yanına bir kalem koyun ve duvara bir kağıt yapıştırın. Sifonu her kullandığınızda bir çentik atın ve her ayın sonunda ne kadar su kurtardığınızı hesaplayarak birbirinizi kutlayın. Bu hesabı yapmak çok kolay: Kullandığınız su şişesinin hacmi x sifon çekme sayısı. İki litrelik bir şişe kullandıysanız ve evinizde sifon bir günde 10 kere çekilmişse tam 20 litre su kurtardınız demektir.
- Çocuğunuzla birlikte oturduğunuz binanın bahçesine ağaç dikin ve bakımıyla yakından ilgilenin.
- Yediğiniz meyvelerin çekirdeklerini çöpe atmayın. Bunları biriktirin ve çocuğunuzla birlikte her fırsatta karşınıza çıkan toprak parçalarına serpiştirin. Onda bir oranında tutturma şansınız var, hiç de az değil.
- Bir çiçek serasından minik bitkiler satın alın. Çocuğunuzla birlikte bunları gördüğünüz her toprak parçasına dikin. Oturduğunuz binanın bahçesi, kavşakları ayıran üçgen alanların ortasındaki toprak parçaları vs. bu iş için uygundur. Hatta bu işi karanlıkta ve gizlice yaparak meseleye heyecan katarsanız çocuğunuz daha büyük bir keyif alır. Bu yönteme “Guerilla gardening” deniyor.
- Çocuğunuzla birlikte çocuğunuzun okulunda çeşitli çevre ve doğal yaşam etkinliklerine önayak olun. Siz fikri ortaya atın, bırakın bunu geliştirmek ve uygulamak çocuklara kalsın. Yardım isterlerse yanlarında olun, yeter. Çocuklarınız okul bahçesinin ağaçlandırılması için okul idaresine baskı yapabilirler, kantinde satılan pis yiyeceklerle savaşabilirler, okulda üretilen çöpün ayrıştırılmasını ve geri dönüşüme kazandırılmasını sağlayabilirler. Okul yönetimi mırın kırın ederse baskı yapın. Özel okulların “müşteri memnuniyeti” zaafından yararlanabilirsiniz. Ayrıca “sosyal sorumluluk projeleri” de haber olmaya elverişlidir.
Bugünkü yaşam biçimimizle zarar verdiğimiz yaşamın ta kendisi. Özenle büyüttüğünüz kıymetli çocuklarınızın bundan 50 yıl sonra nefes alabilmesini, içecek temiz su bulabilmesini istiyorsanız, şimdi harekete geçmelisiniz. Siyasetçilerin ve şirketlerin çevre/doğa anlayışını değiştirmek bugün için kolay olmayabilir. Fakat bu konuda bilinçlendirilmiş bir nesil onların hızını kesecektir.
Hamiş 1: Plastik konusunun ciddiyetini görmek için Yavru Su’nun şu yazısını okumanızı tavsiye ederim. Konumuzla hiç ilgisi yok ama hazır siteye girmişken YavruSu’nun ana sayfasına da bir göz atın. Harika bir ninni dinleyeceksiniz!
Hamiş 2: Tüketim alışkanlıklarımızı sorgulamak ve bunu çocuklarımızla paylaşmak da çevre ve doğa meselelerinde atılabilecek en önemli ilk adımlardan biridir. Bu videoyu izleyin lütfen.
Doğa-Kurtaranlar / Ağaçlar Yok OlmasınÖzgün Adı: Eco-Worriers / Tree Trouble
Yazan: Kathryn Lamb
Çeviren: Gökçe Ateş Aytuğ
Yaş grubu:8+ HayyKitap, 2010, 159 sayfa, karton kapak
ISBN: 978-605-4325-21-4









{ 4 comments… read them below or add one }
Çocuklara hiçbirşey öğretemiyorsak bile en azından yere çöp atılmamasını öğretmek bile kocaman bir adım… çok üzülüyorum insanlar yere çöp attığında. Ben evimizde elimden geldiğince çöpleri ayrıştırmaya çabalıyorum. Plastik kap veya şişe kullanmıyorum. Sadece büyük içme suyu mecburen plastik şişede alıyorum onuda alır almaz cam sürahilere şişeler dolduruyorum uzun süre içinde kalmasın diye. Kullanmadığım elektrikli aletlerin fişleri hep çekili. Ve dahası…. Bu güzel yazı/kitap için teşekkürler…
Yavrusu’ nun blogunda çok güzel yazılar var teşekkürler…
Her zamanki gibi çok anlamlı ve güzel bir yazı olmuş. Elinize sağlık. Linkler için de çok çok teşekkürler:) love and smile’a da çok teşekkür ediyorum, sağolasınız:)
Erken yaşta farkındalık ve duyarlılık geliştirmek çok önemli gerçekten. Bu arada kitabı kütüphanede, Amazon’da hatta Amerika kıtasında bulamadım (düşündürücü!) ama sizin önerilerinizi hemen uygulamaya başlayacağız. Türkiye’ye gelince de kitabı alıp okuruz YavruSu’yla; bu kitap her kütüphanede olmalı.
Guerilla Gardening’i ilk kez duyuyorum, çok hoşuma gitti;) Onda bir gerçekten iyi bir oran. Kuzuyla birlikte böyle bir aktivite yapmak çok güzel olacak. Sevgilerimizle…
Love and smile, güzel yorumun için teşekkür ederiz.
Evren, o güzel ninni ve yazılar için senin eline, yüreğine sağlık. Kitabı İngiltere Amazon’da aramayı dene. İngiliz sitelerinde kitaptan söz ediliyor. Meyve çekirdekleri onda bir oranında tutuyor ama o tutanların ne kadarı büyüyüp fidan olabiliyor, sonra fidanların kaçı ağaç olabiliyor ayrı konu… Fakat bu guerilla gardening işi gerçekten keyifli:)
Asıl etki çocuklarımızı bu yönde eğitmemiz ve bu bilinci aşılamamız. Çevre konusunda çocuklarımıza yol gösterecek kitapları seviyoruz, alınacaklar listemize ekliyoruz