Kafasına Edeni Bulmaya Çalışan Küçük Köstebeğin Hikâyesi

by YILDIRAY on 30/09/2010

Hani geçen gün “Kaka: ‘İsmi Lazım Değil’in Doğal Tarihi” adlı bir kitap hakkında yazmıştık, anımsadınız mı? Hah! Dedik ki, ortalık henüz kokuyorken konuya başka bir kitapla devam edelim.

Kabul etmemiz lazım: Çocuklar, nasıl denir, böyle “bel altı” konulara çok gülerler. Örneğin sınıfta birisi yanlışlıkla pırtlasa bütün çocuklar gülmekten kırılır. Şimdi bir de itiraf: İçten içe biz yetişkinler de bu tür durumlarda güleriz. Yüz kaslarımızı denetleyebilsek bile, içimizden güleriz, değil mi? Peki, tamam, siz böyle durumlarla karşılaşmazsınız ve karşılaşsanız bile “Cık, cık, cık!” diyerek kınar, böyle bir durumun size ne kadar uzak olduğunu açıkça vurgularsınız. Öyleyse şu anda neden gülümsüyorsunuz?

“Kafasına Edeni Bulmaya Çalışan Küçük Köstebeğin Hikâyesi” bir sabah köstebeğin kafasını topraktan çıkarmasıyla başlıyor. O, sabah güneşinin keyfine varmayı umarken, yuvarlak ve kahverengi, sosise benzeyen bir parça kaka doğruca kafasının tepesine konuveriyor. Köstebek, gözleri ileri derece miyop olduğu için bu haltı kimin yediğini göremiyor. Hemen soruşturmaya başlıyor. Önüne çıkan her hayvana adeta bir şapka gibi tepesinde taşıdığı kakanın sahibi olup olmadığını soruyor. Hayvanlar, o şapkakanın kendilerine ait olmadığının ispatı olarak hemen kakalarını yapıp (güvercin-beyaz sıvı, at-iri ve dolgun (5 adet), tavşan-misket tanesi (15 adet), keçi-boğaz pastili renginde yumrucuk (kendiniz sayın), inek-yeşilli kahverengili krep hamuru (ya kafasına inek etseydi) ve domuz-yumuşak öbek) köstebeğe gösteriyorlar. Derken köstebek, iri ve dolgun iki parça kakaya (at olsa gerek) konmuş yemek yiyen iki karasineğe danışıyor. Sinekler köstebeğin kafasındaki şapkakayı tadıyorlar ve bunun bir köpeğin işi olduğunu söylüyorlar. Böylece küçük köstebek kafasına edenin dev bekçi köpeği Kocabaş olduğunu anlıyor. Hemen köpeğin kulübesine tırmanıyor ve uyumakta olan köpeğin kafasına pıt diye küçük siyah bir sosisçik bırakıyor.

Yaptığım özet kitabın keyfine, eğlencesine fersah fersah uzak, emin olun. Böylesine sıra dışı, hatta tabu olan bir konuyu bu kadar eğlenceli bir çocuk kitabına dönüştürdüğü için yazar Werner Holzwarth’ı tebrik etmek gerekiyor. “Kaka: İsmi Lazım Değilin Doğal Tarihi” adlı kitabı daha önce anlattığımız için belki de konu o kadar sıra dışı gelmiyordur size artık. Fakat köstebeğin hikâyesinin daha önce yazıldığını, üstelik de “bilimsellik” gibi bir yumuşatıcıya sahip olmadığını göz önünde bulundurursanız kitabın ne çok tartışmaya neden olduğunu tahmin edebilirsiniz.

Tartışmalara hemen iki örnek vereyim: Amazon Almanya’daki yorumlardan birinin yalnızca başlığını aktarıyorum: “Yetişkinler için bir çocuk edebiyatı klasiği” Amazon Amerika’daki yorumlardan birinin başlığıysa şöyle: “Böyle bir şey nasıl yayımlanmış olabilir!” Birçok övgü dolu yoruma karşılık, söz konusu başlığı atan okuyucu baştan sona kakadan söz eden bu kitap karşısında dehşete düşmüş. Özellikle de küçük köstebeğin tüm öykü boyunca kafasında şapkakayla dolaşması karşısında! Bu kitabın çocuğuna neler “öğretebileceğini” şöyle sıralamış:

  • Başkalarının üstüne etmekte beis yoktur,
  • Affetme yerine intikam,
  • Farklı hayvan kakaları (Bu gerçekten gerekli bir bilgi mi?),
  • Kakaya dokunulabilir.

Elbette bu yoruma hemen karşılık gelmiş. Bunlardan biri özellikle ilgimi çekti: Bir büyükanne bu kitap sayesinde dört yaşındaki torununun kabızlık sorununun ortadan kalktığını anlatmış. Torunu kakaya dokunmanın iyi olmadığını çoktan öğrenmiş. Fakat kızcağız kaka yapmanın iyi bir şey olup olmadığından emin olamıyormuş (Küçük çocuklarda bu sorunun görüldüğünü, çocuğun belki de bedeninden bir parçanın kopup gittiğini sanmasından kaynaklanan endişe sonucu kaka yapmadığını yakın bir arkadaşım kendi oğluyla yaşadığı deneyimi örnek göstererek anlattı). Büyükanne kitabı almış ve torununa okumuş. Birçok yorumda kitabın neden olduğu aktarılan çılgın eğlencenin aksine, kızcağız bırakın gülmeyi, herhangi bir tepki bile vermemiş. Büyükanneden, öykünün sonuna geldikçe yeniden okumasını istemiş yalnızca. Tam üç kez! Üçüncü okumanın sonunda bunun iğrenç bir şey olup olmadığını sormuş. Büyükanne de torununa bu öyküyü azıcık olsun eğlenceli bulup bulmadığını sormuş. Torunu büyükannesinden öyküyü bir kez daha okumasını istemiş ve ardından kanepeden fırladığı gibi tuvalete koşup… Kitap işe yaramış yani; küçük kız o günden beridir kabızlık sorunu yaşamıyormuş.

Bunca tartışmanın arasında, kitap yirmi yedi dile çevrilmiş ve 2008 Kasım rakamlarına göre 2,2 milyon adet satmış. Yazar Holzwarth, bir röportaj sırasında bu başarısının sırrını “Çocuk gelişiminde ‘anal dönemin’ önemi bilindiği halde kitabının yayınlandığı güne kadar konunun tabu olmasına” bağlıyor.

Freud, psikoseksüel gelişimi beş ana döneme ayırıyor: Oral dönem, anal dönem, fallik dönem, gizli dönem ve genital dönem. Her dönem çocuk için yeni bir sosyalleşme sorunuyla niteleniyor. “Anal dönem”, çocuğun dışkısını tutmayı ve istediği zaman atmayı öğrendiği döneme denk geliyor. Kabaca 1-3 yaş arasında yaşanan bu dönemde dışkılamayı denetleyebilen çocuk bu gücünü ebeveyne karşı bir silah olarak kullanabiliyormuş. Bağımlılıktan kurtulmaya, bağımsızlaşmaya başladığı bu dönemde çocuk, ebeveyn denetimine karşı bir mücadele veriyormuş. Uzmanlara göre, tuvalet eğitimi verirken sinirlenen, hoş görüsüz ve cezalandırma yöntemini tercih eden yetişkinler çocuğun bu döneme bağımlı kalmasına yol açıyormuş. Anal dönemi sorunlu geçiren bireylerin kişilik özelliklerinde cimrilik, inatçılık, savrukluk, pis olmak, dağınıklık, karşı gelmek, öfke gibi özellikler görülüyormuş. Bu açıdan bakınca, öykünün eğlenceli yaklaşımının büyük ferahlık vaat ettiğini söyleyebiliriz.

Holzwarth’a öyküyü ilham edense bu kuramlar değil. Aynı röportajda öykü fikrini oğlundan aldığını anlatıyor. Oğlu üç yaşındayken sokakta gördüğü köpek kakaları ilgisini çok çekiyormuş. Yazar “Madem bu kadar ilgisini çekiyor, ona bu konuda bir kitap alayım bari,” demiş. En yakın kitapçıya girmiş. Nasıl bir kitap aradığını anlatınca satıcı kadın onu “Hayır, elbette bu konuda bir çocuk kitabı yok,” diye terslemiş. Holtzwarth da bir tane yazmaya karar vermiş.

Öyküyü ilk okuduğumda köstebeğin intikam almasından rahatsızlık duymuştum. Sonra bunun “komik” olduğunu fark ettim. Bu mizah anlayışı öykü boyunca sürüyor aslında. Örneğin güvercin şapkakanın kendisine ait olmadığını ispatladığında, kanıt köstebeğin bacağına sıçrıyor ya da ineğin kanıtı karşısında köstebek haline şükrediyor. Dolayısıyla öykünün sonundaki “intikam” bu mizahın sonucu olarak ortaya çıkıyor. Çocukların bunu sezeceklerinden ve kıkırdayacaklarından eminim.

Bu kitapta üç tanıdık var.

İlk tanıdık, bilirkişi rolündeki sinekler. Kendileriyle daha önce “Canını En Çok Ne Yakar?” adlı Afrika masalında karşılaşmıştık. Orada da görevleri aynıydı: Kakayı tadarak kimin yaptığını bulmak. Kadere bak!

İkinci tanıdık, kitabın çizeri Wolf Erlbruch. Kendisiyle “Ördek, Ölüm ve Lale” ve “Kral ile Deniz” adlı kitaplarda karşılaşmıştık. Erlbruch, gördüğümüz önceki iki kitabın resimlerinde olduğu gibi fonu boş bırakmış. Bu nedenle resimlerde yine bir kolaj havası var ama kesinlikle diğer iki kitaptaki kadar değil. Köstebeğin hikâyesini resimlerken Erlbruch ayrıntıya, mizaha ve sevimliliğe daha çok yer vermiş gibi geldi bana. Siz ne dersiniz?

Karşımıza çıkan üçüncü tanıdık, kitabın çevirmeni ve editörü olan Bahar Siber. Sizi bilmem ama ben Bahar Siber’in işi olan kitapları ayırt edebiliyorum. Bugüne kadar bizim dolapta yer bulan Bahar Siber elinden geçmiş kitapların listesine bakmak isterseniz bu linke tıklayın lütfen.

Siz ne düşünüyorsunuz? Bu kitapla ilgili deneyimlerinizi paylaşırsanız seviniriz. Sizin görüşlerinizi de alalım, sonra sanırım bir süre bu konuyu tekrar gündeme getirmeyiz. Ortalık hayli battı zaten…

Hamiş 1: Psikoseksüel gelişim hakkında GATA’nın sitesindeki yazı için buraya, Psiokoloji Portalı’ndaki yazı için buraya, TÜBİTAK’ın yazısı için buraya tıklayın.

Hamiş 2: Werner Holzwarth’la yapılan röportaj için buraya tıklayın.

Hamiş 3: Kitap hakkında konuştuğumuz radyo programını dinlemek için tıklayın.

Kafasına Edeni Bulmaya Çalışan Küçük Köstebeğin Hikâyesi
Özgün Adı: Vom kleinen Maulwurf, der wissen wollte, wer ihm auf den Kopf gemacht hat
Yazan: Werner Holzwarth
Resimleyen: Wolf Erlbruch
Çeviren: Bahar Siber
Yaş grubu: 4 +
İletişim Yayınları, 2008, 32 sayfa, sert kapak
ISBN: 978-975-05-0628-4

Share

{ 20 comments… read them below or add one }

Sinem September 30, 2010 at 11:46

Kizim bu kitabi cok sevmisti. Büyükler icinde okumasi eglenceli bir kitap. Yalniz sonunda köpekten intikam alinmasindan hoslanmamisti :)

http://sinemyaziyor.blogspot.com/2010/03/tuvalet-sorunlari.html

Reply

jale alem September 30, 2010 at 12:36

ay ben sizi cok seviyorummmmmmmm boyle guzel kitaplari bizlere tanitiyorsunuz ya nasi mutlu oluyorum seviniyorum anlatamam.
icim icime sigmiyor. hemen alasim geliyor. cok ama cok sagol. iyi ki varsiniz. hep var olun….sizi seviyorum……

Reply

Bahar September 30, 2010 at 15:00

:) ) Bence çok eğlenceli bir kitaba benziyor. Hemen alınmalı ve okunmalı.

Reply

love and smile September 30, 2010 at 16:31

Çocuğum olursa bu kitabı ona okumayı isterdim :) komik komik seslendirirdim.. bence çok eğlenceliye benziyor..
Kuzenimin oğlu hep kakasını yapamadı çok çektiler bu yüzden..ama çocuk zaten çok huysuz çok ağlayan ve çok anneye takık bir çocuktu belki bunun da kötü etkisi vardı. Bir arkadaşım kızı ise kakayla konuşup lütfen çıkartık gözümseni görmesin diye poposundan çıkmayan kakaya sesleniyormuş :) ))
çocuklar çok ama çok tatlılar.. inşallah benim de olur çocuğum……
sizin uzun uzun kitapları anlatmanıza hayranım…teşekkürler

Reply

yavuz October 1, 2010 at 02:59

çok eğlenceli bir kitap,ben bile bayıldım;)

Reply

handan October 27, 2010 at 17:25

harika görünüyor ama neden köpeğin kafasına yapıyor sonunda sizce? bu konudaki farklı fikirleri duyunca bayılıyorum, başka bakabiliyor ve başka türlü okuyabiliyorum. tek açıdan bakıp şüpheyle yaklaşınca zevkli olmuyor okumamız. fikri olan var mı?

Reply

A Gorkem Gurcan October 29, 2010 at 17:19

Ben oğluma bu kitabı 1 yaşındayken aldım. Şimdi 27 aylık bissürü hayvanın kakasını biliyor. Bence çok başarılı bir eser. Ama almadan önce misafirlerinizin tepkilerine hazır olmalısınız “çocuğa boyle b…tan şeyler öğretmeyin” gibi :)

Reply

nisanur November 23, 2010 at 20:37

Daha dün okudum mükemmeel bir kitap …

Reply

fly August 4, 2011 at 11:46

sevdim bunu

Reply

beste August 4, 2011 at 11:56

aa turkceye cevrilmesine sevindim, ben kitabi cok begenene ve eglenceli bulanlardanim hatta blogumda bu konuyla ilgili yazi bile yazmistim harika bir haber:)

Reply

BANU August 4, 2011 at 13:20

yazının bağlantı adresini paylaşabilir misiniz?

Reply

beste August 4, 2011 at 13:29
BANU August 4, 2011 at 15:36

Teşekkürler. Çok keyifli bir yazıymış. :)

Reply

nila August 4, 2011 at 12:05

eğlenceli görünüyo :)

Reply

bap August 4, 2011 at 12:08

alınacak listemizin başında.. hoş bizim anneannemiz karşı bu kitaplara ”kaka” yı aldığımı duyunca, ne biçim kitaplar okuyorsun çocuğa diyerek azarlamıştı beni :)

Reply

hasretnuhoglu August 4, 2011 at 12:39

Merhaba sitenizi uzun bir süredir takip ediyorum. Çok eğlenceli ve güzel kitaplar tanıtıyorsunuz, ayrıca çizimleriniz de bir harika. Bu kitap çok ilgimi çekti, 3 yaşında bir oğlum var ve kitap okumayı çok seviyor. En kısa zamanda bu kitabı ona almayı düşünüyorum. Kitabın çocukların gelişimine etkisini çok iyi bir şekilde tartışmısınız. Bunlara birkaç ilavede ben yapmak istiyorum.
Çocuklar meraklıdır, merak duygusu o kadar canlıdır ki onlarda, yetişkinlerin bile farkına varamadığı pek çok şeyin farkına varıp onu araştırmaya çalışırlar. Buradaki köstebek de çocuklara araştırma yapma bilinci kazandırıyor aslında, farklı hayvan kakalarını araştırarak bulmaya çalışıyor kafasındaki kakayı, bunu yaparken de bir bilene de danışmayı unutmuyor. Bir problemi nasıl çözeceğini adım adım öğretiyor çocuklara, eğlenceli bir olayla.
Oğlumla sokakta yürürken bir hayvan kakası gördüğünde neden onu yere yaptığını soruyor bana, neden tuvalete yapmadığını merak ediyor, bazen de yerlere yaptığı için kedi ve köpeklere kızabiliyor. Kakayı gördükten sonra yanından bir kedi geçtiyse, “tedi sen neden kakanı buraya yaptın? tualet yok mu sizin evde” diye sorular soruyor kediye, çok komik:))
Oğluma okuduktan sonra neler yaşadığımızı sizlerle paylaşmak isterim.

Tekrar teşekkürler paylaşım için

Reply

Esra İlter Demirbilek September 13, 2011 at 13:36

Şahane!

Tabuları yıkan, çocuklara çok daha akılcı düşünmeyi öğreten ve kendini çok daha yakından tanımasını sağlamasına yardımcı olan böylesi yayınlara çok ihtiyacımız var.

Reply

Duygu Dizerkonca September 14, 2011 at 13:33

Çocukluk ve kaka deyince aklıma “Anneeee bittii!!” nidalarım ve annem o sırada telefonda olduğu için dakikalarca “Anneee anneee.. Müge (ablam) annemi çağırır mısın? vs.” bekleyişlerim geliyor. Annem geldikten ve gerekli işlemler yapıldıktan sonra da, sifonu çekmeden önce ne güzel bi iş basardığıma dönüp bakardık ve gururlanırdık. :) ) Bence her çocuk böyle benim olduğum gibi kakasıyla barışık olmalı :)

Bu kitabı ilk kez Yıldıray Abi’yle birlikte Sultanahmetteki bir çocuk kitapçısını gezerken görmüştüm ve ismini okuduğum anda favori çocuk kitabım olmuştu.

İyi cücelere de her ugradığımda Kaf. Ed. Bul. Çal. Küç. Köst. ün sayfalarını illa ki karıştırırım.

Sevildiğini bil küçük köstebek!!

Not: Bu yorumu başkaları da bu kitabı alsın cocuguna okusun diye değil, yorum bırakıp kitabı hediye olarak kazanmak için bırakıyorum. Öyle de 22 yaşında bir insanım.

Haydi öptüm seni dolap

Reply

tuğçe November 24, 2011 at 13:44

Çok beğendim.

Reply

nalan February 5, 2012 at 00:31

kızım bu kitabı daha okuduğumuz ilk gün ezberledi ve daha sonra birlikte canlandırmaya başladık, ben köstebek oluyorum o da at, inek, domuz vs:)) gülmekten konuşamıyo bile…çok eğlenceli ve tabuları yıkan bir kitap..okuldaki kitap gününde okula da götürmek istedi ve ben de seve seve izin verdim, fakat öğretmeninin bu konuda ne düşündüğünü hala bilmiyorum :)

Reply

Leave a Comment

Yorumları takip et. Yorum bırakmadan da kayıt yapabilirsiniz. Kaydol!

{ 1 trackback }

Previous post:

Next post: