“Gulyabani” diye bir şey yoktur, olamaz! Ama olabilir de!

by YILDIRAY on 29/09/2010

Çizgi roman sever misiniz? Ben severim. Okuma alışkanlığı edinmemde, okumayı sevmemde çizgi romanın büyük payı vardır. Ne zaman bir yazımızda çizgi romanlardan söz etsek, okuma alışkanlığı kazanırken bize ne kadar yardımcı olduğunu söylesek, bizim dolapta çizgi romanlara da yer verme zamanının geldiğini konuştuk Banu’yla. Lakin bunca zamandır hangi çizgi romanla başlayacağımıza bir türlü karar veremedik. Derken imdadımıza “Gulyabani” yetişti.

Son dönemde yabancı ve yerli klasik eserlerden dizi film ve çizgi roman uyarlamalarına sık rastlıyoruz. Dizi film yapımcılarının konuyu sündürme eğilimini göz ardı ederek, ben bu çalışmaları faydalı buluyorum. Nedenini bir örnekle açıklayayım: Bir gün bir kitapçıda genç bir hanımın muhtemelen annesi olan bir başka hanıma “Aaa, bak! ‘Aşk-ı Memnu’nun kitabı çıkmış!” dediğini duydum. İki hanım da kitapla ilgilendiler.

Klasik eserlerin çizgi roman uyarlamalarını da önemsiyorum. Her şeyden önce bu uygulama eserin hitap ettiği yaş grubunu ilkokula çekiyor çünkü. Sonra o kitabı ya da kitap okumayı aklından bile geçirmeyecek kişilerin okumasını sağlıyor.

Aslında klasik eserlerin dizi filmini ya da çizgi romanını yapmak elbette yeni bir fikir değil. Mesela ben Gogol’ün “Taras Bulba” adlı eserini ilkokul yıllarında (3 ya da 4. sınıfta) Milliyet Çocuk dergisinde yayımlanan çizgi roman uyarlamasından okumuştum. Uyarlamayı kim yapmıştı bilmiyorum ama beni etkilemeyi başarmıştı.

Everest Yayınları da dilimizin klasik romanlarından ikisinin çizgi roman uyarlamasını yayımladı: Recaizade Mahmut Ekrem’in yazdığı “Araba Sevdası” ve Hüseyin Rahmi Gürpınar’ın yazdığı “Gulyabani”.

“Gulyabani”nin kahramanı Muhsine küçük yaşta kimsesiz kalır. Konu komşu ona bakar ve Muhsine tez zamanda evlendirilir. Kocası kaba bir adamdır. Muhsine kaçar. Konaklarda hizmetçilik yaparak hayatta kalmaya çalışır. Fakat sarkıntılık edenlerden bir türlü yakasını kurtaramaz. Bir gün annesinin eski dostu Ayşe Abla’yla karşılaşır. Ayşe Abla Muhsine’yi o zamanlar kuş uçmaz kervan geçmez bir yer olan Bulgurlu’daki bir çiftliğe götürüp hizmetçi olarak işe alınmasını sağlar. Çiftliğin kötü bir ünü vardır. Cinli, perili diye herkes oradan uzak durmaktadır. Çiftlik evinde Çeşmifelek Kalfa ve Ruşen adlı bir Arap bacı yaşamaktadır. Ayşe Abla Muhsine’yi çiftlik evinde bırakıp gider. Muhsine ne kadar korksa da orada kalmak zorundadır. Gece olunca tuhaf sesler duyar. Korkudan bayılır. Sabah çiftliği terk etmek ister ama göndermezler. Muhsine her gece duyduğu seslerle iyice meraklanır ve bir gece evin hanımının kendi evinde bir tür hapis hayatı yaşadığını öğrenir. Bu arada kimi cinler geceleri Muhsine’nin odasını ziyaret etmeye başlamıştır. Günlerden bir gün çiftlik çalışanlarından Hasan gelir odasına. Hasan’la Muhsine aşık olurlar. Muhsine’nin odasına geldiği bir gece Hasan arkasından gelen bir cinle kapışarak Muhsine’yi kurtarmaya çalışır. Fakat cin, arkadaşlarını yardıma çağırır ve Hasan’ı alıp giderler. Muhsine Hasan’ın öldürüldüğünü zanneder. Ertesi gece Gulyabani’nin kendisi gelir. Kadınlar öldürüleceklerinden emindir. Korkacak bir şeyi kalmayan Muhsine Gulyabani’nin karşısına çıkar. O sırada Hasan etrafına topladığı köylülerle çiftliği basar ve kadınları kurtarır.

“Gulyabani” Türkçe yazılmış ilk korku romanı olma özelliğine sahip. Korkunun yanında mizah da içeriyor. Eser, batıl inançların insanı nasıl zayıf düşürdüğünü gösteriyor. Batıl inançları kurcalanan insanların nasıl da kolaylıkla korkutulabileceğini, yönlendirilebileceğini anlatıyor. Bu bakımdan romanın güncelliğini yitirmesi pek de olanaklı değil gibi geliyor bana.

Eseri çizgi romana Oğuz Demir uyarlamış ve resimlemiş. Ben uyarlamayı çok beğendim. Oğuz Demir’in çizdiği renkli sahneler, tipler; tiplerin ifadeleri, kılık kıyafeti, bulundukları çevre ve tüm bunların ayrıntıları elinizdeki kitabın bir romandan uyarlanmış olduğunu unutturuyor. Sanki Hüseyin Rahmi Gürpınar “Gulyabani”yi çizgi roman olsun diye yazmış!

Bu sitede çocuklara kitap önerdiğimiz için “Gulyabani” hakkında bir uyarı yapmam gerekiyor: Cinsellik içeren sahneler var. Çiftliğe musallat olan cinlerin evdeki kadınlarla cinsel ilişki kurduğu anlatılıyor. Bunlardan biri Muhsine’nin odasına geliyor ve onunla birlikte olmak istiyor. Muhsine istemeyince onu zorluyor. O sırada imdada Hasan yetişiyor. Dizi filmlerin izlenme oranını yükseltmek için reklamının tecavüz sahneleriyle yapıldığı günümüzde söz ettiğim sahnelerin son derce masum kaldığını, zaten anlatılan öykünün gerçekliği içinde tutarlı sahneler olduğunu biliyorum ama yine de belirtmeden geçemedim.

“Araba Sevdası” Betül Gönüllü tarafından uyarlanmış ve resimlenmiş. Recaizade Mahmut Ekrem’in yarattığı Bihruz Bey Batılılaşmayı yanlış anlamış, kendini gösterişe kaptırmış, cümlelerinin arasına sıkıştırdığı Fransızca sözcüklerle (günümüzde İngilizce tercih ediliyor elbette) uygar olduğunu düşünen bir tip. Babasının parasını gösterişli arabalara ve kıyafetlere harcayarak gönül eğlendirmek peşinde koşturan Bihruz Bey’in öyküsü sayesinde günümüz Cadde gençliğinin kökenine eğlenceli bir seyahat yapma olanağı buluyoruz.

“Araba Sevdası” son derece eğlenceli bir anlatı. Betül Gönüllü’nün tipleri, tiplerin kılık kıyafeti, mekanlar ve ayrıntılar bizi bambaşka bir İstanbul’a götürüyor. Resimler siyah beyaz; açıkçası ben renkli olmasını tercih ederdim.

“Araba Sevdası”nın dili kullanılan Osmanlıca ve Fransızca sözcüklerin yoğunluğu nedeniyle “Gulyabani”nin dili kadar yalın ve anlaşılır değil.

Bence yalnız klasik eserlerin değil, güncel eserlerin de çizgi romana uyarlamaları yapılmalı. Elbette uyarlaması eserin aslı gibi olmayacaktır; aynı tadı, yoğunluğu yansıtmayacaktır. Fakat iyi yapılmış bir uyarlama kendine has tadıyla hem eseri bir başka açıdan ele almamızı sağlayabilir, hem de eserin daha fazla kişiye ulaşmasını sağlar.

Hamiş 1: Yazının başlığı sizce nereden geliyor? Tıklayın.

Hamiş 2: Oğuz Demir hakkında daha fazla bilgiyi bu linkten, Betül Gönüllü hakkında daha fazla bilgiyi bu linkten bulabilirsiniz.

Hamiş 3: Her iki romanı da uyarlayan ve çizen sanatçılarla yapılan bir röportaj için tıklayınız.

Hamiş 4: “Araba Sevdası” hakkında bir yazı.

Hamiş 5: Çizgi romanların, çizgi filmlerin, süper kahraman öykülerinin ne kadar etkili olabileceğini görmek için tıklayınız.

Hamiş 6: Görselleri çizerlerin bloglarından aldım.

Gulyabani
Yazan: Hüseyin Rahmi Gürpınar
Uyarlayan ve Resimleyen: Oğuz Demir
Yaş grubu: 12+
Everest Yayınları, 2010,  128 sayfa, karton kapak
ISBN: 978-975-289-767-0
.
.
.
.

.
.

Araba Sevdası
Yazan: Recaizade Mahmut Ekrem
Uyarlayan ve Resimleyen: Betül Gönüllü
Yaş grubu: 12+
Everest Yayınları, 2010,  148 sayfa, karton kapak
ISBN: 978-975-289-768-7

Share

Leave a Comment

Yorumları takip et. Yorum bırakmadan da kayıt yapabilirsiniz. Kaydol!

Previous post:

Next post: