Bir son dakika gelişmesiyle karşınızdayız. Doğa Düşkünleri Derneği’nden gelen bir açıklamaya göre leylekler istifa etti. Yapılan açıklamaya göre “Bebekleri leylekler getirdi,” söylemine artık leylekler destek vermiyor. Açıklamanın gündeme bomba gibi düşmesinin ardından ilk tepkiler de gelmeye başladı. ÇOSOTEB (Çocuk Soruları Karşısında Terleyen Ebeveyn Birliği) yetkililerince yapılan açıklamada leyleklerin istifa kararlarında aşırı nüfus artışının yanında yetersiz çevre politikalarının ve küresel ısınmanın büyük payı olduğuna dikkat çekildi. ÇOSOTEB adına konuşan Sual Yanıtsızhan “Biz ÇOSOTEB olarak anne babaları zorlayan çocuk sorularıyla boğuşurken, şimdi bir de “Seni leylekler getirdi yavrucuğum,” yerine toplum beklentilerini, ananelerimizi ve çocukları tatmin edecek yeni bir yanıt bulmak zorundayız. Buradan yetkililere sesleniyorum; bir an önce kısa vadede sonuç verecek bir nüfus planlaması ve etkili çevre politikaları üretip uygulamaya koymak zorundayız. Belki böylece leyleklerle masaya oturma şansımız olur,” dedi. ÇOSOTEB’in çağrısına ilk yanıt TÜBİTAK’tan geldi. Yapılan açıklamada “Haziran 2010 tarihinde yayımladığımız “İçiyle Dışıyla Vücudumuz” adlı kitabın son bölümünde leylek safsatasına artık gerek bırakmayan açıklamalar bulunmaktadır,” dendi. TÜBİTAK’a ise Bir Dolap Kitap yanıt verdi: “O kitap gerçekten çok değerli, birçok soruya yanıt veren eğitici, öğretici ve eğlenceli bir çalışma. Lakin kitabın söz konusu bölümü bebeğin nasıl olduğundan çok anne karnında nasıl büyüdüğüyle ilgileniyor ki bu konu zaten leyleklerin alanına girmez.”

Biz gelişmeleri takip edip size anında aktarmaya devam edeceğiz. Şimdi TÜBİTAK tarafından krize çare olarak önerilen kitap hakkında bilgi almak için İstanbul stüdyomuzdaki konuğumuza dönüyoruz. Bir Dolap Kitap yazarlarından Yıldıray Karakiya “İçiyle Dışıyla Vücudumuz” adlı kitap hakkındaki sorularımızı yanıtlıyor.

“Hoş geldiniz. Eee… Bize öncelikle kitabın içeriğinden söz eder misiniz? Eeee… Ne anlatıyor bu kitap? Hangi sorulara eee… yanıt veriyor? Evet…”

“Teşekkür ederim. Hemen sorunuzun yanıtına geçeyim. Kitap üç bölümden oluşuyor: “Yediklerinize ne olur?”, “Duyularınız nasıl çalışır?”, “Bebekler nasıl olur?” İlk bölümde neden yememiz gerektiği, ne yememiz gerektiği sorularına yanıt verildikten sonra ağızdan başlayarak tuvalete kadar süren sindirim süreci anlatılıyor. İkinci bölüm görme, işitme, tat alma, koku alma ve dokunma duyularımızın ne olduğu ve genel hatlarıyla nasıl çalıştığı anlatılıyor. Son bölümse kriz yaratan soruya ayrılan bölüm: Bir bebeğin anne rahmine düşmesinden doğuma kadarki süreç ele alınıyor.”

“Peki eee… anlatım nasıl desteklenmiş acaba? Eee… Okuyucularımız çok merak ediyor, metinler ne tür görseller eşliğinde sunuluyor, acaba fotoğraf ya da canlandırma olabilir mi?”

“Yok, henüz canlandırmalı kitap diye bir şey icat edilmedi. Olsaydı ilginç olurdu gerçi ama mide asidini kim nasıl canlandırırdı bilemedim.”

“Fotoğraf o zaman? Eee…”

“Yok, neyse ki fotoğraf da değil. Doğrusu kitap fotoğraflı olsaydı okuyucular daha ilk bölümden kitabı atarlardı, böyle dolu bağırsaklar falan… Öyle değil. Metinler renkli çizimlerle destekleniyor. Elbette bunlar sadeleştirilmiş, gereksiz ayrıntıların çıkarıldığı, gösterilenlerin de yumuşatılmış olduğu çizimler. Kitabın en önemli özelliğiyse sağ sayfalardaki kulaklar. Kitaba dikkat ederseniz, kulağı kaldırdığımızda resimde görülen beden parçasının adeta içine giriyoruz. Böylece anlatım hem pekişiyor, hem de daha ilgi çekici, eğlenceli hale geliyor.”

“Çizim de oldukça etkili bir yöntem olsa gerek. Peki, eee içerik nasıl sizce? Bunca çocuk kitabını incelemiş bir kişi olarak bu kitabın doyurucu bir içeriği olduğunu söyleyebilir misiniz? Yalnız süremiz daralıyor, yanıtınızı hızlıca alabilirsem…Eee…”

“Süre problemi varsa sesli harfleri çıkararak konuşayım isterseniz.”

“Yok, eee… sesli harfler kalsın ama kısa bir yanıt verin lütfen.”

“Kitap gayet güzel hazırlanmış ve son derece doyurucu bilgilere sahip. Açıkçası ufaklıklar için bilgilendirici olacağını, birçok soruya bu kitapta yanıt bulacaklarını düşünüyorum. Elbette anne baba için de yanıt vermekte zorlandıkları konularda müthiş bir yardımcı olarak devreye girebilme özelliğine sahip bu kitap. Fakat ne yazık ki, kitap sorunsuz değil. Benim ilk dikkatimi çeken bazı muğlâk ifadeler oldu. Örneğin “Duyularınız nasıl çalışır?” bölümünde “Belli bir şekilde olan kulağınız duymanıza yardımcı olur,” diye bir cümle var. Bu cümleden ne anlamamız gerektiğini bilemiyorum. Burada kast edilenin genel olarak insan kulağının biçimi olduğunu anlıyorum ama ifadede bir sorun olduğu da gözden kaçmıyor. Belki de çeviriden kaynaklanan bir durumdur. Yine aynı bölümde, 25. sayfada “Omurgasının içinde omurilik denen bir şey var,” ifadesi kullanılmış ki…”

“Eee… Bu örnekler yeterince açıklayıcı oldu sanıyorum. Yönetmenim de zamanı işaret ediyor. Eee… Siz lütfen bize konu açıklamalarının doyuruculuğundan söz edin.”

“Peki. Konular önerilen yaş grubuna uygun yoğunlukta ele alınmış genel olarak. Bu kitap meraklı cüceler için iyi bir giriş kitabı. Yine de, örneğin işitme duyusu anlatılırken verilen “seslerin kulağın içindeki tünelden geçip kulak zarına çarpması sonucu oluşan titreşimlerin beynimize iletilmesinin duymamızı sağladığı” bilgisi yeterli midir, bilmiyorum. Çünkü sizin de bildiğiniz gibi duymamızı tek başına kulak zarı değil, onunla birlikte çekiç, örs ve üzengi kemikleri de sağlar.”

“Öyle mi? Eee…”

“Evet.”

“Anlıyorum. Eee…  Ama okuyucularımızın asıl merak ettiği konu eee… bu kitabı alıp çocuklarına okudukları zaman çocuklarının “Anne, ben nasıl oldum?”, “Baba, bebek nasıl olur?” türünden sorulara doyurucu bir yanıt verip veremeyecekleri.”

“İşte kitabın en zayıf noktası bu zaten! Bu konuda ÇOSOTEB’in kaygısını gidereceğini sanmıyorum. “Bebek nasıl olur?” bölümü konuyla ilgili birçok noktaya temas ediyor. Rahim, yumurta, sperm gibi üremenin olmazsa olmaz unsurlarını anlatıyor, resimlerle gösteriyor. Fakat bölümün asıl üstünde durduğu konu rahme düşen bebeğin doğana kadar geçirdiği gelişim süreci ve annede görülen değişiklikler. Burada anlaşılmaz olan, bebek olması için babanın bedeninde bulunan spermlerden birinin annenin bedeninde bulunan yumurtayla birleşmesi gerektiği açıklandığı halde, spermin babanın bedeninden annenin bedenine nasıl geçtiğinin açıklanmamış olmasıdır. Bu teleferik hattıyla ya da SMS’le olacak şey değil. Çocuklar da bu açığı gözden kaçırmazlar. Yani kitap konuyla ilgili birçok önemli bilgi vermesine rağmen, iş en kritik soruya gelince anne babayı yalnız bırakıyor.”

“Eee… Yayınımıza katıldığınız için çok teşekkür ederi…”

“Bir dakika, lafımı bitireyim! Bakın çok önemli! Yeri gelmişken bir uyarı yapmak istiyorum: Eğer kendinizi çocuğunuza bu konuyu açıklamaya hazır hissetmiyorsanız bu kitabı alıp çocuğunuzla paylaşmak için erken demektir. Zira konu bir kere açılınca çocuğun bu soruyu sorması kaçınılmaz olacaktır. Öte yandan kitabın bu açıklarına rağmen öğretici olduğunu da söylemeliyim.”

“Yıldıray Bey, eee… yayınımıza katıldığınız için teşekkür ederiz. Sayın okuyucular, kısa bir reklam arasından sonra gelişmelerle tekrar karşınızdayız.”

Reklamlaaaarrrrr
Çocuğunuza hangi kitabı alacağınızı bilemiyor musunuz? Çözümü kolay: Bir Dolap Kitap!
Çocuğunuz arkadaşına hediye edecek kitabı bir türlü bulamıyor mu? Çözüm kolay: Bir Dolap Kitap!
Kitapları kuru kuru okuyorsunuz, yapacak etkinlik bulamıyorsunuz ve çocuğunuzun canı mı sıkılıyor. Çözüm kolay: Bir Dolap Kitap!
Bir Dolap Kitap! Bir Dolap Kitap! Ailenizin dostu, doldurur kütüphanenizdeki boşluğu! Bir Dolap Kitap! Okuyunuz.

Bu kitapları da okumak isteyebilirsiniz:

İçiyle Dışıyla Vücudumuz
Özgün Adı: Flip-Flap Body Book
Yazanlar: Alastair Smith & Judy Tatchell
Resimleyen: Maria Wheatley
Çeviren: Yasemin Tanbi
Yaş grubu: 3+
TÜBİTAK, 2010,  48 sayfa, karton kapak
ISBN: 978-975-403-525-4