Gelin, gizlice günlük okuyalım!

by BANU on 06/09/2010

Jeremy James’le geçen günlerimin ardından, hinlikte Jeremy James’i aratmayan ama yaşı ondan daha büyük bir kahramanla haşır neşir olmaya başladım. Son günlerde elimden Greg’in günlükleri düşmez oldu. Greg’in ilk günlüğünü kitapçıda uzun zaman önce görmüştüm. Gördüğüm anda beni önce kapağı çarpmıştı. Bir defter sayfasından kesilip yapıştırılmış bir parça kağıt ve üzerinde asık suratlı, sıskacık bir oğlan çocuğu… Sonra alıp içine baktığımda alışık olmadığım bir kitap tarzıyla karşılaştım. Gerçekten bir defter gibi tasarlanmıştı ve sevimli karikatürlerle süslenmişti. Kitabı daha sonra almak üzere bıraktım. Bu durum, farklı zamanlarda bir iki kere daha tekrarlandı. Sanki Greg günlüğünü zorla okutmak ister gibi…

Aradan zaman geçti. Birkaç hafta önce bir basın daveti aldım. Meğer “Saftirik Greg’in Günlüğü” beyazperdeye uyarlanmışmış. Yıldıray’la bisikletlerimize atladığımız gibi basın gösterimine gittik ve çok eğlendik. Sonra da gelsin kitaplar… İşte o zamandan beri Greg Heffley’nin özel yaşamının tüm ayrıntılarına vakıf olmuş durumdayım. Şimdi bunların bir kısmını sizinle paylaşacağım. Bakalım siz de beğenecek misiniz?

Her şey Greg’in annesinin ona bir günlük armağan etmesiyle başlıyor. Greg de başlıyor yazmaya. Ama daha en başından bizi uyarıyor:

“Bir şeyi açıklığa kavuşturalım: Bu, ANNEMİN fikriydi, benim değil!

Ama benim “duygularımı” buraya ya da başka bir yere yazacağımı sanıyorsa, çok yanılıyor! Kimse benden “Sevgili Günlük, bugün kendimi şöyle hissediyorum”, “Sevgili Günlük, bugün bunları hissettim” filan yazmamı beklemesin! İşte o kadar!

Bunu yapmayı kabul etmemin tek nedeni: Bir gün zengin ya da ünlü olursam, bütün gün insanların aptal sorularına cevap vermekten çok daha önemli işlerim olacak! O zaman hemen bu defteri devreye sokarım, olur biter!”

Greg’in günlüğü ortaokulun ilk günüyle başlıyor. Artık Greg’in tek derdi, çocuk değil, ergen gibi davranmak. Sözgelimi artık “oyun oynamak” değil “takılmak” gerektiğini düşünüyor. En iyi arkadaşı Rowley’ye de bunu anlatmaya çalışıyor ama nafile… Böylece başlıyor okulda popüler bir çocuk olmak için neler yapılabileceğini araştırmaya… Kitap boyunca Greg’in popüler olma yolundaki farklı girişimlerine ve başını her defasında nasıl belaya soktuğuna tanık oluyorsunuz. Bela Greg’in göbek adı gibi bir şey… Aklı sıra uyanıklık yapmaya çalışırken, her seferinde planı ters tepiyor.

Soldan sağa: Frank ve Susan Heffley, Rodrick, Manny, Fregley, Rowley ve Greg.

“Saftirik Greg’in Günlüğü” dizisinin “Rodrick Kuralları” ve “Türünün Son Örneği” adlı devam kitaplarında da Greg’in farklı problemlerle mücadelesi var. İkinci kitapta Greg’in derdi bu sefer popülerlik değil; o yaz olan bir şeyi ört bas etmek. Olan her ne ise bundan uzun süre söz etmiyor. Bu büyük sırrın ne olduğunu ancak kitabın sonunda öğreniyoruz.  Üçüncü kitapta ise kirli çamaşır problemi ve babasının onu askeri okula gönderme tehlikesi konu ediliyor.

Kitapların merkezinde doğal olarak Greg var. Olayları onun bakış açısından izliyoruz. Greg her yönüyle canlı bir karakter. Ama sadece o değil… Kitaba renk katan yan karakterler de en az Greg kadar güçlü… Greg’in hemen dışındaki çemberde abisi Rodrick, anne ve babası, küçük kardeşi Manny, en yakın arkadaşı Rowley var. Biraz daha dış çemberde okuldaki diğer çocuklar, akrabalar ve komşular geliyor.

Dün babamı kızdırmadan biraz daha uyumanın çok iyi bir yolunu buldum. O beni uyandırdıktan sonra, yorganımı, battaniyemi alıp koridora taşıdım ve banyonun önünde duş sıramı bekledim.

Sonra havalandırma deliğinini üzerine uzandım. O sıcacık yerde uyumak, yatağımda uyumaktan ÇOK DAHA GÜZELDİ.

Ancak bir sorun vardı: Her defasında yalnızca beş dakikalık bir sıcaklık oluyordu. Bu yüzden havalandırma deliğine sıcaklık gelmediğinde, soğuk metalin üzerinde yatmış oluyordum.

Bu sabah, annemin duştan çıkmasını beklerken, birinin ona Noel’de bornoz hediye ettiğini hatırladım. Gidip dolaptan bornozu aldım.

Bunun yaptığım en akıllıca şeylerden biri olduğunu söyleyebilirim. O bornozu giymek, kurutucudan yeni çıkmış, kocaman, yumuşacık bir havluya sarınmak gibiydi.

Bornozu o kadar sevdim ki duştan SONRA da giymeye devam ettim. Sanırım babam bunu önce kendisi akıl etmediği için beni kıskandı. Çünkü mutfak masasına gittiğimde suratı fazlasıyla asıktı. (Türünün Son Örneği, s12-13)

Ele alınan temaya gelince… Greg normal ve sıradan bir çocuk. Bir süper kahraman değil; onun da hepimiz gibi zaafları var. O da her çocuğun yaşadıklarına benzer sorunlar yaşıyor. Sinir bozucu bir abisi var: Rodrick. Greg’den bile sinsi ve her an Greg’i küçük düşürmeye ve başını derde sokmaya hazır. “Rodrick Kuralları”nda onu daha yakından tanıyoruz. Anneleri iki kardeşin kaynaşmasını sağlamaya çalıştıkça, abi-kardeş ilişkisine dair gülünç olaylar da gırla gidiyor. Greg’in sorunları abisinin varlığıyla sınırlı değil. Rodrick yetmezmiş gibi, bir de Manny var. Manny evin en küçük çocuğu. Greg’i zor durumda bırakmakta ve sinir bozmakta üstüne yok. Üstelik evin en küçüğü olma avantajını çok iyi kullanıyor. Greg’in annesi eski bir anaokulu öğretmeni. Greg’i çoğu zaman utandıran davranışlarına günlükte sık sık rastlıyoruz. Oğulları arasında uzlaşma sağlamak için önerdiği çözümler de hayli yaratıcı. Baba figürüyse ayrı bir komedi… Kuralcı ve en büyük arzusu oğullarının da patronunun oğulları gibi “ideal” evlatlar olmasını dileyen bu adam, gece yarısı gizli gizli evin abur cubur stoğunu gövdeye indirirken ya da mahallenin gençlerine kovayla su dökmek için planlar yaparken yakalamanız mümkün…

Bu seri ile ilgili bence söylenmesi gereken en önemli şey tasarımı. Kitabın alışılmadık bir tarzı olduğundan söz etmiştim. Metin ve karikatürler kitabı neredeyse yarı yarıya paylaşıyor. Kısa kısa bölümleri bir çırpıda okunabiliyor. Kimi zaman metinler kesilen öykünün resimlerde devam ettiğini görüyorsunuz. Öykünün bu iki biçimde anlatılışı güzel bir bütünlük sağlamış. Bu yaklaşımın bende uyandırdığı ilk izlenim, kitap okumayı sevmeyen çocukların bu tarz bir kitaba sempatiyle yaklaşabilecekleri oldu. Öykü eğlenceli olayları anlatıyor. Bu eğlence karikatürlerle perçinlenmiş. Okumaya teşvik edecek bir özellik daha… Tıpkı bir defter gibi hazırlanmış sayfalar, bizi sanki bir sırra ortak ediyor. Okurken gerçekten de bir günlüğün sayfalarını karıştırıyor gibi oluyor ve Greg’e suç ortaklığı yapmaktan keyif alıyorsunuz.

Kitabın yaratıcısı Jeff Kinney aslında bir oyun tasarımcısıymış. Kinney, hem yazıp hem resimlediği “Saftirik Greg’in Günlüğü” kitapları, The New York Times’ın çocuk kitapları kategorisinin en çok satanlar listesinde tam 74 hafta boyunca ilk sırada kalmış. Kitaplar, 2009 itibariyle tüm dünyada 16 milyon kopya satmış. Serinin Türkçe’ye ilk üç kitabının yanı sıra “Kendin Yap Kitabı” da çevrildi. Bu sonuncusu okuyucuya kendi karikatürlerini yapma olanağı tanıyan boş sayfalara ve konuşma balonlarına sahip. Greg’in dördüncü günlüğünün Türkçesi’nin eli kulağında. Beşinci kitapsa ABD’de kasım ayında çıkacakmış…

Gelelim filme… Film, ağırlıklı olarak birinci kitap üzerine kurulu; ama ikinci ve üçüncü kitaptan da kimi ayrıntılar alınmış ve farklı biçimde kurgulanarak öyküye yedirilmiş. Kitapta skeçler halinde anlatılan olaylar, filmde daha bütünsel bir kurguyla anlatılıyor. Açıkçası, filmin en başındaki abartılı sahneler beni bir anlığına hayal kırıklığına uğratsa da, sonradan bu histen kurtuldum ve gerçekten çok eğlendim. Özellikle olay örgüsünün göbeğindeki motifin okul bahçesindeki yere düşmüş çürüyen ve dokunmanın tabu olduğu peynir olması çok hoşuma gitti. Kitapta yer alan çizgiler de hareketlenerek film içinde ayraç görevi görmüş. Film de tıpkı kitaplar gibi hem çocukların, hem yetişkinlerin hoşça vakit geçirmesini sağlıyor. Merak edenlere ufak bir hatırlatma: “Saftrik Greg’in Günlüğü”, bayramın ilk günü, yani 9 Eylül’de gösterime girecek.

Tamam, başkasının günlüğünü okumanın kötü bir davranış olduğunu ben de biliyorum. Ama bu seferlik görgü kurallarını bir kenara bırakın ve çaktırmadan Greg’in günlüğünü okuyun. Buna değecek!

Hamiş:
Saftirik Greg’in web sitesi burada.
Filmin fragmanı da burada.
Jeff Kinney’nin çocuklar için hazırladığı oyun sitesinin adıysa Poptropica.

Bu kitaplar da ilginizi çekebilir:

Saftirik Greg’in Günlüğü
Özgün Adı: Diary of a Wimpy Kid
Yazan ve Resimleyen: Jeff Kinney
Çeviren: İlker Akın
Yaş grubu: 9+
EpsilonYayınları, 2010, 223 sayfa, sert kapak
ISBN: 978-9944-82-111-7
.
.
.
.
.

Share

{ 9 comments… read them below or add one }

Zeynep June 20, 2011 at 11:47

Bende bu kitaplardan turuncu olanı eksik sadece. ”Kendin Yap” kitabı. Ama orada da zaten sanırım kitabı sadece sen tasarlıyorsun…. =)
Bu arada sürpriz haber… Yeni Saftirik çıkacak.
Yakında… =)

Reply

Grkm December 1, 2011 at 23:10

Bütün hepsi var mor ve açık mavi olanı da dahil dünyanın en iyi çocuk serisi insana okumayı sevdiriyor.

Reply

hollyhills December 12, 2011 at 16:00

saftiriğin kitapları çok güzel hepsini severek okudum özelliklede greg in günlüğü ve türünün son örneği

Reply

merve January 24, 2012 at 14:39

Müthiş bir kitap serisi harika bende sadece greg’in günlüğü ve panik yok var(yeni çıkan açık mavi kasım sayısı).Ama çok süper kitaplar Hepsini alıcam.H-A-R-İ-K-A

Reply

Yasemin June 1, 2012 at 14:22

bu kitabı oğlum okudu tüm serisi bitti ve çok güzel buldu

Reply

berfin bahar türkdoğan January 9, 2013 at 14:33

banu abla benim öğretmenim sftiriklere gıcık kapıyor annemde ona katılıyor öğretmenim saftirik okuyanların saftirik olduğunu söylüyor.bende bu güne kadar öyle düşünüyordum ama şimdi fikrim değişti.

Reply

nilay April 10, 2013 at 18:55

çok güzel

Reply

sanane olüm April 12, 2013 at 20:36

En güzeli Saftirik Vampirin Günlüğü iki serisini de aldım biri beyaz diğeri kırmızı ama ilk beyazı sonra kırmızıyı okuyun

Reply

Ata Kutay January 27, 2014 at 03:08

Bütün serisi bende var. Artık 9 çıksın hepsini okudum çok güzel…

Reply

Leave a Comment

Yorumları takip et. Yorum bırakmadan da kayıt yapabilirsiniz. Kaydol!

{ 1 trackback }

Previous post:

Next post: