Bisiklete Binmeyi Öğrenen Mavi Fil Tombik

by YILDIRAY on 03/09/2010

Bisiklet! Dünyanın en müthiş icadı; en sağlıklı, en temiz, en keyifli, en zarif, en hassas, çevreye en az zarar veren, insana en uygun ulaşım aracı!

Bisiklete binmeyi öğrendiğim anı bile hatırlıyorum! İkitekerle ilişkim geç başladı. Bir üçtekerim olmuştu ama yedi yaşıma kadar hiç ikitereke binmemiştim. Oturduğumuz binanın arka bahçesinde, bana büyük gelen bir bisiklette öğrendim dengede durmayı. Bunları anlattığım yazıyı şu linkte bulabilirsiniz.

Biz mi dengeyi kurarız da bisiklete hâkim oluruz, yoksa bisiklet mi bizi ıslah eder de dengeyi buluruz, bilinmez. Malum olan tek gerçek şudur ki, ikiteker üstünde durmayı başaran artık bir daha yerinde duramaz. İddiam o ki, Evliya Çelebi “Şefaat,” yerine yanlışlıkla “Seyahat,” dediğinde elinin altında bisiklet olsaydı, Küheylan işinden olurdu.

Laf bisikletten açıldı mı heyecanlanır, konuştukça konuşurum (hoş, başka zaman az konuşuyor değilim ya, neyse!). Bir an önce bu lakırdının nedenine geçmem iyi olacak. Geçen gün Çocuklaçocuk’ta bir bisiklet kazası haberine rastladım. Yorumlarda “bisiklet çok tehlikeli” dendiğini gördüğüm anda, bir yolunu bulup böyle bir yazı yazmaya karar vermiştim bile.

Aradığım yol, Banu’nun elleriyle kucağıma bırakıldı: Bir sırrı olan Mavi Fil Tombik’in hikayesi. Mavi Fil Tombik ve arkadaşları birlikte şahane zaman geçirirler. Tombik zıplamaya başladı mı biraz korkarlar ama dert de etmezler. Fakat bilmedikleri bir şey vardır: Mavi Fil Tombik onlar gibi bisiklete binmeyi bilmiyordur. Tombik, bundan utandığı, öğrenirlerse arkadaşları alay eder diye endişelendiği için kimseden yardım da isteyemez. Sonunda, arkadaşlarının bisikletle gezmeye çıktıkları bir gün, gözünü karartır ve bisiklete binmeyi kendi başına öğrenmeye karar verir. Çöp tenekesine çarpar, çalılığa dalar, göle uçar… Bu arada arkadaşları onun yokluğunu fark etmişlerdir. Tombik’in bisiklete binme çabasından kalan yıkıntıları izleyerek yerini bulurlar. Durumu anlarlar ve onu cesaretlendirip yardım ederek bisiklete binmeyi öğrenmesini sağlarlar.

Basit, yalın, eğlenceli, iddiasız bir öykü… Arkadaşlar arasındaki dayanışmanın güzel bir örneği… “Eğer Mavi Fil Tombik baştan yardım isteseydi, bu kadar hırpalanmazdı,” diyerek ders çıkarmamız da mümkün.

Kitabın resimleri de yazarı Sharon Rentta’ya ait. Pastel renklere sahip, yenilik arayışında olmayan, eğlenceli resimler… Okuma keyfini artırmaya yeter. Fakat benim resimlerde asıl dikkati çekmek istediğim konu tiplerin kafaları. Kafalar da pek özel değil aslında. Sıradan bir fil kafası, bildik bir kurbağa kafası, tanıdık bir köpek kafası… Ne zaman ki iş bisiklete binmeye geliyor, kafalar işte o zaman ilginçleşiyor: Sıradan, kasklı bir fil kafası; bildik, kasklı bir kurbağa kafası; tanıdık, kasklı bir köpek kafası…

Sharon Rentta bu kadar kafaya bu kadar kaskı boşuna giydirmemiş elbette. Kask, bisiklet sürücüsünün olmazsa olmaz güvenlik önlemidir.

Bisiklet bir çocuktan esirgenmeyecek kadar güzel, keyifli bir araçtır. Aileler de bir biçimde çocuklarına bisiklet alırlar zaten. Alırlar ama alırken bisikletin ne kadar güvenilir malzemeden yapıldığına bakmazlar. Daha çok fiyatıyla ilgilenirler. Sonra frenler gerektiği gibi çalışmadığı için kaza olunca bisiklet suçlu çıkar. Aileler çocuklarına kask da almazlar. Çocuk düşüp de kafasının pekmezini akıtırsa, suçlu yine bisiklet olur. Çoğu bisikletin ve çoğu bisikletlinin görünürlüğünü sağlayacak ışıklandırması, reflektörü, fosforu vs. yoktur ama kaza olunca bisiklet suçlanır. Belediyeler güvenli oyun alanları, bisiklet yolları yapmazlar ama kaza olunca tehlikeli olan belediye başkanı ya da motorlu taşıtlar değil, bisiklet olur.

Şunu anlatmaya çalışıyorum: Güvenilir bir bisikletiniz varsa, asgari güvenlik önlemlerini almışsanız, belediye başkanı da sorumluluklarını unutmayıp güvenli oyun alanı ve bisiklet yolu yapmışsa, bisiklet evinizdeki bulaşık makinesinden daha tehlikeli değildir, ama örgü şişlerinden daha tehlikesiz olabilir.

Bisiklet, bir ulaşım aracı olarak küresel ısınmaya karşı en etkili savunmalardan biridir. Bisiklet kalp sağlığı için şahane bir egzersiz aracıdır. Bisiklet insanın geçtiği yerin tadına varabileceği yegane ulaşım aracıdır.  Bisiklet özgürlük hissinin zemini, kendin olmanın anahtarıdır. Bisiklet ruhun, bedenin ve yeryüzünün gezici uyum istasyonudur.

Çocuklardan bisikleti esirgemek olmaz. Ama sorumluluğumuz çocuğumuza bisiklet almakla bitmiyor. Tam tersine, daha yeni başlıyor. Çocuğunuza trafikle ilgili temel bilgileri vermeli, ona örnek olmalısınız. Bir bisiklet sürücüsünün sahip olması gereken asgari güvenlik donanımını çocuğunuza vermelisiniz. Bir de, tüm anne babalar birleşip çocuklarınız için güvenli oyun alanları ve bisiklet yolları istemeli; belediyeleri, hükümetleri buna zorlamalısınız. Bunu sağlamak için çalışan insanlar zaten var, işe onlara destek vererek de başlayabilirsiniz.

Uzun lafın kısası, bisiklet sanıldığı kadar tehlikeli değildir ama bisiklet süren bir fil görürseniz siz yine de yoldan çekilin!

Hamiş 1: Bu kitaptan söz ettiğimiz radyo yayınının bant kaydı burada…

Hamiş 2: Her ayın son cumartesi günü düzenlenen Critical Mass etkinliğinden haberiniz var mı? “Critical Mass de ne?” diye soranlar lütfen buraya tıklasınlar. Bu linkte de İstanbul Critical Mass videosu var. Bu da “Perşembe Akşamı Bisikletçileri” linki.

Hamiş 3: “Bisiklet Ninjası” adlı blogum için yazdığım manifestoyu buraya tıklayarak okuyabilirsiniz.

Hamiş 4: Banu’yla birlikte tuttuğumuz bisiklet günlüğümüz “Karayolu Balıkları” için buraya tıklayın lütfen.

Hamiş 5: Yazar ve çizer Aydan Çelik tarafından kaleme alınan bisiklet manifestosunu okumak için lütfen buraya tıklayın.

Mavi Fil Tombik
Özgün Adı: Sidney the Little Blue Elephant
Yazan ve Resimleyen: Sharon Rentta
Çeviren: Sevgi Atlıhan
Yaş grubu: 4+
İş Bankası Kültür Yayınları, 2009, 38 sayfa, sert kapak
ISBN: 978-9944-88-476-1

Share

{ 14 comments… read them below or add one }

Cihan Mutlu September 3, 2010 at 10:49

Bisiklete binmeyi öğrenen mavi bir fil mi? Tombik!
İsimden kazandı bir kere.. Çizimleri de çok beğendim.. Renkleri, ifadeleri..
“Sıradan, kasklı bir fil kafası; bildik, kasklı bir kurbağa kafası; tanıdık, kasklı bir köpek kafası…”
Şahane!

Reply

Ece Göksu September 3, 2010 at 11:03

Herkes 60′ındaki babacığımın nasıl bu kadar formda ve sağlıklı olduğunu sorup duruyor: cevabı basit aslında…Babacım, pek sevgili arabasını çoğu zaman garajında bırakır, ve hiç vazgeçemediği bisikletiyle yol alır gideceği yere…Takım elbisesiyle bisiklet üzerine işe gider, çarşıya pazara gider. Herşeyden vazgeçer ama bisikletinden vazgeçmez. :)
Ve evet, tedbir aldığınız müddetçe, bisiklet bırakın tehlikeli olmayı sağlığınız için oldukça yararlıdır!
Keyifle okudum yazdıklarınızı…Tombik’in maceralarını okumak için de sabırsızlanıyorum. :)
Sevgiler…
EG

Reply

Neslihan September 3, 2010 at 11:15

Sevgili Yıldıray, 2.5 yaşındaki kızım çok seviyor bu kitabı.Yaş grubu önerisi 3 hatta 2 bile olabilir bence.Sevgiler…

Reply

Burcu October 12, 2011 at 11:55

Sevgili Yıldıray, aynı şekilde katılıyorum kızım 3,5 yaşında, 2,5 yaşından beri bu tombik en sevdiği kitap mutlaka haftada bir kendince okur :) Sevgiler BD

Reply

Yıldıray September 3, 2010 at 15:49

Cihan, bisiklete binelim.
Ece Göksu, yorumunuz için teşekkür ederiz. Babanızın pedalına kuvvet… Yalnız aklıma takıldı, siz binmiyor musunuz bisiklete?
Neslihan, haklısın aslında, kitap 2+ çocuklara da uygun. Yayınevine göreyse kitap 5+, arka kapağa öyle yazmışlar. Sanırım kitap bisiklete binmeyi özendiriyor diyerek yaş grubunu büyük tutmuşlar. Ben de fazla muhalefet etmeyeyim dedim…

Reply

Evren September 3, 2010 at 20:13

Yine çok güzel bir paylaşım olmuş! Çok severiz bisikleti, filleri de tabii. Sizin yazıyla ikisi bir arada gündeme gelince, daha bir keyiflendik şimdi :)

Reply

cocuklacocuk September 4, 2010 at 22:46

bisiklete binmek çok keyifli ve faydalı ama kesinlikle gerekli tedbirleri aldıktan sonra.. kitap önerin için teşekkürler

Reply

Ece Göksu September 6, 2010 at 10:07

Sevgili Yıldıray,
Bisiklete binmeyi ben de çok severim. Lise çağlarımda ve ailemin yanındayken sabah 6 gibi kalkıp bisiklet turları da yapardım. Ama Başkent’te bisiklet kullanmak imkansız gibi, hele anneysen, hele 8 aylık hamileysen… :)
Bu arada ailem şanslı, Mersin’de yaşıyorlar. Düz bir şehir, trafik katliam yapacak boyutta değil, daha rafine yaşayabilirsiniz yani… :)
Saygılar, sevgiler…
EG

Reply

Yıldıray September 6, 2010 at 11:27

Çocuklaçocuk, tam olarak aynı fikirdeyiz:)
Ece Göksu, bu da demek oluyor ki, geleceğin bisikletlisini taşıyorsun.
Bu kitap hakkındaki yazımızı paylaştığımız başka bir ortamda ilginç bir yorumla karşılaştım. O kişiden yorumunu buraya da bırakmasını rica etmiştim ama anlaşılan yapmayacak. Yorum şuydu: “Çocuk kitaplarında, çizgi filmlerde vs. hayvanların karikatürize edilerek kullanılması, onları bu kitaptaki gibi doğalarına aykırı olduğu halde bisiklete binerken göstermek vs. “türcülük” yapmak anlamına gelir.” Türcülük, kaba bir tanımla “insan şovenizmi” anlamına geliyor; yani canlıları insan ve diğerleri diye ayırıp “diğerlerine”, onlar da canlı oldukları halde daha az değer vermeyi ifade ediyor ve hayvan hakları savunucuları tarafından faşizmle eşdeğer görülüyor. Örneğin boğa güreşleri “insan şovenizmi” için güzel bir örnek oluşturuyor.
Doğrusu ben hayvanları eşitim görme eğilimindeyimdir ama aynı zamanda etoburudur. Yaşamın döngüsü içinde “hayatta kalma” hakkımı kullancak kadar etobur olmaktan söz ediyorum. Yoksa mesela “avcılık” bana göre spor değil cinayetin ta kendisidir. Fakat çocuk kitaplarındaki hayvan figürlerinin (ya da çizgi fimlerdeki, ya da bebek kıyafetleri üstündeki…) “türcülük” kapsamında değerlendirilebileceğini hiç düşünmemiştim. Gelen bu yorum sayesinde meseleye yeni bir pencereden bakmaya başladım. Henüz bir fikir oluşturabilmiş değilim.
Bu konuda siz ne düşünüyorsunuz?

Reply

Ece Göksu September 6, 2010 at 15:17

Bence bu durum çok da “türcülük” sayılmaz. Kastettikleri biz isek, hayvanlar ve insanlar arasında bir hiyerarşik sınıflama oluşturmak ya da şövenizm yapmak galiba bu tip çocuk kitaplarını alıp çocuklarıyla paylaşan ailelerin tutumu olmasa gerek…Kastettikleri çocuklarsa, onlar o pırıl pırıl zihinleriyle zaten hayvanları kendileriyle türdeş gibi görüp davranıyorlar. Örneğin benim kızım, oyuncak zürafasının hastalandığını söylüyor bazen, ona ilaç veriyor, iyileşmesini bekliyor vs vs…Şimdi o minicik aklıyla “türcülük” mü yapıyor yani?
Sanki fazla marjinal bir yaklaşım olmuş bu…Ya da bana öyle geldi.
Sevgiler…(Bu aralar çok konuştum galiba…) :P
EG

Reply

seçil October 6, 2010 at 02:02

ACİL!
tombik dışında bisikletli bir kahraman arıyorum. 3 yaşındaki oğlum arat, beyaz dişleri ile gülümseyen kırmızı yarış arabası mac quin ve arkadaşları ile oynamaktan, onların dergisine bakmaktan keyif aldığı kadar bir bisikletli kahramandan da keyif alamaz mı? tombik aşağı tombik yukarı olduk, başka bisikletli kahramanları, onların kitaplarını ve hatta dergilerini hayal ediyorum.
bilen var mı?
sevgiler
seçil

Reply

handan March 10, 2011 at 14:52

Yeri gelmişken çok keyif veren bir yeni bisiklet türünden sözetmek istedim, doğrudan deneyim birçok kişinin işine yarar diye düşünerek. Ela’ya 3. yaşında pedalsız tahta bisiklet aldık. İnanılmaz derecede hayatımızın bir parçası oldu. 1 hafta içinde dengede durmayı öğrendi. Saatlerce yanımızda bizimle gezebiliyor, yorulsa da elimizde tek elle taşıyabiliyoruz, çok hafif. Düşse de bir şey olmuyor. Çok hızlı gidebiliyor, yokuş ve engebe çıkabiliyor, geriye fırt diye dönebiliyor. Şimdi 4 yaşında ve yaz kış hala kullanıyor. Bu yaşta dengede durmayı öğrendi. Pedallı bisiklete geçince doğrudan bisiklet kullanacak gibi görünüyor. Bisiklet severlere tavsiye etmek istedim. 3 tekerlekliler bu yaşta sıkıcı geliyor artık, arkadan tekerlek destekliler ise sadece düz bir yerde 5-10 dakika oyalıyor ve uzun yola bu yaşta beraber çıkamıyorsunuz ama bu ciddi bir şekilde ulaşım aracı olarak kullanılabiliyor. Fiyatından dolayı başta çekindik ama çoktan değdi. Burayı daha fazla meşgul etmek istemiyorum, merak edenlere istedikleri detayı anlatabilirim. Bisiklet aşkımı çocuğuma iletmenin bir yolu oldu bu benim için.
Bu kitabı görmemiştim. Hemen listemize aldım, teşekkürler.

Reply

ozge June 7, 2011 at 16:53

Kesinlikle harika bir kitap! arkadaşlığı, herhangi birşeyin nasıl öğrenileceğini çok iyi anltıyor. Bir tek fil zıplarken arkadaşlarının korkuyla kaçmasına biraz üzülüyoum:)

Reply

Sheena January 4, 2012 at 09:53

Cizimler harika!!!
kizim pek ilgilenmedi, aldigimizda 1,5 yasindaydi ve umursamadi ama biz o aksam evdeki 8 buyuk kitaba delirdik. Bizim zamanimizda boyle kitaplar olsaydi eminim ki daha fazla kitap okuma sevgisi ile dolu olacaktik…
Cocuklugumun en guzel aktiviyesi idi bisiklete binmek, ozgur oldugumu hissederdim. Simdi bu trafikte, bu saygisizlikta kizimin nasil binmesine izin verecegim ya da nerede binebilecek diye dusunsem de Tombik Fil sayesinde engellemeyecegimi biliyorum :)

Reply

Leave a Comment

Yorumları takip et. Yorum bırakmadan da kayıt yapabilirsiniz. Kaydol!

{ 1 trackback }

Previous post:

Next post: