Bugüne kadar bir tek dizinin CD’lerini alıp izledim. Hangisi sizce? Yok, “Lost” falan değil… Söyleyeyim: Shogun. Anımsayan var mı bu diziyi? Toranaga San, Anjin San, Mariko San? Ben samuraylardan çok etkilenmiştim. Vakur duruşları, göreve her an hazır oluşları ve bitirmeden peşini bırakmayışları, kıyafetleri, bellerindeki kılıçları, az konuşmaları (hiç çekmemişim), disiplinleri… O yaştaki aklımla “güçlü durmak,” başlığını samuraylı maddelerle doldurmuştum.

Bugünüme bakacak olursak, Japon kültürünü (mesela yemek için avladıkları yunuslara yaptıkları gibi tuhaflıkları saymazsak) genel olarak hâlâ severim. Savaş sanatlarına özellikle ilgi duyarım. Özellikle O’Sensei Morihei Ueshiba tarafından kurulmuş olan aikidonun rakibe en az zararı vermeye ayarlanmış tekniklerine bayılırım. Bu linke tıklayarak O’Sensei Morihei Ueshiba çalışırken çekilmiş bir videoyu izleyebilirsiniz.

Hal böyle olunca Åke Edwardson’un “Samuray Yazı” adlı kitabını okumadan edemezdim. Kitabın adı ve kapağı (ki kendisi şu anda bilgisayarımın ekranını şenlendiriyor) bile sayfaları çevirmeme yeter.

Roman, İsveç’te, orman içindeki bir gölün kıyısındaki devlet yaz kampında geçiyor. Olayları on iki yaşındaki Tommy’nin gözünden izliyoruz. Tommy babasını kaybetmiş. Adının Tommy değil, Japonca “kılıç” anlamına gelen Kenny olduğunu söylüyor. Çocukların çoğu bu isteğine uyuyor. Birkaç yıldır her yaz geldiği bu kampa “toplama kampı”, kampta kalan çocuklara “tutuklu” diyor. Kampın yöneticisi (ki ona Cadaloz diyor) ve öğretmenler onun baş düşmanları.

Kenny, muhtemelen babasının kaybına ve annesin onu bu kampa yollamasına kızgın olduğu, kendini terk edilmiş ve yalnız hissettiği için zorlanıyor. Hayatta kalmak, güç almak için kendisine samurayları örnek alıyor. Önderlik özelliklerini kullanarak, kaldıkları kampta kendisine bir birlik kuruyor. Hemen hemen benzer şartlarla kampa gelmiş bu çocuklar, kampın zorba yöneticisinin ve umursamaz öğretmenlerinin yarattığı zor yaşam koşullarına dayanmak için birbirlerinden destek alıyorlar.

Kenny ve birliği ormanda gizli bir saray inşa ediyorlar. Bu saray inşası onlara dayanmak için bir amaç veriyor. Böylece yüzleşmek istemedikleri gerçekleri geriye itebiliyorlar, onları yumuşatıp tahammül edilir hale getiriyorlar.

O yaz, işler her zamanki gibi gitmiyor. Yöneticinin oğlu, kamptaki kızlardan birini taciz etmeye kalkışınca Kenny ve birliği gerçek bir savaşın tarafı oluyorlar.

Kuzey edebiyatından okuduğum diğer kitapların bende uyandırdığı izlenim bu kitap için de aynen geçerli: Tüm karakterler tuhaf bir yalnızlık içindeler. İsteyerek tek başına kalmaktan farklı bir durum bu dediğim. Tek başlarına değiller zaten, bir aradalar. Öyle olmak istemiyorlar ama yalnızlar ve onlar için de başka bir seçenek yok gibi.

Romanın genel havası biraz ağır. Okumak belki azıcık fazladan çaba gerektirebilir ama sonucu buna kesinlikle değer. Åke Edwardson’un, Kenny’nin gözünden anlattığı olaylarla birçok çocuğu zorlanmadan yakaladığına eminim. Yazar, biz yetişkinlere de 12 yaşındaki, kendini yalnız ve güçsüz hisseden, hayatta kalmak için var gücüyle mücadele eden, bağıra bağıra ağlamaya da isyana da hazır bir çocuğun dünyasına girme şansı veriyor.

İfadelerimden anladığınız gibi, bu kitap eğlence dolu değil. Heyecan ve maceraya gelince, yeterince var. Bunların yanında hem İsveç kültürü, hem de bir İsveçli çocuğun gözünden samuray kültürü kitapta bolca yer buluyor. Hatta samuraylarla ilgili birçok Japonca sözcük bu kitabın zenginlikleri arasında yer alıyor. Kitabın kattığı en önemli değerse damakta bıraktığı edebiyat lezzeti.

Samuray Yazı
Özgün adı: Samurajsommar
Yazan: Åke Edwardson
Çeviren: Hasan Hüseyin Özkan
Yaş grubu: 9+
İthaki Yayınları, 2006, 174 sayfa, sert kapak
ISBN: 975-273-291-7