Bizi birleştiren müzik…

by BANU on 19/08/2010

Müzik konusu bana hep anlaşılmaz bir konu gibi gelmiştir. Yoktan var olan, insan zihninde biçimlenen… O notalar nasıl oluyor da yan yana geliyor? O senfoniler nasıl yazılıyor? Beste yapmak, müziği biçimlendirmek benim için deha ile eş değer… (Ama gerçekten beste yapmayı kastediyorum; o iki satır karalayıp aynı şeyi tekrarlayan saçma sapan pop şarkılarını değil…) Müzikle uğraşan kişilere saygı duyuyorum; bence onlar çok özel insanlar…

Bu durumda Sırma da özel bir inek… Müzik konusunda çok yetenekli olan Sırma, yaşadığı çiftlikte ailesi ve arkadaşlarına sık sık konser veren bir müzisyen inektir. Bir gün orkestralar arasında bir müzik yarışması düzenlendiğini öğrenir ve şansını denemek ister. Sırma’nın büyük şehre gideceğini, onlardan ayrılacağı ve akşam konserlerinden mahrum kalacaklarını öğrenen yakınları bu işe epey üzülürler. Yaşlı at Toros ise Sırma’nın yeteneğini kullanması gerektiğini söyleyerek diğerlerini ikna eder.

Sırma büyük şehre vardığında hemen iş ilanlarına bakarak katılabileceği bir orkestra aramaya başlar. Ardından pekçok orkestrayla görüşme yapar ama her birinde farklı bir sorunla karşılaşır. Etobur hayvanlardan kurulu  “Işıldayan Gülümseme Orkestrası” otoburları işe almadıklarını söyler; ama leziz bir ineğin geldiğini görünce dişleri parıldayarak Sırma’yı içeri çağırmaktan geri durmazlar. Oradan hemen kaçan Sırma orkestra isimlerine daha fazla dikkat etmeye karar verir. Fakat “Müziksever Otoburlar” topluluğu dagergedan, fil ve hipopotamlardan oluştuğu için Sırma’yı fazla hafif bulur. Ağırlıkla müziğin ne ilgisi olduğunu çözemeyen Sırma “Geviş Getirenler Oda Topluluğu”na gider. Ama orada da (zürafalar arasında) düzeyi yeterince yüksek bulunmaz. Boyun müzikle ne ilgisi olduğunu çözemeyen Sırma bu kez “Boynuzlu Hayvanlar Filarmoni Orkestrası”na başvurur. Ne de olsa onun da boynuzları vardır. Ne var ki topluluğun üyelerinin öyle heybetli boynuzları vardır ki, Sırma’nınkileri ciddiye bile almazlar. Sırma “Sığırlar Senfoni Orkestrası”na kahverengi olduğu için; “İnleyen Nağmeler İnek Orkestrası”na yeterince şık olmadığı için; “Deli Danalar Oda Orkestrası”na deli olmadığı için katılamaz. “Kraliyet Köpek Orkestrası” ve “Mırıldayan Miyavlar”a başvurmaz bile…

Sırma kara kara düşünürken Çaka adlı bir köpekle tanışır. O da Sırma gibi pek çok yerden çeşitli bahanelerle geri çevrilmiştir. Sonunda ikisi kafa kafaya verip kendi orkestralarını kurmaya karar verirler. İlana her türden, her özellikten aday başvurur. Adayların “sadece yetenekleri” değerlendirilir ve sonunda dört kişi seçilir. “Müzik Dostları” adını alan topluluk yarışmaya katılır ve kazanır.

“Müzisyen İnek Sırma”, hem öyküsüyle, hem de resimleriyle hoşuma gitti. Öykü iç içe geçmiş pek çok temayı barındırıyor. Yeteneğin varsa onun üzerine gitmek, sevdiğin işi yapmak, bir ikilemle karşılaştığında senin için en iyi olan şeyi seçebilmek Sırma’nın çözdüğü ilk problemler. Tabii yaşlı Toros’un detekleyici tavrını da göz ardı etmemek gerek. Sırma daha sonra pek çok problemle karşılaşıyor. Bunların tümü de onun fiziksel özellikleri ve başkalarının önyargıları ile ilgili… Yeteneğiyle öne çıkmak isteyen Sırma eni, boyu, kilosu, şekli, türü vs. gibi özellikleriyle yeteneğinin ne ilgisi olduğunu bir türlü anlayamıyor. Anlayamamakta da hakkı var. Hiçbir ilgisi yok. Ama çevremizde de Sırma’yı dışlayanlar gibi insanlar yok mu? Önyargılı, insanları dış görünüşlerine göre yargılayan, sadece kendini ve kendisi gibi olanları kabul eden, diğerlerini dışlayan… Dolayısıyla bu kitabı okurken çocuğunuzla üzerine konuşacağınız çok fazla konu var.

Kitabın ana konusu müzik olunca, içinde müziğe dair de pek çok kavram ve resim barındırıyor. Senfoni orkestrası, oda müziği topluluğu, filarmoni orkestrası gibi kavramların yanı sıra, resimler aracılığıyla da yaylı, üflemeli vs. pek çok farklı çalgı tanıtılıyor.

Kitabın resimleri de oldukça eğlenceli. Ben en çok ayrıntılardan hoşlandım. Örneğin her orkestranın toplnatı odası, topluluğun üyelerinin özelliklrini çağrıştıran simgelerle dolu. Kitabın bir yerinde çizilmiş herhangi bir karakter, başka bir sayfada yeniden karşınıza çıkabiliyor. Tıpkı “Işıldayan Gülümseme Orkestrası”nın piyanisti kurdun başka bir sahnede arabasıyla geçmesi ya da Sırma’nın orkestra elemelerini kazanan üyelerin daha önce sokaklarda üzgün yüzlerle dolaşması gibi… Ama benim en sevdiğim keşif muhtemelen Sırma’ya aşık olan öküz oldu. Öküz, kitabın en başında, Sırma dostlarına müzik çalarken, piyanoya yaslanarak onu hayran hayran dinliyor. Sırma’nın gideceğini öğrenince başının üstünde koskoca bir kalp kırılıyor. Sırma’yı uğurlayanlar arasında, ağlayarak mendil sallıyor. Kitabın sonundaysa Sırma’nın konserine gelenler arasında o da var ve karanlık locada oturuyor olsa da, başının üzerinde yine bir kalbin belirdiğini görebiliyorsunuz.

Sırma’nın öyküsünü okurken çeşitli oyunlar oynayabilirsiniz. Benim aklıma gelenlerin çoğu “arayıp bulma” ve “sayma” üzerine kurulu:

  • Sırma’nın ailesi ve dostları kimlerden oluşuyor?
  • Dostların tepkilerini inceleyebilir, her biri hakkında kendi öykülernizi uydurabilirsiniz.
  • Sırma’nın çiftlikteki dostları arasında kaç tane oğlak var? Tipik özellikleri neler?
  • Kitapta hangi hayvanlar var? (Her birini tek tek sayabilir ya da resimler içinde arayabilirsiniz.)
  • Orkestraların toplantı odalarını inceleyebilir ve oraya has özelliklerini bulabilirsiniz.
  • Kitapta kaç tür müzik aleti var?
  • Çocuğunuza hangi meziyetini öne çıkarmak istediğini sorun. Sonra o alanda çalışacak birini aradığınız söyleyin ve çocuğunuzdan kendi iş başvurusunu hazırlamasını isteyin. Uygun bir masayı ve iki koltuğu ofis gibi kullanın. İş başvurusunun değerlendirildiğini ve mülakata çağrıldığını söyleyerek çocuğunuzla görüşün. Bakalım onu ne kadar terleteceksiniz?
  • Oyunu bir de tersine çevirelim: Çocuğunuzdan bir iş kurmasını ve bir iş ilanı vermesini isteyin. İlana uygun iş başvurunuzu hazırlayın ve çocuğunuza verin. Bakalım sizi mülakata çağıracak mı?
  • Çocuğunuzun hangi müzik aletini çalmak istediğini biliyor musunuz? Belki de hiçbirini istemiyordur ya da bu konuyu hiç düşünmemiştir. İşte fırsat! Belki de bunu bir tahmin oyununa dönüştürürsünüz. Çocuğunuzun hangi aleti çalmak istediğini bulmak için kitaptan, internetten, mahallenizdeki müzik aletleri satıcısının vitrininden yararlanabilirsiniz. Sonra birlikte bu aleti tanımaya hatta belki denemeye çalışın.

Kişinin ne yapmak istediğini araması, bulması ve bunu gerçekleştirmek için mücadele etmesi kadar heyecanlı bir macera daha olmaz. Tüm çocukların bu maceradan keyif almasını dilerim.

Bu Kitaplar da ilginizi çekebilir:

Müzisyen İnek Sırma
Özgün Adı: Sophie la vache musicienne
Yazan ve resimleyen: Geoffroy de Pennart
Çeviren: Aslı Motchane
Yaş grubu: 3+
Kır Çiçeği Yayınları, 2008, 38 sayfa, ciltli
ISBN: 978-9944-701-08-2

Share

{ 5 comments… read them below or add one }

Neşe August 19, 2010 at 14:08

Sıska çellist bir fil, duygusal baterist bir kurt, ışıldayan gülümseme orkestrası, müziksever otoburlar, geviş getiren oda topluluğu…
İsim ve sıfat tamlamaları…Bu kitap, çocukların dil gelişimlerine de özel bir katkı sağlayabilir diye düşündüm.
Teşekkür ederiz.Kolay gelsin.

Reply

BANU August 23, 2010 at 11:55

Neşe, bu bakış açısıyla bakmamıştım. Bunun gibi “çok katmanlı” kitapları çok seviyorum. Bakılacak o kadar çok şey var ki, her seferinde yeniden keşfediyor insan… Yeni bir kapı açtığın için teşekkürler.

Reply

Cigdem Y.(Limonlu Turta) August 25, 2010 at 23:27

Sevgili Banu,
Ben de bu hafta cuma günü blogumda bu kitabı tanıtmayı planlıyordum daha önce blogu takip edenlere söz verdiğim gibi. Şimdi gerek kalmadı, bkz. bir dolap kitap diyerek başka bir kitaba geçeceğim:) Benim çok ama çok beğendim kitaplardan biri bu ve Selin de neredeyse her gün bu kitabı en az bir kere okutuyor ve kitabı eline her alışında yeni bir şey buluyor:)
Sevgiler,
ç.

Reply

handan March 10, 2011 at 14:31

Harika bir kitap, “büyükler için de” olan konuların böylesine güzel anlatılması, resimlenmesi ve evet çok katmanlı olmasına bayılıyoruz. Dolu dolu bir kitap.

Reply

selcen August 24, 2011 at 12:40

Kaç gündür bu kitabı tanıtmak istiyorum bloğumda. Kızım henüz 22 aylık olmasına rağmen 1 aydır elinden düşürmüyor bu kitabı. Biz de oğlakları sayıyoruz ve büyük küçük kavramlarını öğrendik bu kitaptan. Mesela büyük boynuzlarda kocamaan boynuz diye abartarak söyledim. Sonra en sonlarda mülakata gelen sıralanmış hayvanlar arasında fare küçücüüüük, zürafa kocamaaan diye büyüğü küçü öğrettim. Hem de bir kere söylemeyle. Şimdi nerde fare görse küçücüüük diyor. Siyah ineklerin yanına geldiği kısımda bu kahverengi bunlar siyah demiştim. O sayfada hemen sırmaya kahve diyor :) Bu kitapta malzeme çok hakikaten

Reply

Leave a Comment

Yorumları takip et. Yorum bırakmadan da kayıt yapabilirsiniz. Kaydol!

Previous post:

Next post: