Bazı kitaplar beni arada bırakıyor. Bir kere elime geçmiş oluyorlar. Onlarla ilgileniyorum, onlara zaman ayırıyorum. Ama olmuyor. Bütününü sevemiyorum bu kitapların. Düşünüp duruyorum: Yazsam mı, yazmasam mı? Biz aramızda bu duruma “Bir Dolap Kitap yazarının dilemması” diyoruz.

Yine aynı durumla karşı karşıyayım. “Rita ve Adsız” adlı bir dizinin iki kitabı duruyor önümde. Beni resimleriyle avladılar. Kullanılan dili beğendim sayılır. Hatta Adsız’a ısındım bile. Ama Rita’dan hoşlanmıyorum! Ne yapmalıyım? Bir Rita’yı sevmedim diye kitabın tamamından vazgeçmeli miyim? Kararım şu: Ben ne düşünüyorsam onu yazayım, okuyanlardan Rita’yı da sevenler mutlaka çıkacaktır. O zaman onlara bir kitap daha kazandırmış olurum.

Rita beş yaşında bir kız çocuğu. Fakat bu Rita bence çok sorunlu bir tip. Emretmeye ve tehdit etmeye bayılıyor, yönetmeyi seviyor, dünya kendi etrafında dönsün istiyor ve tüm bu arzularını ifade ederken son derece saldırgan ve kaba oluyor. Tam bir cadaloz! Tatlı şımarık çocukları severim, ama bunun şımarıklığı bana hiç hoş gelmiyor. Cadaloz kız karakter bakımından çok benzer bir kitap hakkında daha yazmıştık: Tony Ross’un “Küçük Prenses” dizisinden “Dişimi İstiyorum” adlı kitap. “Küçük Prenses” de dünya kendi etrafında dönsün istiyordu ama Rita’dan daha cana yakındı.

İşte bu Rita’ya doğum gününde bir sürü armağan geliyor. Elbette Rita hiçbirini beğenmiyor. Derken paketlerden birinin sekerek uzaklaştığını görüyor. Hemen hediyeye “Buraya gel!” diye emretmeler falan derken kutuyu yakalayıp açıyor. İçinden bir köpek yavrusu çıkıyor. Rita bu köpek yavrusunu pek seviyor. Ona yiyecek götürüyor ve bir ad bulmaya çalışıyor. “Napolyon” gibi isimlerden uzak duruyor çünkü böyle bir isme sahip olursa köpeciğin hep kendi dediğini kabul ettirmeye çalışacağından korkuyor. Tüm bunlar olurken, köpek yavrusu neredeyse hiç tepki vermiyor. Öyle bıraktığınız yerde pinekleyen bir köpek. En sonunda Rita köpeğe “Adsız” ismini uygun görüyor. Köpek de ona “Anlaştık,” diyor. Evet, meğer bizim köpek konuşabiliyormuş. Rita da bizim kadar şaşırıyor. Köpek, yani Adsız, yalnızca gerektiğinde konuştuğunu belirtiyor. Bu sahnelerde ilk defa Rita’nın yüzünün güldüğünü görüyoruz (belki de acımalıyım bu kıza). Hatta köpeğe sarılıyor. Adsız karşılık veriyor ama fazla uzatmak da istemiyor. Böylece Adsız’ın tembel olduğu kadar soğukkanlı bir köpek olduğunu da öğreniyoruz. Kitabın sonunda, Rita’nın tüm hediyelerini açtıktan sonra birbirlerine sarılıp huzur içinde uyuyorlar.

“Rita ve Adsız Okulda” adlı maceradaysa, Rita Adsız’ı okula götürüyor. Öğretmeni onu “Oyuncaklarını okula getiremezsin,” diye uyarmış. Rita da düşünüyor ve “Adsız gerçek bir köpek olduğuna göre sorun yok,” diye düşünüyor. Adsız’ı çantasına gizliyor. Kimse çantadaki köpeği fark etmiyor. Fakat o gün okulda olmadık kalmıyor. Adsız yakalanmamayı başardığı için olup bitenlerin gerçek sorumlusu da anlaşılmıyor.

“Rita ve Adsız” Jean-Philippe Arrou-Vignod tarafından yaratılmış ve yazılmış. Ben yazarın anlattığı karakterden değil ama anlatma biçiminden hoşlandım: Kısa, yalın cümleler. İşi uzatan geçiş cümleleri, okura gösteriş olsun diye yazılmış fırıldak cümleler yok. Şu benim pek beğendiğim, ne yazık ki henüz beceremediğim “dili tutumlu kullanma” meselesi… Tony Ross’un “Küçük Prenses” dizisi bu dil tutumluluğu bakımından da “Rita ve Adsız” dizisiyle benzerlik gösteriyor.

Bir başka benzerlik de köpek karakter Adsız’la ilgili: Adsız’ın davranışları, duruşu, konuşması… Snoopy’ye çok benziyor. Hatta biraz fazla benziyor.

“Rita ve Adsız” dizisinin beni asıl etkileyen yanı resimleri. Çizer Oliver Tallec çizgilerinde metni aşan bir tutumluluk göstermiş. Kara kalemle çizgisel üsluptaki resimler Rita’nın elbisesinde, Adsız’ın sol gözünün etrafında ve nadiren bazı nesnelerde kullanılan kırmızıyla renklendirilmiş. Resimlerin bu yalınlığı çarpıcı bir etki yaratıyor. İşin aslına bakarsanız, metni görmeseydik bu resimlerin bir çocuk kitabına değil bir gazetenin karikatür köşesine ait olduğunu düşünebilirdik.

Tallec, çizgisiyle metni tamamlamanın bir adım önüne geçmiş. Kurduğu sahnelerdeki haylazlık bana yine Tony Ross’u anımsattı. Tallec’in kitaba asıl katkısıysa birkaç basit çizgiyle karakterlere verdiği canlılık olmuş. Metni okumayı bir kenara bırakıp karakterlerin ifadelerini izlerken bulabilirsiniz kendinizi.

Yazının genel havası ne kadar olumsuz oldu, değil mi? Üstelik benim elimde henüz kullanılmamış bir itiraz daha var: Bu köpeğin adına taktım. Kitabın Fransızca aslında köpeğin adı “Machin”. Sözlüğe bakacak olursanız bu sözcük için verilen Türkçe karşılık “şey”. Öyle olmasa bile, “Adsız” bu köpeğin haylazlık potansiyelini ifade etmekten uzak ve söylemesi keyif vermeyen bir isim bana göre. Fransa’da yaşayan arkadaşım Esra’ya kitaptan söz ettiğimde bu durum onun da dikkatini çekti ve bana çok önemli bir bilgi verdi. “Machin” sözcüğü Fransızca’da bizim “zımbırtı, zamazingo, dalgamatik” gibi ifadelerimize denk geliyormuş. Bunu duyunca dedim ki “Bu köpeğin adı Zamazingo olmalıydı.”

Son söz olarak şunu demeden edemeyeceğim: Siz aldırmayın benim olumsuz yaklaşımlarıma. Rita değilse bile Adsız (bana göre Zamazingo) çocukların gönlünü kazanmanın bir yolunu bulacaktır ve haylazlıklarıyla onları eğlendirecektir.

Hamiş: Sanırım bu Rita bana bir parça Ayşegül’ü anımsatıyor da ondan ısınamıyorum bir türlü.

Rita ve Adsız
Özgün Adı: Rita et Machin
Yazan: jean-Philippe Arrou-Vignod
Resimleyen: Oliver Tallec
Yaş grubu: 4+
Tudem Yayınları, 2010,  24 sayfa, karton kapak
ISBN: 978-9944-69-461-2
…….
Rita ve Adsız Okulda
Özgün Adı: Rita et Machin à L’école
Yazan: jean-Philippe Arrou-Vignod
Resimleyen: Oliver Tallec
Yaş grubu: 4+
Tudem Yayınları, 2010,  24 sayfa, karton kapak
ISBN: 978-9944-69-462-9