Fransa’da yaşayan arkadaşımız Esra, oğlu Tristan’a okuduğu kitaplardan en beğendiklerini bizimle paylaşır. Bazen e-postayla bir link gönderir, bazen postayla kitabı. Hepsi de daha önce karşılaşmadığım kitaplar oldu bugüne kadar. Okuduklarıma bakarak diyebilirim ki, küçük Tristan ağzının tadını biliyor. Bu giriş paragrafından da anlayacağınız gibi, bugün Fransa temsilcimiz küçük Tristan tarafından sınanıp beğenilmiş bir kitap hakkında yazıyoruz: “Le Monstre Poilu / Kıllı Canavar”.

Çok çirkin olan kıllı canavarın en büyük isteği bir insan yemektir. Fakat farelerle idare etmek zorundadır; çünkü kafasının altındaki iki küçük, komik ayakla koşamamaktadır. Bir gün, yolunu yitirmiş bir kralı, mağarasının önüne kadar gelince yakalar. Kral yaşamının bağışlanması karşılığında canavara leziz bir çocuk getireceğine söz verir. Canavar kralın ayağına bir ip bağlar ve onu çocuk bulmaya gönderir. Kral ancak kendi şatosunun civarına geldiğinde bir çocuğa rastlar. Ne yazık ki bu kendi kızı Lucile’dir. Onu canavara götürmek zorunda kalır. Lucile, canavarın karşısında sakin ve kendinden emindir. Canavarın her sözüne içinde “kıl” sözcüğü olan bir yanıt verir:

“Ha ha!” diye bağırdı canavar “Yiyeceğim bu küçük tavşanı.”
“Elleri kıllı,” dedi Lucile.
“… Seni küçük ukala!”
“Kıllar burunda.”
“Gününü göstereceğim sana!”
“Kıllar parmaklarda.”
“Pişman olacaksın!”
“Kıllı ayakların.”
“Ne yazık ki…”
“Kıllı gözleri.”

Sonunda kıllı canavar öfkeden köpürür, sinirden patlar ve içinden hoş bir prens çıkar.

Hem ürkütücü, hem gülünç bir öykü! Aslında, ürkütücü yanları bile gülünç olan bir öykü; özellikle de resimlere bakarak okununca.

Öykü, tıpkı eski zamanlardan günümüze gelen masallar gibi başlıyor. Habis bir canavar, kral bile olsa kendi çocuğunu canavara vermek zorunda kalan bir baba… Küçük kız canavarın karşısına geçince işler değişiyor. Eski masallarda olsa, bir prens tarafından kurtarılana kadar “mağdur” rolünü üstlenmesi gereken küçük kız, özgüvenini koruyarak canavarın hakkından geliyor. Küçük kız sözcükleri kullanarak canavara kendi kıldan gerçeğini gösteriyor. Canavar sinirden patlıyor. Sakın öyle korkunç bir patlama sanmayın! Canavar patlayınca etrafa rengarenk kelebekler ve hoş kokulu çiçekler saçılıyor ve içinden bir prens çıkıyor. Üstelik bunu sağlayan Lucile’in gerçeği olduğu gibi ortaya koyma gücü oluyor.

Yayınevi tarafından kitap için hazırlanan dosyada çocukların “korkutucu sınamalardan” hoşlandıklarını ve sıra dışı, tuhaf, ürkütücü yaratıklara büyük ilgi duyduklarını belirtildikten sonra şöyle devam ediyor: “Çocuklar korkunun ve onu aşmanın verdiği keyif için böylesine “rahatsız” dünyalara girmeyi severler. Gerçeklikle kurmaca arasındaki bu gidiş gelişler onlara büyümelerinde yardımcı olan bir dünya kurmalarını sağlar. (…) Öykünün hiçbir anında küçük kız canavarı ciddiye almaz. Bu öykü, çocuklarda korku ve keyif duygularını bir arada uyandırıyor. Onlara sıkıntılarıyla alay etme ve korkularına gülme olanağı sunuyor.”

Öyküyü bu bakış açısından ele alınca, “Tostoraman” geliyor aklıma.
Öykünün en keyifli yanlarından biri de dili. Yazar Henriette Bichonnier Fransızca’nın tadını çıkaran, çok keyifli bir dil kurmuş. Metin melodisiyle, ritmiyle ve kafiyeli anlatımıyla sesli okunmayı hak ediyor. Hatta kitabın tadını çıkarmak için sesli okumak “gerekiyor”.

“Le Monstre Poilu” resimleriyle de dikkat çekici bir kitap. Metin gibi resimler de, başka türlü anlatılsa korkunç keyifsiz olabilecek bu öyküyü zevkli ve eğlenceli hale getiriyor. Kitabın çizeri Pef, Bichonnier tarafından uydurulan canavarın bütün komedisini ortaya çıkarmayı başarmış. Kralın ve canavar tarafından avlanan farelerin de durumu farklı değil. Pef’in en büyük başarısıysa Lucile bence. Kitabın sadece resimlerine baksanız bile küçük kızın özgüvenini, uçarılığını, ukalalığını, o tatlı şımarıklığını hemen kavrayabilirisiniz.

Pef’in ilginç bir yaşam öyküsü var. Gazetecilikten yarış arabası test pilotluğuna kadar farklı meslekleri denedikten sonra çocuklar için kitap yazmaya ve resimlemeye başlamış.

Yazdığımız ilk “henüz Türkçeye çevrilmemiş kitap” yazısına gelen yorumlarda kitapların dil seviyesini de belirtmemiz istenmişti. “Le Monstre Poilu” yayınevi tarafından ikinci seviyeye, yani “ilk okuma” seviyesine önerilmiş. Fransızcayı sonradan öğrenmeye başlayan çocuklar için sanırım bu “temel Fransızca” bilgisini almış çocuklara (1. hazırlık sınıfını geçmiş çocuklara) denk gelir. Öyküyü önereceğim yaş grubuysa 3+. Ne de olsa Tristan tarafından sınandı ve onaylandı.

Yayınevi kitap için güzel bir dosya hazırlamış. Bu dosyayı PDF biçiminde bilgisayarınıza indirebiliyorsunuz. Dosyada biraz önce alıntı yaptığım bilgilerin yanında çeşitli çalışmalar var. Bu çalışmalar çocuğun kitabı kavramasına yardımcı olan, soru-cevap çalışmaları. Özellikle Fransızca öğrenmeye çalışan çocuklara büyük yardımı dokunacaktır. Bu linke tıklayarak dosyayı indirebilirsiniz.
Günün birinde “Le Monstre Poilu” Türkçeye çevrilir umarım. Doğrusu zor bir iş… Fakat “Tostoraman” ve “Tostoraman’ın Yavrusu” kitapları bize böyle zor metinlerin de başarıyla Türkçe söylenebileceğini gösterdi. Neden olmasın?

Le Monstre Poilu
Yazan: Henriette Bichonnier
Resimleyen: Pef
Gallimard Jeunesse, 1982, 36 sayfa, karton kapak
ISBN: 978-2-07-054798-2