Siz Hiç Süper Kahraman Oldunuz mu?

by YILDIRAY on 02/07/2010

Yıldıray'ın süper kahramanlık başvurusu için çektirdiği vesikalık fotoğraf.

Bugüne kadar kullandığım eşyaların dili olsaydı, benden şikayetçi olacakların başında yeşil koltuk minderleri gelirdi. Ahşap geçme mobilyalara ait olan bu minderler sekiz, belki dokuz yaşıma gelene kadar benden düzenli olarak dayak yedi. Renkleri yüzünden mi, yoksa tekrar tekrar okuduğum Teksas Tommiks ciltleri yüzünden mi bilmiyorum; ama o minderler ya benim askerlerim olurdu ya da düşmanlarım. Hatta önce askerlerim olurlardı sonra da (fazla minder vardı da ben mi rol vermedim) düşmanlarım. Kendi kendime savaşçılık oynar dururdum. Annem bu oyuna hiç sesini çıkarmazdı çünkü bu sayede minderler asla toz tutmuyordu. Keyfime diyecek yoktu. Kendi kendimin süper kahramanıydım. Üstelik de kıvırcıktım. Tıpkı “Geceyarısı Süper-Kahramanı Kıvırcık Çokcesur” gibi!

Kıvırcık Çokcesur turuncu kafalı, kırmızı gözlüklü, kıvırcık bir çocuktur. Gün içinde sessiz ve sakin olduğu, kitap okuyup balığını yemlediği için yetişkinler onun hakkında “Çok uslu bir çocuk,” demektedirler. Aslında göründüğü gibi değildir. Saat gece yarısını gösterdiğinde Kıvırcık bir süper-kahraman olur. Helikopterlerden sarkmalar, dağ tepelerini kayakla aşmalar… Hayvanat bahçesinden aslanlar mı kaçtı, belediye başkanı hemen Kıvırcık’ı arar. Fırtınanın içinde kalmış bir gemi kayalıklara mı bindirecek, sahil güvenlik hemen Kıvırcık’ı arar. Kraliçenin mücevherleri mi çalındı, kraliyet kahyası hemen Kıvırcık’ı arar. Dünyaya dev bir meteor mu çarpacak, bilim adamları hemen Kıvırcık’ı arar. Kıvırcık da ne yapsın, kâh kraliçenin mücevherlerini bulup geri alır, kâh dünyayı kurtarır. Eh, bunca iş bir gece yarısı süper-kahramanını bile yorduğu için, Kıvırcık sessiz bir çocuktur.

Öykü bir çocuğun maceralı hayal dünyasından ibaretmiş gibi görünebilir. Öyle bile olsa, öykü eğlenceli. Özellikle de James Bond türünden maceralarda mutlaka rastladığımız ucuz çözümlerin peş peşe sıralanması beni çok eğlendirdi: Kaçak aslanlar mı yakalanacak, neyse ki Kıvırcık uzman bir aslan terbiyecisidir. Kayalara bindirmek üzere olan bir gemi mi kurtarılacak, neyse ki Kıvırcık başarılı bir yüzücüdür. Kraliçenin mücevherleri mi bulunacak, neyse ki Kıvırcık çok iyi bir dedektiftir. Böyle gökten zembille inen, yoktan var olan meziyetler… Çocukluk kariyerinde, kısa süre için de olsa süper kahramanlık yapmış olan herkes bu formülleri iyi bilir.

Elimizdeki öykü bundan fazlasına sahip. “Kıvırcık Çokcesur Gece Yarısı Süper-Kahramanı” aslında kitap okumayı ve muhtemelen film izlemeyi de seven bir çocuğun serbest çağrışım yöntemini kullanarak kurduğu oyunları anlatıyor. Bu tarifin anlamlı olması için kitabın resimlerine de bakmalıyız.

Kitabın açılış sayfalarında Kıvırcık’ı oturmuş kitap okurken görüyoruz. Yatağının üstünde oyuncak bir aslan var. Duvarda üstünde “Tibet” yazılı, dağların zirvelerini gösteren bir poster, bir dünya haritası ve bir makinenin teknik çizimi asılı. Komodinin üstünde duran turuncu balığın fanusunun altında kalın bir  “Moby Dick” cildi duruyor. Pencerenin kenarında birkaç cilt kitap ve bir oyuncak gemi var. Pencereden, arabasını yıkayan Bay Rüzgar görünüyor.

Öyküyü ilk kez okuyup bitirdiğimde bir cümle fena halde kafama takılmıştı. Öykünün ilk paragrafında şöyle diyordu yazar: “Gün içinde, kıvırcık sessiz bir çocuktu. Kitap okurdu. Balığını beslerdi. Komşusu Rüzgar Bey’in arabasını yıkamasını izlerdi.” Kural olarak, bir öyküde hiçbir işe yaramadığı halde yer alan unsurlar fazlalıktır. Öykü onlarsız da olur. Öyleyse Kıvırcık komşusu Rüzgar Bey’in arabasını yıkamasını niye izliyordu? Öykünün geriye kalanında ne Rüzgar Bey, ne araba ne de araba yıkamayla ilgili bir şey vardı. Derken şunu fark ettim: Öykünün üçüncü sayfasındaki resimde Kıvırcık’ı süper kahramana dönüşmüş olarak görüyoruz. Resimde ayrıca yerde duran bir oyuncak helikopter, açık bir kitap ve bir çorap teki duruyor. Sonraki sayfadaysa süper kahraman Kıvırcık’ın helikopterlerden sarktığı ve buzda kayak yaptığı söyleniyor. Demek ki Kıvırcık’ı ilk defa süper kahraman olarak gördüğümüz resimdeki oyuncak helikopter, süper kahramanın maceralı yaşamından minik bir kesite işaret ediyor. Zaten süper kahramanın “Buzda kayak yaptığını” gösteren resimdeki dağlar da Tibet posterindeki dağlar değil mi? Kaçan aslanları yakalasın diye belediye başkanının aradığı sahnenin resminde ne görüyoruz? Aslanlar büyük bir kargaşa yaratmış. Herkes panik içinde kaçışıyor. Kıvırcık uçarak olay yerine geliyor. O da ne? Tüm bu olayların olduğu yerde bir sinema girişi görülüyor. Sinemada oynayan filmin adı “Aslanların Saldırısı”! Karmaşaya neden olan aslanlar da bir yerden tanıdık. Nereden mi dersiniz? İlk sahnede Kıvırcık’ın yatağında duran aslana bakın. Çok eğlenceli!

Bu bağlantıları fark edince kitaba olan ilgim arttı. Resimlere daha bir alıcı gözüyle bakmaya başladım. Nihayet Rüzgar Bey’in araba yıkamasının öyküde ne işe yaradığını buldum. Kıvırcık’ın fırtına nedeniyle kayalara çarpmak üzere olan gemiyi kurtardığı sahneyi incelerken geminin güvertesinde tanıdık bir yüz gördüm. “Lastik Ördekçik” adlı gemi de tanıdık geliyordu ama… Peki fırtına sahnesindeki o karanlık sularda görülen bir sürü gri balığın içindeki turuncu balık tanıdık değil miydi? Siz de çözdünüz değil mi? Turuncu balık Kıvırcık’ın odasında, fanusunun altında Moby Dick olan balık; “Plastik Ördekçik” adlı gemiyse pencere kenarında duran oyuncak gemi; güvertedeki adam arabasını yıkayan, yani içinde su olan bir iş yapan Rüzgar Bey. Yazar Anne Cottringer ile çizer Alex T. Smith’in keyifli bir işbirliği yaptıkları kitabın her halinden belli oluyor.

Kitabın en eğlenceli resimlerinden biri de ön kapak içindeki tasarım şemaları. Bu resimde dünyaya çarpmak üzere olan meteoru durdurmaya yarayacak olan “Meteor Yok Edici Roket-Atar” nasıl tasarlanmış adım adım görebiliyorsunuz. Resmi daha fazla anlatmayacağım, çocuğunuzla birlikte keşfeder eğlenirsiniz. Fakat roketatarın pastayla çalıştığını ve tasarımının “hız, mesafe, zaman, pasta” denklemine dayandığını söylemeden edemeyeceğim.

Öykünün ve resimlerin kurgusu, ayrıntılarla örülü bu bağlantılar ağı kitabı okumayı çok daha keyifli ve yararlı hale getiriyor. Size kitabı okuduktan sonra çocuğunuzla kitap hakkında konuşarak bu bağlantıları keşfetmeye çalışmanızı öneriyorum. Hatta bunu bir oyuna, etkinliğe de dönüştürebiliriz:

  • Kitabı okumaya başlamadan önce, çocuğunuzla birlikte kapak resmini inceleyin. Resimde neler görülüyor, bu çocuk niye böyle giyinmiş, gece vakti bir çocuğun tek başına havada ne işi var?
  • Okuma sırasında çocuğunuza bazı sorular sorarak öykünün nasıl gelişeceğini bulmaya çalışın. Açılış sahnesinde “Sence Kıvırcık göründüğü gibi bir çocuk mu?”; Kıvırcık’ı ilk defa süper kahraman olarak gördüğümüz sahnede “Süper kahraman nedir?”, “Sence sessiz, sakin, uslu Kıvırcık ile süper kahraman Kıvırcık arasında ne farklar var?”, “Öykünün bundan sonrasında ne olacak sence?” gibi sorular sorabilirsiniz.
  • Kitabı okumayı bitirdikten sonra çocuğunuzla birlikte bir süper kahramanın sahip olması gereken meziyetler hakkında konuşun. Birlikte bunların bir listesini yapabilirsiniz.
  • Çocuğunuzdan bir süper kahraman olduğunu düşünmesini isteyin. Siz de, çocuğunuzun bu gizli süper kahraman kimliğini fark etmiş bir gazetecisiniz. Çocuğunuzla röportaj yapın.
  • Çocuğunuzdan kendi süper kahramanının resmini yapmasını isteyin. Çocuğunuzla çizdiği süper kahraman hakkında konuşun. Çocuğunuzun süper kahramanının güçlerinin bir listesini yapın. Çocuğunuzun süper kahramanının sahip olduğu güçleri nasıl kullandığı hakkında konuşun.

Yaşasın serbest çağrışım!

Bu kitaplar da ilginizi çekebilir:

Kıvırcık Çokcesur Gece Yarısı Süper-Kahramanı
Özgün Adı: Eliot Jones Midnight Superhero
Yazan: Anne Cottringer
Resimleyen: Alex T. Smith
Çeviren: Künyede belirtilmemiş
Yaş grubu: 6+
Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları, 2008,  32 sayfa, ciltli
ISBN: 978-9944-88-147-0

Share

{ 1 comment… read it below or add one }

Öykü July 2, 2010 at 12:50

Yıldıray’ın süper kahramanlık başvurusu için çektirdiği vesikalığa bittim ! x))

Reply

Leave a Comment

Yorumları takip et. Yorum bırakmadan da kayıt yapabilirsiniz. Kaydol!

Previous post:

Next post: