Bu kitabı rafta görür görmez bir yakınlık hissettim. Tanıdık bir şeyler vardı, hani “gözüm bir yerden ısırıyor” denir ya. Kapak resmindeki dede bana “Teneke Orman” kitabını anımsatmıştı. Sanki ikisi aynı dedeymiş de, “Mucit Dedemin Müthiş İcatları” “Teneke Orman” kitabından bir önceki maceraymış gibi bir hisse kapıldım. Oysa yayınevi, çevirmen ve kitap ebatları dışında hiçbir ortak noktaları yok iki kitabın.

Öyküyü bize torun anlatıyor. Önce dedesini tanıtıyor: Yaşlı, akıllı dede bahçedeki atölyede dünyanın en muhteşem şeylerini icat etmek için uğraşmaktadır. Günün birinde bir mektup gelir. Mektup, dedeyi bir icat yarışmasında büyükbaba kategorisinde yarışmaya davet etmektedir. Dede, nine ve torun hemen kafa kafaya verip yarışma için bir fikir bulmaya çalışırlar. Nine, hayvanlarla konuşabilmeyi sağlayan bir “harika-hayvanat-o-fon” yapmasını önerir dedeye. Ne yazık ki, bu, çoktan kullanılmış bir fikirdir. Torun, bir “derin-deniz-otomat-o-pot” yapmayı önerir. Dedenin aklıysa bir “çok-katlı-astronot-o-büs” yapma fikriyle meşguldür. Serbest çağrışım ilkelerine uygun olarak fikirler birbirini kovalar. Torun, soğuk kış günlerinde üşütmeden ve düşünce canı yanmadan oyun oynamasını sağlayacak olan bir “süper-zıp zıp- ısıtmalı-tulum-balon” yapmayı önerir. Nine, bahçe işlerini kolaylaştırmak için “toprak-kazıcı-köstebek-o-tor” fikrini ortaya atar; hem böylece komşunun havuçlarına göz atması da mümkün olacaktır. Torun bir “büyülü-büyütücü-ışın-makinesi” önerir ama fikir biraz tehlikeli bulunur. Dede bir ara “müthiş-tüylü-mekanik-pır pır-kanat” yapmaya niyetlenir. En sonunda, dedenin aklına bir fikir gelir. Fikri açıklamaz ama atölyesine kapanıp sabaha kadar çalışır. Sabah olduğunda, dede, makinesini bitirmiş ve bir örtünün altına gizlemiştir. İcadının ne olduğunu açıklamayı reddeder. Yarışma alanı birbirinden ilginç icatlarla doludur: “Muhteşem-don-yıkar-sıkar-o-bot”, “kendinden-sabunlamalı-küvet-o-kopter” ve neler neler… Sıra dedeye gelir. Dede, örtüyü kaldırır ve “görüntülü kokulu-tıngır-mıngır-muhteşem-masal-anlatır” adlı icadını çalıştırır. Yarışma alanındaki herkes makinenin anlattığı masallarla büyülenmişçesine kalakalır. Elbette, birincilik kupasını bizim dede kazanır. Yarışmadan sonra herkes evine döner. Yatma zamanı gelince torun makineyi dener. Lakin makineden tangırtılar ve dumandan başka şey çıkmaz. Durumu hiç dert etmezler. Dede torununa bir masal anlatmaya başlar. Torun, masal anlatan bir makineye gerek olmadığını çünkü dedesinin “harikalar-harikası-mucizevi-yaratıcı-ak-sakallı-sihir-ustası” olduğunu düşünerek uykuya dalar.

Bu sevimli öyküyü okuyup bitirdiğimde dolu dolu bir tatmin duygusu yaşadığımı söyleyemem. Bundan rahatsız olmuş da değilim esasında. Hafif, köpüksü, eğlenceli, serbest çağrışıma ve oyuna müsait bir öykü… Her ne kadar torunun denizaltı önerdiği sahnedeki “… Okyanus’un Hâkimi oluruz,” ifadesinden hoşlanmasam da okumaktan keyif aldım.

Tamam, itiraf ediyorum, öyküde takıldığım bir yer var: Yarışma sahnesinde bir sürü icat birbiriyle yarışırken neden sıra dedeye gelince herkesin “heyecanla nefesini tutup onun inanılmaz icadını görmek için beklediğini” anlamıyorum. Belli ki yazar Richard Johnson bize torunun yaşadığı heyecanı tattırmak, bizi de onun heyecanına katmak istemiş. Bunu yapmanın daha ustaca bir yolu olduğuna eminim. Oh, söyledim rahatladım.

Öykünün en çok hoşuma giden yanı serbest çağrışıma açtığı kapılar oldu. Bu kapılar, aynı zamanda, eğlenceli bir etkinliğe de açılıyor. Çocuğunuzla birlikte oturup ilgilerinize, ihtiyaçlarınıza göre “bilmem-ne-o-pot” icat edebilirsiniz. Çocuklar oyun oynarken bir ellerini ileri uzatıp bilekten sağa sola çevirirken “şıngır mıngır” diyerek her türlü kapı kilidini ustalıkla açabildiklerine göre süt kutusuna iliştirilmiş bir düğmeye basarak rahatlıkla “kendinden-pişirmeli-kurabiye-o-pot” tarafından sunulan kurabiyeleri gövdeye indirebilirler.

Kitabın resimleri de Richard Johnson tarafından yapılmış. Doğrusunu söylemek gerekirse, resimler öyküden çok daha zengin ve doyurucu. Yarışma için fikir arama safhasındaki her öneri görsel olarak da sunulmuş. Hayvanlarla konuşabilmeyi sağlayan “Harika-hayvanat-o-fon” fikrinin ortaya atıldığı sahnenin resminde torunla dedeyi gramafona benzeyen bir aletin başında, kafalarında birer kulaklıkla görüyoruz. Dedenin elinde bir de mikrofon var. Karşılarına bir sürü hayvan dizilmiş. Nine, tüm hayvanlara limonata sunuyor. Makinenin üstünde çeşitli hayvan resimleri bulunan bir kadran var. Kadranın oku hangi hayvan resmine getirilirse makine onun konuşmasını anlamamızı sağlıyor. İşte kitabın sunduğu şahane bir oyun daha: Çocuğunuz kendi “harika-hayvanat-o-fon” aletinizi yapabilir. Aletin başına geçip okun işaret ettiği hayvanın sesini taklit etmeye, o hayvanın yaşadığı yerleri ve anlatabileceklerini hayal etmeye çalışabilir.

Bu kitabın “Teneke Orman” öyküsüyle bir benzerliği daha varmış meğer. Bu öykü de düş kurmanın ve bir düşün peşine düşebilmenin güzelliklerini anlatıyormuş. Asıl bu nedenle kitap bana tanıdık gelmiş.

Mucit Dedemin Müthiş İcatları
Özgün Adı: My Grandpa’s Amazing Inventions
Yazan ve Resimleyen: Richard Johnson
Çeviren: Şirsel Taş
Yaş grubu: 5+
Remzi Kitabevi, 2008,  32 sayfa, karton kapak
ISBN: 978-975-14-1315-4