June 2010

Çocuklarda Korku

June 30, 2010

80’li yıllarda pek meşhur olan “American Ninja” adında üçüncü, hatta beşinci sınıf bir film vardı. Bu tip filmlerde eksik olmayan “Ninja’nın eğitimi” sahnesinde Japon usta çırağını bir gökdelenin damına çıkarır. Çıraktan damın kenarında koşmasını ister. Çırak ikirciklenir ama usta “Yap!” demişse yapılması gerekmektedir. Çırak damın kenarına çıkar ama koşmaktan çok dengesini korumaya çalışmaktadır. Usta doğrusunu [...]

Share
DEVAMI BURADA

Kardeşi olan çocuk ne hisseder?

June 29, 2010

Ailenin en küçük çocuğu olduğum için, insanın “küçük bir kardeşinin olması”nın nasıl bir duygu olduğunu bilmiyorum. Ama hep merak ettim. Acaba bir kardeşim olsaydı ne hissederdim? Onunla iyi geçinir miydim? Yoksa sürekli kavga mı ederdik? Bilmek zor… Aramızda on üç yaş olan yeğenim Deniz’le olduğu gibiyse eğer, küçük bir kardeş sahibi olmak güzel bir şeymiş [...]

Share
DEVAMI BURADA

Mamamamaaaooooovvvvv! Mmmrrrrrrr! Kediler

June 28, 2010

Ben, sokakta büyüyen o talihli çocuklardanım. Sokakta büyüyen çocuklar, özellikle İstanbul gibi bir kentte yaşıyorsa, kedi ve köpeklerle sürekli iç içedir. Biz de öyleydik. Sokakta bulduğumuz köpek, kedi yavruları hemen bizim olurdu. Hatta başka mahallelerden çocuklar gelip de bizim mahallenin yavrularını sahiplenirse büyük kavgalar kopardı. Bazen yavrular kaçırılırdı. O zaman şüphelendiğimiz mahalleye karşı gizli bir [...]

Share
DEVAMI BURADA

Babamı İki Japon Balığıyla Değiş Tokuş Ettiğim Gün

June 25, 2010

Daha “Acaba ‘Bir Dolap Kitap’ diye bir şey yapsak mı?” diye düşündüğümüz günlerde Türkçeye çevrilmemiş kitaplar hakkında yazıp yazmamayı da konuşuyorduk. Sonra sitemizi açtık ve bu fikir rafa kaldırılmış gibi oldu. Ara sıra, elimize çevrilmemiş güzel bir kitap geçtiğinde ya da Fransa’da yaşayan arkadaşım Esra bize armağan kitaplar gönderdiğinde bu fikri gündeme getiriyorduk ama o [...]

Share
DEVAMI BURADA

Elektrikli Ajanlar: Yuvarlak Masanın Lambaları

June 24, 2010

Bazı kitaplar beni adlarıyla yakalıyor. O kitaptan uzak durmaya bile çalışsam adı bir otomobilin sinyal lambası gibi yanıp sönüyor zihnimde. “Bir Sürü N Bir K” adlı şiir kitabı hakkındaki yazımda Top Yayıncılık tarafından bize gönderilen kitaplardan söz etmiştim. “Yuvarlak Masanın Lambaları” işte o paketten çıktı ve adı hemen zihnime yerleşti. Okunmak için beklemesi gerekti. Sonra [...]

Share
DEVAMI BURADA

Sakın bunu evde denemeyin!

June 23, 2010

Size de olur mu? Hiç kitap özler misiniz? Bana çok sık olur. Bir anda eskiden okuduğum bir kitabı aniden okuma isteği duyarım. O kitabı okurken duyduğum keyfi adeta özlerim. Sonra bu özlemi gidermek için, ilk fırsatta alır o kitabı yeniden okurum. Bu hafta sonu da aynı şey oldu. Roald Dahl imzalı “George’un Harika İlacı”nı okumak [...]

Share
DEVAMI BURADA

Yedek Parça Gençler: Iskarta

June 22, 2010

Yazarların aklına kitap fikirleri nereden geliyor? Tamam, Tobie Lolness’in yazarı Timothée de Fombelle bir ağaca çok yakından bakmış, ağaçta dünyanın yansımasını görmüş ve bir buçuk mm boyundaki ağaç halkını oracıkta uydurmuş olabilir. Peki, Anne-Laure Bondoux Linus Hoppe’un maceralarını nasıl yazmış? Herhalde kalkıp gelip Türkiye’deki okullarda eğitim görmüş ve daha ortaokuldan itibaren kendini tek bir sınava [...]

Share
DEVAMI BURADA

Alev Saçlı Çocuk

June 21, 2010

Günışığı Kitaplığı’nın geçtiğimiz ay çıkardığı “Alev Saçlı Çocuk”, epeydir masamda bekliyordu. Beni daha ilk başta, çarpıcı kapağıyla öyle etkilemişti ki, onu başka kitapların arasına sıkıştırmaya gönlüm razı olmadı. Şöyle geniş bir vakitte, tadını çıkara çıkara okurum diye düşündüm. Bu zamana dek de merakla bekledim. Kitabı Christine Nöstlinger’in yazmış olması merakımı daha da kabartmıştı. Günışığı Kitaplığı, [...]

Share
DEVAMI BURADA

Çocuklar İçin Sanat Kitabı

June 18, 2010

Sanat tarihi mağara resimlerinden başlatılır. Mağara insanlarının kim bilir hangi büyülü amaçlarla ürettikleri minik heykelcikler hemen konuya katılır. Ardından farklı toplumların ifade biçimlerini ortaya koyan resimler, heykeller, kabartmalar, eşyalarla dolar taşar kronoloji. Derken üst üste dizilmiş konserve kutularında, ters çevrilmiş pisuarda, sıçratılmış boyada, hatta sanatçının kendi bedeninde ifadesini bulan çağdaş sanat çıkar karşımıza. Tüm bunların [...]

Share
DEVAMI BURADA

Yaşam ve Ölüm

June 17, 2010

Yıldıray’la gelecek planlarımız içinde günün birinde keçi sahibi olmak var. Ben isimlerini bile koydum: Benekli ile Saçaklı. Bize her gün sütlerinden ikram edecekler; biz de keçi peyniri yapacağız. Benim planım bu. Ama bu konuşma her yapıldığında Yıldıray şu sözü söylüyor: “Zamanı gelince de keçi kebabı yapacağız.” Ben de itiraz ediyorum, “İnsan arkadaşını yer mi?” diye. [...]

Share
DEVAMI BURADA