Yerden bitme cüce olduğum yıllarda, sayı saymayı keşfetmiştim. Bana saymayı kim öğretti bilmiyorum; ama o meçhul kişi yüzünden annemin başının epey ağrıdığını söylemeliyim. Alerji tedavisi için Koşuyolu-Pangaltı arasında yaptığımız otobüs yolculuklarımız boyunca, yanımda kitap yoksa, vıdı vıdı konuşurdum. Annemin kulağıma “Biraz sus artık,” diye fısıldamaları da fayda etmezdi. Konuşacak konum kalmayınca başlardım tabelaları okumaya. Tabelalardan da sıkılınca (ya da tabelasız yollardan geçiyorsak) bu kez kendimi sayı sayarak oyalardım. Ama ne saymak! “Acaba evden doktora giderken kaça kadar sayabilirim?” diye kendi kendime bahse girer ve yol boyu sayar da sayardım. Kaça kadar saydığımıysa ne siz sorun, ne ben söyleyeyim.

Diyeceğim şu ki, her ne hikmetse, bu çocuk milleti saymayı pek seviyor. Bu onların tercihi mi yoksa sırf çocuklar bızdık boylarıyla pek güzel sayı sayıyor diye onlara sayma eylemini öğreten yetişkinlerin mi, bilemiyorum. Sonuçta çocuk milleti sayıyor. İşin eğitsel bir yanı, çocuk gelişiminde bir yeri, bir sayma dönemi falan var mı bilemem. Bilen söylesin lütfen.

Ben bunun yerine “sayı sayma” temalı bir kitaptan söz edeceğim. Kitabın adı “Yataktan Düşen Ayıcık”. Ayının yataktan düşmesiyle sayı saymanın ne ilgisi var diye soruyorsanız, söyleyeyim: Ayının sayılarla çevrili macerası tam da yataktan düşmesiyle başlıyor.

Öykümüz oyuncaklarla dolu bir çocuk odasını gösteren bir resimle başlıyor. Belli ki yatakta uyuyan biri var. Saçları ile parmaklarının ucu görünüyor. O da ne? Tam da o sırada yataktan BİR ayı düşüyor. Ayı tutunmaya çalışır ama İKİ gözü de sımsıkı kapalı olan çocuk onu fark etmiyor. Ayı sallandığı yerde debelenirken ÜÇ fare onu oyuna çağırıyor. Sonra DÖRT arabayla geziyor, oturup BEŞ parlak yıldıza bakıyor, ALTI bebekle çay içip oyuncak kaledeki YEDİ trolle boğuşuyorlar. Sonra SEKİZ balona tutunup uçarak DOKUZ kurbağanın şarkılar çalıp söylediği yere gidiyorlar. Ama ayıcık yatağını özlüyor. Oyuncaklar ona yatağa çıkan bir merdiven yapmasını öneriyorlar. Ayı, arkadaşlarının yardımıyla, ON kırmızı küple bir merdiven yapıyorlar.

Ayı merdivenden tırmanırken, ON küp devriliyor, DOKUZ kurbağa hopluyor, SEKİZ balon patlıyor, YEDİ trol koşuşuyor, ALTI bebek sessiz olmalarını söylüyor. BEŞ yıldız parlamaya devam ederken DÖRT araba vınlayıp gidiyor. ÜÇ fare son anda saklanırken çocuk gözlerini açıyor ve ayıcığını alıp yatağına yatırıyor.

“Yataktan Düşen Ayıcık”, kısacık metnine rağmen çok etkileyici bir kitap. Her sayfada ortalama bir cümle var. Öykü kısa ama sağlam bir metinle anlatılmış; birbirinden keyifli resimlerle de tamamlanmış. Örneğin bebeklerle çay içtiğini okuyoruz; ama her bebeğin farklı kültürleri (kimonolu bebek, Eskimo bebek vs.) simgelediğini resimlerden görebiliyoruz. Trollerle güreş sahnesindeyse ne kadar eğlendiklerini açık açık görebiliyoruz: Gecelikli muzip trollerin bazıları farelerle yastık savaşı yaparken, kalenin tepesinde duran bir tanesi de yastığının içindekileri aşağıdaki farenin üzerine boca ediyor. Bezden kurbağa orkestrasındaysa her kurbağanın farklı bir çalgı (çello, keman, gitar, flüt vs.) çaldığını ve kurbağalar çalarken farelerin komik bir dans icra ettiklerini yine resimler sayesinde öğreniyoruz.

Önce...

Benim kitapta en sevdiğim yer, ayının adım adım (ya da sayı sayı), belli bir ritimle ilerleyen macera grafiğinin küplerin devrilmesiyle hızla yükseldiği an oldu. Küplerin devrilmesi ve balonların patlamasıyla başlayıp, çocuğun gözlerini açmasına kadar yaşanan kaos neredeyse bir anı anlatıyor. Bir kaç saniyelik sürede gerçekleşen çok sayıda eylem, oldukça akıcı bir dille anlatılmış. Kitabı sesli okurken bu kısmın çok eğlenceli olacağına eminim. Sesten söz etmişken, öykünün melodik bir metninin oluşu da okumayı keyiflendiren bir unsur.

Kitaptaki iki resim çok hoşuma gidiyor.

...sonra

İlk resim en başta sözünü ettiğim sahne. Çocuk uyuyor; odadaki oyuncaklar yerli yerinde. Sona gelindiğindeyse, çocuk gözlerini açmadan hemen önce, oda adeta Çarşamba Pazarı’na dönmüş. Devrilen küplerle patlamış balonlar ortalığa saçılmış, troller kaçışıyor, fareler panik içinde, arabalar hızla yatağın altına gitme derdinde, kurbağalardan bazıları durdukları puftan yere düşmüş…Şahane bir “Önce” ve “Sonra” örneği…

Bu kitabı alıp bir küçük insana okuyacaksanız, üzerine konuşacak pek çok malzemeniz olacak. Başlangıç ve sondaki iki oda sahnesi başlı başına bir malzeme… Önce nasıldı, sonra ne hale gelmiş diye sohbet etmek mümkün. Elbette, kitabın temel vurgusu olan sayılar üzerine konuşulabilir. Her seferinde sayılanları birlikte sayabilirsiniz. Renklerden söz edebilirsiniz (Arabaların, trollerin saçlarının, balonların rengi vs.)

Julia Donaldson ve Tostoraman

Kitabı favoriler listeme ekleme nedenlerimden biri ise elbette yazarı: Julia Donaldson…Bugüne kadar Bir Dolap Kitap’ta adından bol bol söz ettiğim Donaldson’ı bir kere daha takdim etmekten mutluluk duyarım. Yazara çizer olarak eşlik eden kişi ise Anna Currey… Julia Donaldson web sitesinde kitabı 2000 yılında yazdığını, ama doğru illüstratörü bulmak için beklediğini söylemiş. Beklediğine de değmiş doğrusu. Currey’nin kitapta büyük payı var.

Yarattığı figürlere bakarak Anna Currey’nin muzip bir insan olduğunu düşünmeden edemedim. Kendisi çizerlik dışında, bizzat kitap da yazan biriymiş. Umarım bir gün onun yazdığı bir kitapla da kesişir yolum.

Anna Currey’nin resimlerinden hoşlananlara bir hatırlatma: Onun çizdiği “Yaramaz Fındık” diye bir kitap İş Bankası tarafından yayımlanmış.

“Yataktan Düşen Ayıcık” da İş Bankası Kültür Yayınları tarafından basılmış. Ancak her ne hikmetse, kitabı kimin çevirdiğini yazma gereğini duymamışlar. Ayıp olmuş. Yayınevi kitabı “okul öncesi” ibaresiyle yayınlanmış. Yaş grubu olarak, bana göre 2 yaştan itibaren çocukların ilgi duyacağı bir kitap “Yataktan Düşen Ayıcık”.

Ayılı maceraları seviyorsanız, bu kitaplar da ilginizi çekebilir:

Yataktan Düşen Ayıcık
Özgün Adı: One Ted Falls Out of Bed
Yazan: Julia Donaldson
Resimleyen: Anna Currey
Çeviren: ???
Yaş grubu: 2+
İş Bankası Kültür Yayınları, 2006,  28 sayfa
ISBN: 975-458-826-0