Kitapçı raflarını karıştırırken buldum “Kurbağa ve Yabancı”yı. Açıkçası ne daha önce kitabı görmüştüm, ne yazarını tanıyordum, ne de Kabalcı Yayınevi’nin bu tip çocuk kitapları bastığını biliyordum. Merak edip aldım. Kapağı çevirdim ve sırtında çıkını, gün batımında yürüyen bir fare gördüm. Resim hoşuma gitti. Devam ettim. Bir sayfa daha… Hollandaca-Türkçe yazılmış bir sunuş yazısıyla karşılaştığımda kitaba olan ilgim de arttı. Yazıyı Hollanda’nın Avrupa İlişkiler Bakanı kaleme almış ve ülkesindeki “Matra Programı”ndan söz etmiş. Ülkelerdeki olumlu değişime destek amaçlı yürütülen bu programın on yıldır sürmekte olduğunu belirten Bakan, kitabın da onuncu yıldönümü nedeniyle bir armağan niteliğinde olduğunu söylemiş. Matra Programı’nın ana fikrine örnek olduğunu düşündüğü “Kurbağa ve Yabancı”nın kısa bir özetini yapan bakan, bunun sadece bir kurmaca olduğunu söylemiş ve eklemiş: “Ama bazen kurmacalar gerçek hayatta yoksun olduğumuz şeylerin ne olduğunu anlamamızı sağlar. Örneğin bize benzemeyenlere karşı anlayışlı olmanın ne kadar kolay olduğunu.”

Öykü şöyle: Bir gün kasabanın birine bir yabancı gelir. Domuzcuk hemen Kurbağa ile Ördek’e gidip kir pas içinde yabancı bir farenin geldiğini, ona karşı dikkatli olmaları gerektiğini, farelerin hırsız olabileceğini söyler. Kurbağa bu sözle ikna olmaz ve gece farenin kampına gider. Derme çatma bir çadırın önünde ateş yakmış, pişirdiği yemekten etrafa güzel kokular saçan fareyi gören Kurbağa, gördüklerinin huzur verici olduğunu düşünür. Ertesi gün diğerlerine farenin iyi bir dosta benzediğini söyler. Domuzcuk ve Ördek onu yine, Fare’nin hem pis, hem saygısız, hem de tembel bir fare olduğu konusunda uyarırlar.

Ancak Fare hiç de öyle biri değildir. Hep bir şeylerle meşguldür. Korulukta bulduğu odunlarla bir masa ve oturak yapar. Pis de değildir; pasaklı gibi görünse de , sık sık nehirde yıkanıp temizlenir. Kurbağa sonunda Fare’yi ziyaret eder; tanışırlar. Kurbağa tam da onun üç dil bildiği öğrendiği sırada Domuzcuk gelir. Fare’ye nereli olduğunu sorar. Fare “Her yerli ve hiçbir yerli,” diye yanıtlar. Domuzcuk Fare’ye geldiği yere dönmesi gerektiğini söyler kabaca. Fare’yi odunları çalmakla, pis olmakla itham eder. Fare’yse sakin tavrını korumaya devam eder.

Hayvanlar Tavşan’a gidip durumu anlatırlar. Tavşan, Fare’nin onlardan farklı olduğunu ama yanlış bir davranışı olmadığını söyler. Kurbağa Fare’yi ziyaret etmeyi sürdürür. Fare ona gezileri sırasında yaşadığı macera ve deneyimlerini anlatır. Oysa Domuzcuk Kurbağa’nın Fare’yle yakınlaşmasını doğru bulmaz. Çünkü Fare onlardan “farklı”dır. Kurbağa “Hepimiz birbirimizden farklıyız ama,” diyecek olur. Hayır, Domuz’a göre Fare farklıdır; çünkü bu koruluğun sakini değildir o.

Gün olur, devran döner. Domuzcuk’un evinde yangın çıkar. Domuzcuk’un yardımına kim koşar? Elbette Fare… Nehirle ev arasında gidip gelen Fare yangını söndürür. Sonra evin harap olan çatısını onarır. Başka bir gün yüzmeye bilmeyen Tavşan suya düşünce, onun yardımına da yine Fare yetişir. Artık herkes Fare’nin korulukta yaşayabileceğini düşünmektedir. Fare kimin ihtiyacı varsa onun yardımına koşmakta; yapılacak eğlenceli şeyler bulup kasabalılara hoşça vakit geçirtmekte, her zaman güzel öyküleriyle koruluk yaşamını renklendirmektedir. Bir gün Fare’yi ziyarete giden Kurbağa, dostunun eşyalarını toplamış, gitmek üzere olduğunu görür. Fare için daha görülecek yerler vardır. Hayvanlar, belki bir gün dönerim vaadiyle oradan ayrılan Fare’yi gözyaşlarıyla uğurlarlar. Fare, ardında büyük bir boşluk bırakır. Dostları, onun yapıp geride bıraktığı oturakta sık sık oturup, Fare’yle geçirdikleri güzel günleri anarlar.

Baştaki sunuş yazısında “farklar” ve “hoşgörü” kavramlarına gönderme yapılmış olmasına rağmen, kitabı okurken epey bir heyecanlandım. Domuzcuk ve diğerlerine kızdım da kızdım. Kurbağa’nın yaklaşımını takdir ettim ve Fare’nin öyküsünü merak ettim. Neyse ki olay her şey tatlıya bağlanarak sonlandı. Üzerine de düşünülmesi gereken çok çok derin bir konu kaldı. “Kurbağa ve Yabancı”yı okuyan çocuklar kitabı bitirdiklerinden pek çok şeyi sorgulayacaklar. Domuzcuk ve Ördek’in neden o kadar önyargılı olduğunu, Fare’nin neden istenmediğini, Domuzcuk’un davranışının aksine Kurbağa’nın nasıl davrandığını, Fare’nin ne kadar tutarlı bir çizgi izlediğini ve bu tip bir davranışla karşılaşıldığında nasıl davranmak gerektiğini…

Çevremizde elbette bizden farklı birileri var. Görünüşleriyle, tavır ve davranışlarıyla, dünya görüşleriyle, giyim kuşamlarıyla ya da konuşma biçimleriyle… Bize benzeyenler, bizim gibi olanlar var; bizden ayrılan, bizim gibi olmayanlar var. Aslolan bu renkliliğin ne denli önemli olduğunu çocuklara anlatabilmek. Yaşamın ancak farklılıklarla zenginleşebildiğini onlara söyleyebilmek. Her şeyin, herkesin benzer olduğu bir dünya ne kadar sıkıcı, ne kadar monoton olurdu… Önyargılarla sınırlanmış, dapdaracık bir yaşam mı tercih ederiz? Yoksa tam tersi mi? Bunun için atılacak ilk adım o kadar basit ki: İnsanlara bir şans vermek gerek.

Max Velthuijs’in yazdığı “Kurbağa ve Yabancı” tüm bu mesajları yalın bir dille aktarıyor okura. Farklı bakış açılarıyla birlikte. Domuzcuk’un saldırgan tavrı ve Fare’nin sakin tavrı arasında Kurbağa’nın uzlaşmacı, barışçıl ve açık fikirli yaklaşımı… Sonuçta insanlık adına çok derinlere inebilecek bir mesele, güzel resimler eşliğinde anlamlı bir kitaba dönüşmüş. Bu yazıda okuduğuma göre, “Kurbağa ve Yabancı”, değişik ülkelerden on binlerce çocuğa ulaşsın, onlara, birlikte yaşamanın kolaylığı, çeşitliliğin zenginliği ve hoşgörüye dair etkileyici öyküsünü anlatsın diye” on beş Avrupa ülkesinde bastırılmış.

Kurbağa ve yaratıcısı Max Velthuijs

Kitabın yazar ve çizeri Max Velthuijs, Görsel Sanatlar Akademisi’nden mezun olduktan sonra birçok iş yapmış: Politik içerikli baskı resimler, posterler, pullar, kitap kapakları, çizgi filmler, reklamlar… Velthuijs bu kadar çok şey yapınca, profesyonel olarak yapmak istediği şeyin kitap resimlemek ve tasarlamak olduğuna karar vermiş . Böylece Hollanda’nın en ünlü çocuk kitabı illüstratörlerinden biri olmuş. Yaptığı kitaplarla çok sayıda ödül alan Max Velthuijs, 80. yaşını bir retrospektifle kutlamış. 2004 yılında Hans Christian Andersen Ödülü’nü kazanmış ve ertesi yıl da yaşama veda etmiş.

“Kurbağa ve Yabancı, ardında çok sayıda kitap bırakan Max Velthuijs’in “kurbağa serisi”nden sadece bir tanesi. Diğer kitaplarda aşk, dostluk, korku, dünya vs. gibi konular ele alınmış. Kurbağa’dan hoşlandınızsa küçük bir not düşerek yazıyı sonlandırayım. Bu kitaplardan üçü Milet Yayınları tarafından çift dilli olarak (Türkçe / İngilizce) basılmış:  “Kurbağa ve Koca Dünya / Frog and the Wide World”, “Kahraman Kurbağa / Frog is A Hero” ve Kurbağa olmak Ne Güzel / Frog is Frog”

HAmiş: Her ne kadar Hollandaca da olsa, yazarın sitesine, çalışmalarına göz atmak için bir bakmanızı öneririm.

Kurbağa ve Yabancı
Özgün Adı: Kikker en de Vreemdeling
Yazan ve Resimleyen: Max Velthuijs
Çeviren: Seçkin Erdi
Yaş grubu: 5+
Kabalcı Yayınları, 2005,  32 sayfa, ciltli
ISBN: 975-997-006-6