Prensesler de esner

by BANU on 13/05/2010

Bazı kitaplarda şeytan tüyü olur. Daha ilk gördüğünüz anda eliniz kitabın manyetik alanına kapılır ve bir bakarsınız ki kitap elinizde. Sonra okumaya doyamadan tekrar tekrar sayfalarına bakarsınız. “Bütün Gün Esneyen Prenses” de benim için öyle kitaplardan biri…


Masal “sarı bir sarayın, altın taçlı bir kralın ve bütün gün esneyen bir prensesin öyküsü”… Masalın başkahramanı prenses, sürekli ve sürekli olarak esner. Ağzı sürekli açık gezdiği için “avare gezinen birkaç sinek, yolunu şaşırmış bir sinekkuşu ve menekşe rengi bir kelebek” ağzına kaçar. O kadar esner ki, kendi esnediği yetmiyormuş gibi başkalarını da esnetir. Bilirsiniz, esneme bulaşıcıdır. Prenses esnedikçe bütün saray halkı da esner durur. Kral, kraliçe, bakanlar… Hatta bahçıvanın kedisi ve köpeği bile… Bu durum kralın içine dert olur.  Prensesin neden esnediğini bulmayı ve buna bir çare bulmayı amaç edinir kral. Önce prensesin karnının aç olduğunu düşünüp ona başka ülkelerden yiyecekler getirtir: İtalya’dan dondurma, Çin’den pilav, Brezilya’dan kakao, Japonya’dan çiğ balık, Tayland’dan çekirge kızartması… Yiyecekler işe yaramayınca kral prensesin uykusu olduğunu düşünür. Ona en iyi, en yumuşak yatakları yaptırır; ninniler çaldırır. Prenses biraz uyur; ama uyandığında yine esnemeye başlar. Saray halkı da (hatta bahçıvanın kedisi ve köpeği bile) yine başlar esnemeye. Kral düşünürken volta atmaktan ayakkabılarını eskitir ve sonunda prensesin can sıkıntısından esniyor olabileceğini düşünerek fıkralar anlatan sarı bir fil getirtir. O da işe yaramaz. Prenses esnedikçe ülkenin her yanından insanlar gelip onun derdine çare bulmaya çalışır. Nafile…

Günün birinde prenses bahçede gezinirken uşaklardan birinin oğlu prensesin yanına gitmek ister. Ama çocukcağızın ayağı takılıp havuza düşer. Islandığı yetmezmiş gibi, bir de orasından burasından süs balıklarıyla yengeçler sarkar. Onun halini gören prenses dayanamayıp gülmeye başlar. O kadar güler, o kadar güler ki, esnemeyi bile unutur. Prenses esnemeyince saray halkı da (hatta bahçıvanın kedisi ve köpeği bile) keser esnemeyi. Uşağın oğlu özür dilemek ister; ama dili düğümlenir, doğru dürüst konuşamaz. O lafları geveledikçe prenses daha da çok güler. Sonra ikisi arkadaş olurlar ve prensesin oynaması yasaklanan bütün oyunları oynarlar: Çekirge yakalarlar, teperlerden yuvarlanırlar, terk edilmiş bir şatoda hayalet ararlar, göle dalarlar, elim sende oynarlar, yüzlerini çamurla boyarlar… Prensesin de esnemesi böylece son bulur.

Prensesleri ne İtalya’nın dondurması,
ne kuştüyü döşekler,
ne de sarı filler mutlu edebilir.
Bir insanın kalbini,
ancak iyi bir arkadaş aydınlatabilir.

“Bütün Gün Esneyen Prenses” bir masal… Ancak bu masalsı anlatımın altında çok büyük bir gerçek yatıyor: Bu kitapta yalnız büyütülen, her şeyden sakınılan, esirgenen, biblo gibi yetiştirilen ama bu arada çocukluğunu yitiren bir çocuğun öyküsü anlatılıyor. Günümüzde ne sık görüyoruz böyle çocukları. Yasaklarla, kısıtlamalarla yaşıyor bu çocuklar. Sonra da bizim prenses gibi sürekli bir can sıkıntısı çekiyorlar.

Prenses, ancak prenseslere yasak olan oyunları oynadığında bir çocuğa dönüşüyor. Yanında onun dilinden anlayan bir yaşıtı olduğunda kendi gerçek varlığını keşfediyor. “Bütün Gün Esneyen Prenses” çocukluğa ilişkin değerleri anlatıyor aslında.

Kitabın metni çok akıcı. Bunda çevirisinin de payı büyük. Öykü kralın düşünmesi-çare bulması-çareyi uygulaması-çarenin işe yaramaması düzeninde, ritmik bir biçimde ilerliyor. Kalıplar arasına konulan tekrarlamalar, bir şarkının nakaratı gibi, öyküde belli bir süreklilik yaratıyor. Ama oğlanın havuza düşmesi, prensesin kahkahalarla gülmesi ve esnemeyi kesmesiyle bir kırılma noktası yaşanıyor. Bu andan itibaren öykünün ilk bölümlerine yapılan göndermelerle bir bütünlük sağlanıyor. Bence okuması gayet keyifli bir metin…

Kitaptaki ayrıntılar, çocuklara farklı düşünme alanları sağlıyor. Ülkelere göre yemekler, farklı kültürleri tanıtmak açısından önemli. Uykuyu desteklemek için yapılan hazırlıklar belli bir süreci anlatıyor. İki çocuğun oynadığı oyunlar da oyun kavramına ilişkin hoş (!) öneriler sunuyor.

Şimdi gelelim, benim bu kitabın en sevdiğim yanına. Tamam, öykü güzel, verdiği mesajlar da güzel; ama kitabın resimleri bir başka güzel. ÇOK GÜZEL! Resimler İspanyol illüstratör Elena Odriozola’ya ait. Deforme edilmiş figürler, stilize edilmiş doğa, detaylar ve tam sayfa (hatta sayfadan taşıp çıkan) anıtsal sahneler gerçekten ustalık işi. Seçilen renkler, çayırı kaplayan çiçekler, kumaş dokuları, saçlar ve giysilere her baktığımda bir kere daha hayran oluyorum. Neyse ki bu incelikli çalışma ödüllendirilmiş. “Bütün Gün Esneyen Prenses”, 2006 yılında İspanya Kültür Bakanlığı tarafından “Resimli Çocuk Kitabı” dalında ikincilik ödülü almış. (Birinci kim acaba?) Elena Odriozola, çekirdekten yetişmiş bir ressam… Dedesi de, babası da ressammış ve o da kendini bildi bileli elinde bir kalemle gezermiş. Bir süre reklam ajanında sanat yönetmenliği yapmış ama sonra kendini tamamen illüstratörlüğe adamış. Odriozola’nın resimlediği 50’den fazla kitap var. Çizerle ilgili daha fazla bilgiye (ve resimlerinden örneklere) buradan ulaşabilirsiniz.

Kitabın İspanyol yazarı Carmen Gil de çok sayıda kitaba imza atmış biri.  Ama anladığım kadarıyla Türkçe’de sadece bir kitabı var. Umarım diğer kitaplara da sıra gelir.

“Bütün Gün Esneyen Prenses”in özellikle resimleriyle küçük yaştaki çocukların ilgisini çekeceğini düşünüyorum. Çocuğunuzla birlikte okurken çok eğleneceğinizi de düşünüyorum. Çünkü kitabın içinde kulağa hoş gelen bölümler oldukça fazla. Kitabı okurken ya da daha sonra, yemekler, uyku ritüelleri ve oyunlar üzerine konuşmak keyifli olabilir. Can sıkıntısı üzerine de konuşabilirsiniz. Çocuğunuz da canı sıkılınca esniyor mu? Ne yapsa can sıkıntısı geçerdi? Onu en çok güldüren şey ne? Hangi oyunu seviyor? Laf lafı açar. “Bütün Gün Esneyen Prenses” işte tüm bunları sağlayan dolu dolu bir kitap. Herkese iyi okumalar.

Hamiş: “Bütün Gün Esneyen Prenses”ten söz ettiğimiz radyo programının kaydını dinlemek için buraya tıklayın.

Bütün Gün Esneyen Prenses
Özgün Adı: La princesa que bostezaba a todas horas
Yazan: Carmen Gil
Resimleyen: Elena Odriozola
Çeviren: Esin Güngör
Yaş grubu: 4+
Redhouse Kidz, 2007,  32 sayfa
ISBN: 978-975-8176-78-6

Share

{ 11 comments… read them below or add one }

Blogcu Anne May 13, 2010 at 10:31

Evet, evet, harika bir kitap bu! Çok severek okuyoruz.

Reply

füsfüs May 13, 2010 at 14:14

kesinlikle ilgimi çektiğini söylemeliyim. farklı görselleri olan kitaplara bayılıyorum zaten. listeye ekledim. son aldığımız sihirli mısır tanesi de farklı renkteki hayvanlar, çocuklar ve dediğiniz gibi deforme edilmiş çizimleriyle harikaydı. blogumda da yazdım şiddetle tavsiye ederim.

Reply

umur May 13, 2010 at 15:40

Banucuğum,
Ada’nın blogunda fikrini almak istediğim bir yazı var. Bir ara okuyup bana görüşlerini yazar mısın?
Sevgiler

Reply

BANU May 14, 2010 at 16:55

Evet harika ve ilgi çekici. Resim meselesi bu kitaplarda çok önemli. Hatta belki çoğu zaman yazının önüne geçmeli.
Füsfüs, “Sihirli Mısır Tanesi”ni Yıldıray almıştı; ama ben henüz bakmamıştım. Bu akşam ilk işim onu okumak olacak.
Umur, hemen gelip okuyorum yazını. :)

Reply

handan October 27, 2010 at 23:36

harika bir kitap, 4 yaşı beklemeye gerek yok bence. 3 yaşından beri zevkle okuyoruz, kitaptan gözünü ayıramıyor mercan. şiirselliği de çok güzel, mercan herhangibir çağrışım olduğunda “italyadan dondurma, çinden pilav” deyiveriyor, aklında kalmış sözler.

Reply

cocukgezileri December 1, 2010 at 14:41

bizimde favorimiz kitap fuarında redhouse yayınevi %50 indirimde idi aldıklarımızın hepsi ayrı güzel

Reply

Derya July 14, 2011 at 15:43

Bu kitabı resimlerini çok severek aldığımda kızım daha 1 yaşında değildi. Şimdi 16 aylık ve en sevdiği kitaplardan biri. Hep birlikte esniyoruz :)

Reply

serap vural February 22, 2012 at 11:13

Resimler çok önemli bencede,çünkü ben kitabı okurken oğlumda yanımda resimleri inceleyerek dinler kitabı

Reply

Özlem K. A. February 22, 2012 at 11:22

Ah! okurken esmenekten ağzımın neredeyse yırtıldığı ve her seferinde sonunda benim de şekerlediğim kitap.. Ama bir dönem fenomen olmuştu bizde ve çook işe yaradı uyku sevmez kızımda.. Gerçi esneyip esneyip sonunda kıkırdamadan edemiyorduk, o başka.. :) Uzun zaman oldu okumadık, kitaplığı karıştırıp bulmalı tekrar.. :)

Reply

Serpil Unal February 22, 2012 at 17:57

Listeyi kabartmaya devam! :) Tesekkurler cok.

Reply

nermin February 27, 2012 at 08:44

Tamamen tesadüf eseri sitenizi buldum.
Çok hoşuma gitti. 36 yaşındayım ve tambir kitap kurduyum. İtiraf etmem gerekirse 500 civarı kitabım var. Benim çocuğum yok henüz. en buyuk korkum çocuğumun kitap sevmemesi. Yeğenimi görünce dizlerim titredi demeliyim. Bir çocuk kitap okumaktan bu kadarmı nefret eder. Ancak sitenizim bana yararı dokunacak gibi gözüküyor. Denek olarak şimdilik yeğenimi kullanacağım bakalım ne sonuc verecek. Çalımalarınızı devamını dilerim.

Reply

Leave a Comment

Yorumları takip et. Yorum bırakmadan da kayıt yapabilirsiniz. Kaydol!

{ 1 trackback }

Previous post:

Next post: