May 2010

Bir gece yarısı macerası

May 31, 2010

Yerden bitme cüce olduğum yıllarda, sayı saymayı keşfetmiştim. Bana saymayı kim öğretti bilmiyorum; ama o meçhul kişi yüzünden annemin başının epey ağrıdığını söylemeliyim. Alerji tedavisi için Koşuyolu-Pangaltı arasında yaptığımız otobüs yolculuklarımız boyunca, yanımda kitap yoksa, vıdı vıdı konuşurdum. Annemin kulağıma “Biraz sus artık,” diye fısıldamaları da fayda etmezdi. Konuşacak konum kalmayınca başlardım tabelaları okumaya. Tabelalardan [...]

Share
DEVAMI BURADA

Ev Canavarları Aile Rehberi

May 28, 2010

Küçüklüğümden beridir anlamsız zamanlarda buzdolabını açıp içine şöyle bir göz atmak ve elime geçen herhangi bir şeyi mideye indirmek gibi denetimsiz bir davranışım vardır. Hatta gecenin bir yarısı uyanıp buzdolabına koştuğum bile olur. Yıllardır bu davranışımı açıklamakta zorlanıyordum ama artık nedenini biliyorum: “Oburcuk” adlı ev canavarı.

Share
DEVAMI BURADA

Kedi Zen’den ne anlar?

May 27, 2010

Ben kediler hakkında uzun uzun ahkam kesince, ablam elinde bir kitapla geldi ve “Ben bunca zaman sana bunu nasıl vermemişim?” diyerek “Varjak Pençe”yi elime tutuşturdu.  “Aa, bu da ne?” dedim. Çocuk kitabı mıydı? Yok canım, kapağını görünce Akif Pirinççi’nin “Felidae” kitaplarından biri gibi görünmüştü gözüme. Meğer çocuk kitabıymış. Üstelik ödüllü bir çocuk kitabı… Okumamak mümkün [...]

Share
DEVAMI BURADA

Hokus Pokus

May 26, 2010

Muhteşem Sihirbazlar ve Onların Akıl Almaz Gösterileri Sevdiğim bir büyüğüm “Sihir yoktur, sihirbazlık vardır,” demişti zamanında. Bu özlü söz kendisine mi aitti, bir yerden mi devşirmişti bilmiyorum. Büyük olasılıkla kendisine ait olduğunu sanıyorum. Her neyse, daha ilk duyduğumda söz kafama takıldı. Tüm çağrışımlarını bir kenara bıraksak bile, sihirbazlar hakkındaki tüm şüphelerimi doğrulayan bir sözdü bu. [...]

Share
DEVAMI BURADA

Günün birinde kasabaya bir yabancı gelirse…

May 25, 2010

Kitapçı raflarını karıştırırken buldum “Kurbağa ve Yabancı”yı. Açıkçası ne daha önce kitabı görmüştüm, ne yazarını tanıyordum, ne de Kabalcı Yayınevi’nin bu tip çocuk kitapları bastığını biliyordum. Merak edip aldım. Kapağı çevirdim ve sırtında çıkını, gün batımında yürüyen bir fare gördüm. Resim hoşuma gitti. Devam ettim. Bir sayfa daha…

Share
DEVAMI BURADA

Ankaralı ile gelen veda

May 24, 2010

Üç çocuklu bir ailenin en küçük bireyi olarak büyüdüm. Zaman zaman evde kimi şeyler konuşulur, sonra da “Bu ailemizle ilgili. Sadece bizi ilgilendirir, başkalarını değil. Aile sorunu, aile içinde kalır,” temalı bir cümleyle tembihlenirdik. Her ailenin kendine ait meseleleri olur elbette. Benim tanık olduklarım çekirdek ailemize ait şeylerdi. Ama tabii üzerinden çok zaman geçmiş kimi [...]

Share
DEVAMI BURADA

Veli’nin Kurabiyesi ya da Yarım ve Çeyrek

May 21, 2010

Daha fazla yerli yazar tanımak adına İyi Cüceler’in raflarını karıştırırken karşılaştım Veli’yle. Veli oturmuş, koca bir kurabiye yiyordu bir bardak süt eşliğinde. Gördüğüm bu resim çizilmemişti; farklı kâğıtlar uygun biçimde kesilmiş ve birleştirilmişti. Hemen ilgimi çekti kitap ve oracıkta okudum. İyi ki de okumuşum.

Share
DEVAMI BURADA

Şafak Feneri

May 20, 2010

Şafak Feneri ya da Bay Philip Reeve’in Düş Gücü Gösterisi ya da Bir Retro Bilimkurgu Fantastik Duygusal Macera Denemesi Geçenlerde sırf yazarını tanıyorum diye bir çift kitap aldım. Kitapların içeriği hakkında bir fikrim yoktu. Kapakta yazarın adını gördüm, sonra kapak resmine baktım, sayfalarını şöyle bir çevirdim ve satın aldım. Aslında yazarın adı falan bahane. Bazen, [...]

Share
DEVAMI BURADA

Teneke Orman

May 19, 2010

1854 yılında, o zamanki ABD başkanı Franklin Pierce bir mektup yazarak Amerika’ya gelen beyaz göçmenler için Kızılderililerden toprak istemiş. Pierce, arsızlığı, düzenbazlığı öyle bir noktaya taşımış ki; mektubunda “isteği kabul edilecek olursa Kızılderililere rahatça yaşayacakları bir bölgenin verileceğini” bildirmiş! İşe bakın! Beyaz adam o hastalıklı zihniyetiyle gelmeden önce Kızılderili’nin binlerce yıl özgürce yaşadığı toprağı türlü [...]

Share
DEVAMI BURADA

Bir Sürü N Bir K

May 18, 2010

Ta ne zaman, Banu internet sularında Anıl Tortop adlı bir çizeri fark etti (Banu ve internet söz konusuysa, “sörf yapmak” son derece yüzeysel bir ifade oluyor; Banu internette on oşinograf gücünde dolanır). Çizimleri bana da gösterdi. Projelerimizi uygulamaya geçireceğimiz zamanlar için bir kenara not ettik. Derken bir gün, bu çizerle aynı soyadına sahip olan Ozan [...]

Share
DEVAMI BURADA