Yaşam farkında olduğumuz ya da olmadığımız pek çok şeyle dolu… Gelenekler, diller, kültürler, inançlar, davranış biçimleri, alışkanlıklar, iyi-kötü-doğru-yanlış kavramlar, duygular, düşünceler, yaklaşımlar… Tüm bunlar (ve dahası) bir araya geldiğinde “insan” ortaya çıkıyor. Sonra biraz daha kavram giriyor işin içine: Biri ve öteki, haklar, özgürlükler, cinsiyetler, gerçekler, yalanlar, güzellik, barış, cesaret, başarı, korku…

İnsan da, yaşam da ne karmaşık değil mi? Peki ya tüm bunları bir çocuğa anlatmak? Bu da bir o kadar karmaşık bir mesele! Çocuğa bir yandan herkesin birbirinden farklı olduğunu söylerken, diğer yandan aslında herkesin özde aynı olduğunu, tüm insanların eşit olduğunu söylemek kafa karıştırıcı olabilir. Keza bana göre güzel olanın bir başkasına göre çirkin olabileceğini; bazen birisinin haksız olduğu bir durumda bunun bir başkası için adalet demek olduğunu anlatabilmek de öyle…

Kafanız (ve çocuğunuzun / yeğeninizin vs kafası) hâlâ karışıksa, size Brigitte Labbé’nin “Çıtır Çıtır Felsefe” dizisini öneririm. Günışığı Kitaplığı tarafından Türkçeleştiren seri, adını tam anlamıyla hak ediyor. Çünkü dizinin her bir kitabında belli bir kavram (ya da kavramlar) ele alınıyor. Karşıtlıklar ve benzerlikler üzerinden duruluyor. Söz konusu konuya aynanın her iki yanından da bakılıyor. Bununla da kalınmıyor. Her durum güzel birer örnekle ele alınıyor. Örnek verilen insanlarda farklı dillerden isimlerin kullanılması dizinin güzel ayrıntılarından…

Dizinin şimdiye kadar on altı kitabı Türkçe’ye çevrildi. Kitapların başlıkları içerikleri hakkında bir fikir verir sanırım:

  1. İyi ve Kötü
  2. Gerçekten ve Yalancıktan
  3. Oğlanlar ve Kızlar
  4. Güzellik ve Çirkinlik
  5. Bildiklerimiz ve Bilmediklerimiz
  6. Savaş ve Barış
  7. İş ve Para
  8. Özgür Olan ve Olmayan
  9. Adalet ve Haksızlık
  10. Doğa ve Kirlilik
  11. Cesaret ve Korku
  12. Mutluluk ve Mutsuzluk
  13. Liderler ve Diğerleri
  14. Başarı ve Başarısızlık
  15. Haklar ve Ödevler
  16. Ben ve Başkaları

Diziyle ilgili ayrıntılı bilgi burada

Brigitte Labbé, diziyi Paris Sorbonne Üniversitesi felsefe profesörlerinden Michel Puech danışmanlığında hazırlamış. Çıtır Çıtır Felsefe kitaplarının bence en önemli özelliği, ele alınan konunun yaşamın içinden kilit örneklerle anlatılıyor olması. Kitaplar, sorularla ya da ortaya atılan fikirlerle okuru sorgulamaya itiyor. Kimi zaman görmezden geldiğimiz birçok kavram üzerine düşünmemize neden oluyor. Okura bakış açısı kazandırıyor. Olayları, durumları veya insanları durduğumuz yerden değil, başka başka açılardan da yorumlamamıza ön ayak oluyor. Daha da önemlisi üzerine konuşulup tartışılabilecek pek çok konu sunuyor. Çıtır Çıtır Felsefe kitaplarının çocuklara en önemli katkısı, onların sorgulama, düşünme ve anlama becerilerini geliştirmesi bence…

Bir aklımız, düşüncelerimiz, duygularımız, hassasiyetlerimiz, zekamız var; kararlar verebilir, seçebilir, harekete geçebiliriz – Bir kişiliğimiz var. Ve onu oluşturmak için de, alabildiğine özgür olmaya ihtiyacımız var. Kendi kendimizi ancak bu özgürlüğün içinde, yaptığımız seçimlerle yaratabiliriz. (Özgür Olan ve Olmayan)

Çocuklar için yazan yetişkin yazarların çoğu zaman yapma gafletinde bulunduğu bir şey vardır. Satırlar arasına koskoca bir işaret parmağı ile hafifçe çatılmış kaşlar gizlerler. Sonra alttan alta çocuğa “Hımm, bunu böyle yapmamalısın!” diye insanın üstüne üstüne gelen öğütler verirler. “Öğreten Adam” psikolojisinden kopamayan, “Ben büyüğüm bilirim, sen çocuksun bilmezsin,” diyen böyle kitaplardan hiç hazzetmem. “Çıtır Çıtır Felsefe”leri sevme nedenlerimden biri de bu. Burada öğüt veren biri yok. Gözünüze gözünüze sokulan bir parmak yok. Burada her şeyi kararında söyleyen ve insana seçme şansı tanıyan bir yol var.

Burada çubuklarla yemek yenir; şurada elle; orada çatal, bıçak ve kaşıkla… Burada Portekizce konuşulur; orada Japonca. Burada bebekler sırtta taşınır; orada pusetle gezdirilir. Burada camide dua edilir, şurada sinagoga, orada kiliseye, şurada tapınağa gidilir; buradaysa kimse dua etmez. Burada yere tükürülür, ama şurada tükürülmez; burada selamlaşmak için el sıkışılır, şurada insanlar öne eğilir, oradaysa öpüşürler… (Ben ve Başkaları)

Kitapların içeriği kadar, tasarımları da önemli. Ufak boyutlarıyla sevimli ve rahat taşınabilir ciltler. Kısa bölümleri, farklı yazı karakteriyle vurgulanan örneklemeleri ve başlıklarda kullanılan renklerle kitaplar grafik açıdan son derece ritmik… Jacques Azam imzalı çizimler de karikatürvari tarzıyla kitabı renklendiren bir diğer unsur.

“Çıtır Çıtır Felsefe” dizisinin “Ben ve Başkaları” başlıklı 16. kitabı geçtiğimiz günlerde yayımlandı (ve hemen 2. baskısını yaptı). Ülkemizde çok sevilmiş olmalı ki, dizinin diğer kitapları yedişer, sekizer, hatta on ikişer, on üçer baskı yapmış. Bu, kitapların binlerce çocuğa ve yetişkine yol gösterdiği anlamına geliyor. “Yiğit’in Dünyası” adlı bu blogda, Yiğit’in annesi de bu kitapları oğlu kadar sevdiğini, oğluna “ilaç niyetine verdiğini” söylemiş. Yaşama bakış açısını değiştiren bu kitapların gerçekten çerez lezzetiyle okunduğunu söyleyebilirim.

Hamiş: Çıtır Çıtır Felsefe kitaplarından radyoda da söz ettik. Dinlemek için tıklayın.

Dizinin hakkında ayrıca yazdığımız kitapları:

 
“Çıtır Çıtır Felsefe”dizisi
Özgün adı: Les goûters philo
Yazan: Brigitte Labbé, Michel Puech, P.F. Dupont-Beurier
Resimleyen: Jacques Azam
Çeviren: Azade Aslan
Yaş grubu: 8+
Günışığı Kitaplığı, 2006-2010, (Her cilt) 40 sayfa