Ben dört beş yaşlarında bir veletken, bir tane Loewe marka televizyonumuz vardı. Hayrandım kendisine. İçindekilere değil; ama dışına… Bu Loewe aletin meşe rengi bir kasası vardı. Ekran bu kasaya yerleştirilmişti; önde de sürgülü bir kapağı vardı. Kapağı sürerek açardım; sonra sağdaki kocaman kocaman düğmelere sırayla basar, ardından bu düğmelerin bulunduğu kapağı açıp göstergelerle dolu bölümde ayar düğmelerini büyük bir hassasiyetle bir o yana bir bu yana çevirip “gideceğim yeri” belirlerdim. Televizyonun altında da eski tip upuzun bir radyomuz vardı. Üzerinde pek çok Avrupa kentinin adı yazardı. İbreyi gitmek istediğim yerin üzerine getirirdim ve “yola çıkardım.”

Bu sanal yolculuk tutkum, ilerleyen yıllarda yalınlaşarak devam etti. Nasıl olduysa elime tenekeden bir Twinings çay kutusu geçti. Üzerinde sakallı bir adamın siyah beyaz resmi vardı (Kimdi acaba? Şirketin kurucusu falan mıydı?). Ben o adamın “zaman makinesinin mucidi” olduğuna karar vermiştim. Bu kutu, minik bebeklerimin süper ulaşım aracıydı. Onun içine doluşurlar ve gitmek istedikleri yere anında varırlardı.

Oyuncağı bol bir çocuk oldum; ama niyeyse kutular, gazoz kapakları ya da siteden gelip geçen telefoncuların, elektrikçilerin geride bıraktığı renkli teller hep cazip geldi bana. Belki de bu yüzden Jill Murphy’nin “Ay’a Yolculuk” kitabı içime dokundu.

Jill Murphy’nin “Ayı Ailesi” ile daha önce tanışmıştık. “Ay’a Yolculuk”ta öykünün başkahramanı Bebek Ayı. Bayan Ayı çok kısa süreliğine sahneye girip çıkıyor. Bay Ayı ise muhtemelen uyku problemini çözmüş ve bir kenarda horul horul uyuyor.

Hikaye şöyle: Bebek Ayı, annesine Ay’a gidip gidemeyeceğini sorar. Annesi gidemeyeceğini, bunun için bir roketinin olması gerektiğini söyler. Oyun oynayacak çocuk için çare çok. Bebek Ayı hemen merdivenin altındaki dolapta bir roket (koli), mutfak tezgahının üzerinde bir uzay başlığı (kevgir), paspasın üzerinde bir çift uzay çizmesi (lastik çizme) bulur. Yanına yolculuk için biraz yiyecekle tüylü ayısını da alıp bacadan dışarı uçar. Gökyüzünde yükselir, yükselir… Yolda rastladığı baykuş da ona katılır. Bir uçakla karşılaşırlar. Yolcular onlara el sallar. Bebek Ayı’nın roketi daha da yükselir. Sonunda Ay’a varırlar. Ama burada ne birileri vardır, ne de ağaç. Ay biraz sıkıcıdır aslında. Oturup piknik yapmaya karar veririler. Yiyecekleri bitince geri dönerler. İnerler, inerler… Bebek Ayı sonunda evlerinin bacasından, üstü başı kurum içinde güm diye salonun ortasına iner. Bayan Ayı gelip onu alır ve doğruca banyoya götürür. Bebek Ayı yıkanırken annesine roketiyle nasıl Ay’a gittiğini anlatır.

İlk kitapta, uyumadığı halde yatağında oyun oynayarak kendini oyalayan bir Bebek Ayı tanımıştık. Bebek Ayı’nın ne oyuncu bir bıdık olduğu bu kitapta iyice ortaya çıkıyor.Üstelik tanımlanmış oyuncaklar yerine, sıradan nesnelerle kurduğu oyun gerçekten takdire değer.

Jill Murphy, bir önceki kitabında yaptığı gibi burada da ikili bir sayfa düzeni kurmuş. Sol sayfada siyah-beyaz desenler, sağ sayfada tam boy renkli resimler… Resimler karşılıklı olarak birbirini destekliyor. Resimler bazı yerlerde tıpkı aynı görüntüyü farklı açılardan çeken iki ayrı kamera gibi kullanılmış; bazı yerlerdeyse birbirinin devamı gibi… Ama en güzeli metin-resim ilişkisinde kurulan denge. Murphy, sözün bittiği yerde öyküyü resimlerle anlatmaya devam ediyor. Bu resimlerden en beğendiğimse, kitabın son sayfasında yer alan resim. Bebek Ayı, pijamasını ve ekose sabahlığını giymiş, elinde oyuncak ayısı, ağzını alabildiğine açmış, esniyor. Hık demiş Bay Ayı’nın burnundan düşmüş yavrucak.

Oyun oynamanın ne muhteşem bir eylem olduğunu unutanlar: Bebek Ayı’yı örnek alın. Bebek Ayı, eline geçen sıradan nesneleri hayal gücüyle yoğurarak muhteşem bir macera yaşamayı beceriyor. İhtiyacınız olacak şeyler gerçekten çok basit: Birkaç ıvır zıvır ve bolca hayal gücü… Bu kitabı okuyan ufaklıkları artık kim tutar? Ellerine geçen her şeyle ilgili yepyeni bir öykü yaratmaları mümkün değil mi?

Yeri gelmişken, Eko Anne’nin yazdığı “Açık Uçlu Oyunlar”, tam da bu kitabın üzerine okunması gereken bir yazı. Tavsiye ederim…

Ay’a Yolculuk
Özgün Adı: Whatever Next!
Yazan ve Resimleyen: Jill Murphy
Çeviren: Gülten Senem Kaleli
Yaş grubu: 3+
Mandolin, 2009, 32 sayfa
ISBN: 978-975-10-2843-3