April 2010

Matrak koyunla maceraya devam…

April 30, 2010

Koyun Russell’la daha önce tanışmıştık. Kendisi hayran olduğum bir karakter. Aynı anda hem şaşkın, hem cin fikirli; hem şapşal, hem akıllı olma özellilerini bünyesinden barındıran, her daim sevimli bir tip bu bizim Russell… Russell’ın bu seferki macerası, salıncak tepesinde başlıyor. Russell, dostlarına bir gösteri yaparken, önünden geçen bir karga dikkatini dağıtır ve Russell yere çakılır. [...]

Share
DEVAMI BURADA

Ayşegül Çocukları Bisikletten Soğutacak Diye Korkuyorum

April 29, 2010

Bana işimi soranları “Bisiklete binmek ve kitap okumak,” diye yanıtlamaktan hoşlanıyorum. Zira doğrusu bu, gerisi hayatta kalmak ve işimi yapmak (bisiklete binmek, kitap okumak) için kullandığım araçlar. En çok üzüldüğüm konuysa, bisiklete binerken kitap okuyamıyor olmam. Kısacası, kitaplar ve bisikletler konusunda hassas bir yapım var. Hassas yapım nedeniyle, Ayşegül’den korkuyorum. Ayşegül, çocukları bisiklete binmekten soğutacak, [...]

Share
DEVAMI BURADA

Çerez niyetine felsefe…

April 28, 2010

Yaşam farkında olduğumuz ya da olmadığımız pek çok şeyle dolu… Gelenekler, diller, kültürler, inançlar, davranış biçimleri, alışkanlıklar, iyi-kötü-doğru-yanlış kavramlar, duygular, düşünceler, yaklaşımlar… Tüm bunlar (ve dahası) bir araya geldiğinde “insan” ortaya çıkıyor. Sonra biraz daha kavram giriyor işin içine: Biri ve öteki, haklar, özgürlükler, cinsiyetler, gerçekler, yalanlar, güzellik, barış, cesaret, başarı, korku… İnsan da, yaşam [...]

Share
DEVAMI BURADA

DÜZELTME: Yüksek Tansiyonlu Çınar Ağacı

April 27, 2010

“Yüksek Tansiyonlu Çınar Ağacı” hakkındaki yazımı, Oğlak Yayınları tarafından yapılan 2004 baskısı üzerine kurmuştum. Elimde o vardı. Meğer kitap 2009 yılında  Günışığı Kitaplığı tarafından yeniden basılmış. Neyse ki, İyi Cüceler’den Ayça uyardı… Demek ki neymiş, demek ki Dolap yazarları yeterince araştırma yapmayınca böyle çuvallıyorlarmış. Her neyse, bakalım yeni baskıda ne farklar var.

Share
DEVAMI BURADA

Yüksek Tansiyonlu Çınar Ağacı

April 27, 2010

Ne kadar düşünmemeye çalışsak da bazı sevimsiz konular var ki, oradalar. Ölüm, bu konuların başında geliyor. “Ördek, Ölüm ve Lale” adlı kitabı ele alırken, “çocuk ve ölüm” konusuna bolca değinmiştik. Behiç Ak’ın “Yüksek Tansiyonlu Çınar Ağacı” adlı kitabı, aynı konunun başka bir yönüne kısa bir bakış atmamızı gerektirdi.

Share
DEVAMI BURADA

Yürüyen Kentler

April 26, 2010

Dünya’nın geleceğiyle ilgili ciddi endişelerim var. Karayolu Balıkları yazılarında bu endişeyi nasıl dile getirmeye çalıştığımızı anlatıyoruz zaman zaman. Sakın umutsuz olduğumu düşünmeyin. Bisiklet Ninjası manifestosunda dediğim gibi, çevreci bir devrim gerçekleşecekse, önderlerinin bisikletli olacağından şüphe etmiyorum. Bilimkurgu sevmemin nedeni duyduğum endişe değil, umut. Bilimkurgu öyküler, filmler, çizgi romanlar ne kadar korkunç ve karanlık tablolar çizerlerse [...]

Share
DEVAMI BURADA

Bu bir zor yoldan kahraman olma öyküsü

April 23, 2010

“Alice Harikalar Diyarında” gösterime girdiğinde merak edip, “Kitap mı, film mi?” diye ufak bir anket yapmıştım. “Kitaplar olduğu gibi kalsın. Filme dönüşünce çok şey kaybediyorlar,” diyenlerle “Fark etmez. Her iki halini de seviyorum,” diyenlerin sayısı eşitti. Kitapların film halini daha çok beğenense çıkmamıştı. Bugün yine böyle bir örnekle karşı karşıyayız. En sevdiğim kitap dizilerinden biri [...]

Share
DEVAMI BURADA

Çocuk Bayramınız kutlu olsun!

April 23, 2010

Sevgili Bir Dolap Kitap okurları, Hepinizin 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı kutlu olsun. Çocuklar gibi şen, neşeli ve kitap dolu bir bayram geçirmeniz dileğiyle… Dolap Yazarları Banu & Yıldıray

Share
DEVAMI BURADA

Anlamadığım Bir Kitap Daha: Papatya ve Koyunlar

April 22, 2010

Bazı kitapları anlamıyorum. Elime bir kitap geçiyor. Onu okuyorum. Bazen kitabın neden söz ettiğini çıkaramıyorum. O kitap günlerce masamda duruyor, benimle oturma odasına gidip geliyor, arada karıştırılıyor, tekrar okunuyor… Bazen kitabı kendimce anlayıveriyorum; tıpkı “Karda Ayak İzleri” adlı kitapta olduğu gibi. Bazen durumu kabullenmek ve kitabı anlamadığımı itiraf etmek zorunda kalıyorum; tıpkı “Papatya ve Koyunlar” [...]

Share
DEVAMI BURADA

Sina ve Yoga Yapan Kedi

April 21, 2010

Yogayla tanıştığımda artık çocuk değildim. Sanırım, biyolojik yaşımı hesaba katmazsak, yetişkin de değildim. Bedenime iyi davranmıyordum. Sürekli gergin, kaşları çatık biriydim. İş güç peşinde koşturuyor; belki de iş güç peşinde koşturmaktan kaynaklanan stres yükünü büyümek sanıyordum. Eh, o dönemde çocuk kitapları okumadığım anlaşılıyordur.

Share
DEVAMI BURADA