Ben evin üçüncü ve en küçük çocuğuydum. Küçükken bunun çok talihsiz bir durum olduğunu düşünürdüm. Bir düşünsenize: Tepemde, bana sürekli ne yapmam gerektiğini söyleyen ve beni “ezen” iki büyük kardeş vardı. Sonradan, evin en küçüğü olmanın çok da kötü bir şey olmadığına karar verdim. Zaten bu hep böyle değil midir? İlk çocuğun hep deneylere kurban giden çocuk olduğu, ortanca çocuğunsa hep arada kalmış çocuk olduğu söylenir. En küçüklerse hep en şımartılan olurlar (Eh, yalan da değil hani.)

Clarice Bean için durum daha da karmaşık. Clarice Bean, evin en küçüğüyken, yeni bir kardeşin gelmesiyle “sondan bir önceki çocuk” konumuna düşmüş bir kız çocuğu. Çoğu zaman anlaşılmamaktan yakınıyor. Eee, kalabalık bir evde yaşayınca sesini duyurmak zor: Anne, baba ve dört çocuğa ek olarak, kulakları ağır işiten bir büyükbaba, bir köpek ve bir kedi…

Clarice Bean’i Clarice Bean yapan çok çarpıcı özellikleri var. Mesela adı… Tam adı Clarice Bean Tuesday (Bir insanın adında hem “fasulye” hem de “Salı günü” sözleri geçiyorsa bu onu karakteristik bir tip yapmaz mı?) Sonra, bu ufak kızcağız çok dalgın ve şaşkın bir tip. Çoğu zaman yanlış zamanda, yanlış yerde olduğu, ağzından yanlış sözler çıktığı için başı derde giriyor. Öğretmeni Bayan Wilberton’la yıldızı asla barışamıyor. Bayan Wilberton Clarice’te hiç ışık görmüyor ve çoğu zaman onun “şapşallığını” eleştiriyor. Oysa Clarice Bean akıllı bir kız. Sadece zihni biraz farklı işliyor, o kadar.

Clarice Bean, yeniliklere açık bir çocuk. Kuralların içinde olmayı çok sevmiyor. Sürekli deniyor; kendi yeteneklerini keşfediyor. İçinde saklı kalmış bir drama yeteneği olduğunu düşündüğü için gidip bir drama kursuna yazılıyor. Evde Polonyalı ustalar tadilat yaptığı için, Lehçe öğrenme fırsatını kaçırmaması gerektiğini düşünüyor. Ama bazen acayip melankolik de olabiliyor; kuruntularıyla kendini yiyip bitiriyor. Sözgelimi, en yakın arkadaşı Betty Moody, Amerika’ya taşınınca Clarice karalar bağlıyor. Hayata küsüyor. Küçücük kız çocuğu, resmen depresyona giriyor. Tuhaf değil mi? Çocukların hep şen şakrak, neşeli, oyuncu yaratıklar olduğunu düşünürüz. Halbuki onlar da bizim gibi kaygılara kapılıp, karalar bağlayabilirler. Clarice Bean, çocukları anlamak, onların düşünce yapısını okumak için çok keyifli bir rehber bence.

Şundan eminim ki, ne kadar çok kaygılanırsanız, kaygılarınız o kadar çok olur ve bir şeylere tam alışmışken, o şeyler değişiverirler.
KAYGI no.3: değişim.
Etrafımızdaki şeylerin hep aynı kalmama alışkanlığı vardır. Değişim bazı insanlar için iyi bir şey olabilir ama bazen istemediğiniz bir zamanda ortaya çıkar. Öğretmenim Bayan Nesbit gidip yerine Bayan Wilberton geldiğinde olduğu gibi. Ya da annemle babam üç çocuklu olmaya son verip dört çocuklu olmaya karar verdiğinde ve Minal’ımız geldiğinde olduğu gibi.
En küçük olmayı bırakıp, sondan ikinci oldum. Sondan ikinci olmak aslında çok anlamsız, değil mi?(…) Ama söylemeye çalıştığım, değişim insanın etrafındaki şeylerle uyumunu bozabilir.
Değişimin ne zaman olacağını da asla bilemezsiniz.
Yani, felaketin ne zaman geleceğini asla bilemezsiniz.

Clarice Bean’in en büyük tutkusuysa “Ruby Redfort”. Ruby Redford, Clarice Bean ve Betty Moody’nin hayran olduğu bir kitap kahramanı… Ruby, bir çocuk casus… Süper gizli ajan… Olmadık işlerden zekası ve teknoloji yardımıyla sıyrılmayı başarıyor. Clarice Bean, karşı karşıya kaldığı bütün sorunlara “Ruby Redford olsa ne yapardı? O nasıl düşünürdü?” sorularını sorarak çözüm bulmaya çalışıyor.

Clarice Bean kitaplarını tüm dünyada yüz binlerce çocuğun sevmesinin bir nedeni olmalı. Ben ilk kitabı (“Kesinlikle Ben, Clarice Bean”) okumaya başladığım sıralarda, biraz sabırsız davranmıştım. O sırada henüz “havaya giremediğimi” sonradan anladım. Kitaba karşı ilk başta galiba biraz önyargılı yaklaşmıştım. “Aaa, Clarice Bean mi? Tam bir ‘kız kitabı’… Bakalım, neymiş, neden bu kadar popülermiş?” diye okumaya başladığımı itiraf etmeliyim. Ama sayfalar ilerledikçe kitabın beni içine çektiğini fark ettim. İlk kitap sona erince araya başka kitaplar girdi. Geçen sürede zihnimdeki Clarice Bean imajı demlenmiş olmalı… “Clarice Bean, Başı Dertte”ye başladığımda, Clarice Bean’in de deyişiyle çoktaaan “olmadıkolağanüstü” havaya girmiştim.

“Bugün okul nasıldı?”diyor.
Ben, “Olmadıkolağanüstü sıkıcı değildi, çünkü Bay Washington adlı yeni bir öğretmenimiz var,” diyorum. Cecil, “Olmadıkolağanüstü ne kadar çarpıcı bir sözcük – ben de kullanabilirim,” diyor.
Ben de diyorum ki, “Teşekkür ederim ama Bayan Wilberton’ın söylediğine göre bu sözcüğü kullanmamalıyım; çünkü onu ben uydurmuşum ve gerçek bir sözcük değil ve insanlar ortalıkta dolaşıp kafalarına göre sözcük uyduramazlar.”
Cecil, “Saçmalık; sözlük sürekli büyüyor ve bu harika bir şey. Her yıl yeni sözcükler icat ediliyor,” diyor.

Dizi kitapların şu yanını çok severim: Alırsınız, okursunuz. İlk kitapta karakterleri tanırsınız. Bu dönem bir tür adaptasyon sürecidir. Sonraki kitaplardaysa artık herkes tanıdıktır. Karakter içinize işlemiştir. Onun ruhunu okursunuz. Siz de onunla birlikte sayfaların arasına karışır, onun ensesinde bir gölge gibi dolanırsınız. Clarice Bean’de de işte tam bunu hissettim. İkinci kitap biter bitmez hemen üçüncüsüne (“Clarice Bean, Çaktırma”) saldırdım. Vapurda, otobüste, orada, burada sırıta sırıta okudum ve bittiğinde de gerçekten hayıflandım. Ee, şimdi ne olacaktı? Yok muydu devamı? Şimdilik yok.

Clarice Bean serisi yedi kitaptan oluşuyor. Bunlardan ilk dördü resimli kitap olarak yayımlanmış. Sonraki ve dilimiz de çevrilen üç kitapsa birer roman… Kitabın yazarı (aynı zamanda çizeri) Lauren Child… Bugüne dek çok sayıda çocuk kitabına imza atmış; bir o kadarını da resimlemiş. BBC’nin ünlü çocuk programı “Charlie ve Lola” da Lauren Child’ın aynı ismi taşıyan kitaplarından televizyona uyarlanmış. Dünyanın birçok ülkesinde yayınlanan “Charlie ve Lola” En İyi Çocuk Programı ve En İyi Senaryo dalında BAFTA ödülü de (2007) dahil olmak üzere pek çok ödül de kazanmış. Charlie ve Lola’yı daha yakından tanımak için sitelerine bir göz atabilir veya TRT Çocuk’ta (7.35 ve 16.20) izleyebilirsiniz.

Sonuç olarak diyebilirim ki, ben Clarice Bean’i okuduktan sonra bunun alelade bir “kız kitabı” olmadığını anladım. Clarice Bean kitapları aslında harika birer anahtar… Büyüklerin çocukları anlamasını, çocuklarınsa “Ah, evet, ben de ayn şeyleri hissediyorum,” demesini sağlayacak bir anahtar…

Clarice Bean’in web sitesi içinse buraya bir tık lütfen…

Hamiş: Clarice Bean’den radyoda da söz ettik. Dinlemek için tıklayın.

Kesinlikle Ben, Clarice Bean
Özgün Adı: Utterly Me, Clarice Bean
Yazan: Lauren Child
Çeviren: Gökçe Ateş Aytuğ
Hayykitap, 2008,  192 sayfa
ISBN: 978-975-9059-50-7
 
 
Clarice Bean, Başı Dertte
Özgün Adı: Clarice Bean, Spells Trouble
Yazan: Lauren Child
Çeviren: Ahmet Fethi
Hayykitap, 2008,  188 sayfa
ISBN: 978-975-9059-67-5
 
 
Clarice Bean, Çaktırma
Özgün Adı: Clarice Bean, Don’t Look Now
Yazan: Lauren Child
Çeviren: Ahmet Fethi
Hayykitap, 2009,  256 sayfa
ISBN: 978-975-9059-75-0