Dünyanın en korkunç (!) canavarı Tostoraman’ın ne menem bir şey olduğunu daha önce yazmıştım.

İlk kitabın kahramanı cin fikirli küçük fare, kıvrak zekası sayesinde Tostoraman’dan kurtulmayı başarmıştı. Böyle söylemesi kolay; ama bir tostoraman canavarının karşısına cesurca çıkmak öyle kolay bir iş değil. Ne de olsa söz konusu şahıs, korkunç sivri dişleri, yumru yumru dizleri, çapa gibi tırnakları, mor dikenleri ve burnunun ucunda zehirli çıbanı olan bir canavar…

Bu aynanın bir yüzü… Aynanın öte yanındaysa sevgi dolu bir aile babası var. İşte, Tostoraman macerasının ikinci kitabı böyle başlıyor. Konuya da bambaşka bir bakış açısından giriliyor.

Tostoraman yavrusuna “Koca Kötü Fare”den söz eder. Hiçbir tostoramanın ormanın derinliklerine adım atmamasını tembihler. Sonra aklında kaldığı kadarıyla farenin neye benzediğini anlatır: Korkunç kuvvetli, pullu ve uzun kuyruklu, gözleri ateş kuyusu gibi, korkunç bıyıkları diken gibi sert…” Ne var ki yavru tostoraman her ufaklık gibi meraklıdır. Babası uyuyunca ormanda dolaşmaya çıkar. Karlı bir gecedir. Yerde gördüğü her iz, ona Koca Kötü Fare’yi anımsatır; ama her seferinde izin sahibiyle karşılaşır ve fare hakkında önemli gerçekleri öğrenir. Yılan, farenin göl kıyısında fırından çıkmış tostoraman yediğini; baykuş, farenin buralarda bir yerde tostoramanlı pasta yediğini, tilkiyse farenin bir ağaç altında tostoraman çayı içtiğini söyler. Gece ilerler; fırtına artar. Yavru tostoramanı bir merak sarar. Şu fare gerçekten de dedikleri kadar var mıdır? İşte tam o sırada yuvasından çıkan fareyi görür. Fare hiç de korkunç değildir; tam da ağzına layıktır. Yavru canavarın bilmediğiyse farenin ne kadar akıllı olduğudur. Fare yavru tostoramanı ayışığında yere düşen gölgesiyle kandırır. Yerdeki dev gölgeyi gören Tostoraman’ın yavrusu, Koca Kötü Fare’nin geldiğini görünce tüyüverir. Bu kez yerdeki izleri takip etme işini fare devralır. İzler onu tostoraman mağarasına kadar götürür. Tostoraman horul horul horlamakta, yavrusu da koynunda mışıl mışıl uyumaktadır.

Ay yükseldi. Prıl pırıl ve yuvarlaktı.
Yere korkunç bir gölge sarktı.
Kimdir bu yaratık, böyle büyük, kötü ve güçlü?
Kuyruğu da bıyıkları da korkunç uzun.
Kulakları dev kulağı, sırtında da
bir fındık taşıyor, sanırsın kaya!

Julia Donaldson yine müthiş keyifli bir masal yaratmış; Axel Scheffler de yine son derece eğlenceli resimler çizmiş. Özellikle detaylar çok çarpıcı… Bir de çok sevimli bir gönderme yapmış. Tostoraman’ın yavrusu, tüm kitap boyunca elinde bir oyuncak tutuyor. Bu, Donaldson-Sheffler ikilisinin bir başka kahramanı olan Değnek Adam’dan başkası değil… Ormanın karanlıklarında sağdan soldan başını uzatmış, okura bakan orman canlılarıysa kitabı renklendiren diğer detaylar… Aa, bir de farenin önündeki “tostoraman kardanadamı” ve yavru tostoramanın mağara duvarına yaptığı “fare duvar resmi” görülmeye değer.“Tostoraman’ın Yavrusu”, her ne kadar tek başına bağımsız bir kitapsa da, bence ilk kitap olan “Tostoraman”la birlikte okunması daha anlamlı. Bir kere, kitapların bütünü okura çift taraflı bir bakış açısı sağlıyor. Ele alınan kavramlar da önemli: Algılarımızın değişkenliği ve korkular… Neye inanmak istersek ve neden korkarsak karşımızda onu göreceğimize dair bundan daha güzel bir örnek olamazdı.

Hamiş: Tostoraman’dan ve yavrucuğundan radyoda da söz ettik. Dinlemek için tıklayın.

Yazarın diğer kitapları da hoşunuza gidebilir:

Tostoraman’ın Yavrusu
Özgün Adı: The Gruffalo’s Child
Yazan: Julia Donaldson
Resimleyen: Axel Scheffler
Çeviren: Yıldırım Türker
Popcore, 2008,  32 sayfa
ISBN: 978-9944-0576-6-0