Babam fena horlardı. Akşamları televizyonun karşısına geçer, bir film açar ve koltukta uyuyakalırdı. Horlaması dayanılmaz hale gelince onu uyandırırdık. Asıl sorun herkes yatağına yatınca ortaya çıkardı. Ben yan odadan duyardım babamın horultusunu. Koltukta değil yatağında uyuyordu; gidip uyandıramazdım da. Babam horladığını asla kabul etmedi.

Bu deneyimim sayesinde Bay Ayı’nın sorununu anladığımı sanıyorum: O akşam Ayı ailesi günün yorgunluğunu tüm ağırlığıyla hissetmektedir. Yataklarına giderler. Bayan Ayı kafasını yastığa koyduğu gibi horlamaya başlar. Uykuya dalmak Bay Ayı için o kadar kolay değildir. Uyumak için sessiz bir ortam arayan Bay Ayı bir türlü istediğini bulamaz. Yağmurdan kaçarken doluya tutulmuştur. Sabah olduğunda hâlâ amacına ulaşamamış olan Bay Ayı kürkçü dükkânına geri döner: Bayan Ayı diğer yana dönmüş ve horlamayı kesmiştir. Bay Ayı huzur içinde uykuya dalar. Dalar dalmasına ama bu sefer de uyanma zamanı gelmiştir: Saatin zili ortalığı çınlatır.

Yukarıdaki özet Jill Murphy’nin 1980 yılında yazıp resimlediği ve Türkçeye “Uykusuz Bir Gece” adıyla çevrilen “Peace at Last” adlı öyküye ait. Sesli okumaya çok uygun bir kitap. Çünkü Bay Ayı’nın uyuma çabasının içinde seslerden koca bir dünya var. Öy
kü bizi önce “horlama sesiyle” tanıştırıyor. Üstelik de yorgunluktan bitmiş Bay Ayı’yı o sakin gecede bile uyutmayacak türden bir horultu. Bayan Ayı’yı tebrik ediyoruz. Bay Ayı ufaklığın odasına kaçsa da aradığı huzuru bulamıyor. Çünkü burada “uçak sesiyle” tanışıyoruz. Uyumasa bile yatağında kalıp kendini oyalamayı bilen Yavru Ayı’yı takdir ediyoruz. Maşallah yavrum. Bay Ayı bir sonraki uyku girişimi için salonu seçiyor. Mamafih burada da başarıyı yakalayamıyor. Zira saat tik-tak etmekle kalmıyor, bir de gugukluyor. Mutfakta da sonuç değişmiyor. Pıt-pıt diye ritim tutan musluğa buzdolabı eşlik ediyor. Seçenekleri giderek azalan Bay Ayı kendini bahçeye atıyor. Bahçede baykuş, kirpi ve kediden mürekkep bir koroyla karşılaşan Bay Ayı son çare olarak kendini otomobiline atıyor. Tüm konforsuzluğuna rağmen otomobilde uyuyacak gibi olan Bay Ayı güneşin doğmasıyla uyanan gündüz kuşlarının eline düşüyor bu sefer. Tüm kozlarını oynadığı için yatağına dönen Bay Ayı artık horlamayan karısının yanında uykuya dalıyor. Ta ki saat çalana dek…

Jill Murphy’nin bu öyküyle keyifli bir okuma saati vaat ettiği ortada. Bu okuma saatini çeşitli etkinliklerle geliştirmek de mümkün. Hatta kitabın etkisini kitabın olmadığı ortamlarda bile sürdürebilirsiniz. İşte birkaç okuma ve oyun önerisi:

  • Kitabı bir rehber gibi kullanın ve çocuğunuzla birlikte Bay Ayı’nın rotasını izleyerek girdiğiniz ortamlardaki sesleri fark etmeye çalışın. “Bahçemiz yok, gece dışarı çıkamayız,” diyorsanız pencereden başınızı uzatın.
  • Kitabı gündüz saatlerinde okuyun ve sesleri tanımlamaya çalışın. Ardından kitabı bir de gece okuyun. Gündüz ve gece sesleri farklı mı? Hem gündüz, hem gece duyulan sesler hangileri?
  • Sahi, biz nasıl oluyor da duyuyoruz? Bir kaynaktan çıkan ses kulağımıza nasıl giriyor? Çocuğunuzla duyma organı kulak, ses, yüksek ses, alçak/düşük ses, fısıltı gibi kavramlar hakkında konuşun. Göremediğimiz, dokunamadığımız sesi nasıl hissedebildiğimizi tartışın (Kulaklarımızla duymak dışında, örneğin evimizin önünden geçen kamyonun camları zangırdatması gibi…). İşte kulaklarımızın nasıl çalıştığını anlatan kısa bir animasyon.
  • Yanınızda kitap olmasa da gittiğiniz herhangi bir yerde çocuğunuza kitabı hatırlatın ve bulunduğunuz yerdeki seslerin kaynağını tahmin etmeye çalışın.
  • Peki sen hangi sesleri çıkarabiliyorsun? Çocuğunuzla birlikte bedenlerinizi kullanarak çıkarabileceğiniz sesleri keşfetmeye çalışın: Bağırın, ıslık çalın, el çırpın, dizlere vurun, parmak şıklatın… Hatta tüm bu sesleri kullanarak bir şarkıya eşlik edin ya da kendi ritminizi tutturun. Bu etkinliği geliştirmek isterseniz ses çıkartmak için çeşitli aletler kullanın. Özellikle atık ambalajlar işe yarayabilir. Örneğin boş bir pet şişenin içine birkaç nohut tanesi koyarak enfes bir ritim aleti yapabilirsiniz.

Kitabın resimleri ayrı bir etkinlik alanı olarak düşünülebilir. Jill Murphy kitabında iki farklı resim alanı yaratmış. Sağ sayfalardaki tam boy renkli resimler bizi bir evin mutfak, salon, yatak odası, bahçe gibi olası mekânlarına götürüyor. Bu resimlerdeki nesnelerle kendi evinizdeki nesneleri karşılaştırabilirsiniz. Renkli resimlerin sorun olabilecek tek yanı bir gece öyküsü anlatıldığı için parlak, canlı renkler yerine soluk renklerle ve gölgelerle dolu olması. Murphy bu sorunu aşabilmek için lambaların sıcak sarı ışığına sık sık başvurmuş. Hatta belki de sırf bu yüzden mutfağında buzdolabı, ufaklığın başucunda elektrikli gece lambası olan bir evde yaşadıkları halde Ayı ailesi kanepede otururken ve yatmaya giderken bir “gaz lambası” kullanıyor.

Kitabın sol sayfalarındaki siyah-beyaz resimlerin işlevi oldukça farklı. Bu resimler davranışları okumamızı sağlıyor. İlk resimde Bay Ayı kanepede oturmuş gazete okurken Bayan Ayı yanına oturmuş örgü örüyor. Yavru Ayı’ysa oyuncaklarını, giysilerini etrafa saçmış, bir elmayı afiyetle kemirmiş, bir kitabı karıştırmakta. Herkesin kendi işiyle uğraştığı huzur dolu bir ortam… İkinci resim oldukça hareketli: yatağa gitmeden önce ortalığı topluyorlar. İdeal bir iş bölümü yapılmış. Bay Ayı fincanları mutfağa götürürken Yavru Ayı annesinin nezaretinde kendi döküklerini topluyor. Bay ve Bayan ayıyı yatakta gördüğümüz resimde ufaklığın dağınıklığının kökenlerini buluyoruz: Bay Ayı’nın kravatı ve ceketi bir sandalyeye atılmış, pantolonu çorap ölüleriyle birlikte yerde sürünüyor… Bana öyle geliyor ki, Jill Murphy resimler aracılığıyla kafasındaki ideal aileyi ortaya koymuş.

Öyküde beni rahatsız eden tek şey Bay Ayı’nın otomobilde uyumaya çalıştığı sahnede bulunuyor. O sahneye kadar Bay Ayı’nın uyuyamama nedeni belli bir kaynağı olan gerçek bir sese bağlanıyor. Oysa otomobil sahnesinde güneş “Parla! Parla!” diyor.

Kitabın yaş grubunu belirlemek için araştırma yaparken dokuz, hatta altı aylık bebeği olan annelerin yorumlarına rastladım. Bebeklerinin kitaba bayıldığını söylemişler. Kitap, okumaya yeni başlayan çocuklar için de son derece uygun. Metne ritmini veren tekrarlar ufaklıkların okumayı sökmelerine yardımcı olacaktır.

Bu kitaplar da hoşunuza gidebilir:


Uykusuz Bir Gece
Özgün Adı: Peace at Last
Yazan ve Resimleyen: Jill Murphy
Çeviren: Gülten Senem Kaleli
Yaş grubu: 2+
Mandolin Yayınları,2009, 32 sayfa, karton kapak
ISBN: 978-975-10-2844-0