Siz bu yazıyı okurken, ben sinemada arkama yaslanmış, 3D gözlüğümü takmış, Tim Burton adlı dâhi adamın son filmini izliyor olacağım. Fantastik filmlerin büyücü yönetmeni Burton’ın, Lewis Carroll’ın klasik yapıtından sinemaya uyarladığı “Alice Harikalar Diyarında” adlı filmi bugün gösterime girdi. Tim Burton filmlerinin vazgeçilmez iki ismi Johny Depp ve Helena Bonham-Carter yine başrolde. Tanıtım filmlerinden ve fotoğraflardan çıkarabildim kadarıyla Johny Depp “Çılgın Şapkacı” rolüyle harikalar yaratmışa benziyor. (Ama yine de son yorumumu filmi izledikten sonra yapacağım. Zira Charlie’nin Çikolata Fabrikası’nda büyük düş kırıklığı yaşamıştım. Bana göre Johny Depp kesinlikle Willy Wonka olmamıştı.) Bonham-Carter ise koskoca kafalı Kupa Kraliçesi’ni oynamış. Hani şu hep “Uçurun kafasını!” diye bağıran asabi kraliçeyi…

Gelelim filmin o ünlü mü ünlü kitabına… Alice ve gittiği büyülü dünyayla ilk ne zaman, nasıl tanıştım? Bir türlü hatırlayamıyorum. 80’li yılların ikinci yarısında bir bayram gününde (galiba 23 Nisan’dı) televizyonda Alice Harikalar Diyarında’nın gösterileceğini duyunca, akşamüstü kan ter içinde sokaktan eve girdiğimi anımsıyorum. Alice’in tavşan deliğinden yuvarlanarak ulaştığı tuhaf ülkede beni çeken neydi acaba? Aslında içimdeki “çocuk Banu”yu şöyle bir yoklayınca çelişik duygular yakaladım. Alice Harikalar Diyarında bana hem çok cazip gelmişti, hem de beni tedirgin eden bir yanı vardı. Bunun nedeninin aşırı dozda gerçeküstü yaklaşım ve beni zaman zaman dehşete düşüren resimler olduğunu düşünüyorum.

Acaba “yetişkin Banu” olarak kitabı okuduğumda ne hissedecektim? Gittim, hemen Alice’in Can Yayınları’ndan “Alice Harikalar Ülkesinde” adıyla yayımlanmış yeni baskısını aldım. Kitabı usta bir isim, Tomris Uyar Türkçeleştirmiş. Ben çocukken muhtemelen “kısaltılmış” bir uyarlama okumuştum. Bu sefer tam metni okuma şansına eriştim. Öyküyü bir yandan da internette bulduğum özgün metninden okudum. Kitabı bitirince şunu düşündüm: Alice Harikalar Diyarında, her ne kadar çocuk kitabı olarak yazılmışsa da, sadece çocuk kitabı olamaz. Kitap, yetişkinleri bile epey meşgul edecek dil, mantık ve felsefe oyunlarıyla, ayrıca birçok sembolle dolu. Bunların nedenini Lewis Carroll’ın Oxford Üniversitesi’nde matematik ve mantık eğitimi aldığını öğrenince anlamış oldum. Carroll, gerçeküstücülere ve dadacılara önayak olacak kadar engin bir hayal gücü koymuş ortaya. Kim bilir, belki de kitap yayımlandığında henüz dokuz yaşında olan Sigmund Freud, bu öykü sayesinde rüyalarla uğraşmaya başlamıştır..

Asıl adı Charles Lutwidge Dodgsonolan Lewis Carroll “Alice Harikalar Diyarında”adı gerçekten de Alice olan bir kız için yazmış. Daha doğrusu, Alice ve iki ablasına anlattığı öykü, daha sonra bir kitaba dönüşmüş. Bu kitabı “Aynanın İçinden” adlı ikinci bir kitap izlemiş. Kitap, 1865 yılında yayımlandığında büyük ilgi görmüş. Kitaba hayranlık duyanlar arasında Kraliçe Victoria da varmış. Her iki kitabı da Sir John Tenniel resimlemiş. Sanatçının ağaç baskı tekniğiyle yaptığı gravürlerin tamamına buradan ulaşabilirsiniz.

“Alice Harikalar Diyarında” ve onun devamı niteliğindeki “Aynanın İçinden”i keşki uzun uzun anlatabilsem… Ama üzerine kafa patlatacak o kadar çok ayrıntı var ki… Can sıkıntısıyla bunalan Alice, telaşla yanından geçen beyaz bir tavşan görür. Yelek giymiş, cep saati kullanan ve kendi kendine mırıldanan bu tavşanı takip etmeyip de ne yapacaktır? Tavşanın peşine takılır ve kendini bir tavşan deliğinden aşağı düşerken bulur. Bundan sonra başına gelmedik şey kalmaz. İçince küçülmesine neden olan sihirli şuruplar, yiyince büyümesine neden olan kekler, antropomorfik hayvanlar, sürekli sırıtan ve istediği zaman gözden kaybolabilen bir kedi, iskambilden askerler, koca kafalı kraliçeler, düşesler… Hepsi biribirinden çılgın karakter… Aynı çay masasına çakılıp kalmış deli bir şapkacı, mart tavşanı ve onlar tarafından zorla çaydanlığa tıkılan zavallı bir tarla faresi mi istersiniz? Çelik çomak oynanırken top niyetine kullanılan kirpiler mi? Yoksa kellerini kurtarmak için beyaz gülleri kırmızıya boyamaya çalışan iskambil bahçıvanlar mı?

“Aman Tanrım! Bugün de ne tuhaf şeyler oluyor! Daha dün her şey eskisi gibiydi. Acaba dün gece değiştim mi ben? Dur bakayım: Bu sabah uyandığımda aynı mıydım? Bir değişiklik duymuştum gibi geliyor. Ama aynı değilsem, değişmişsem, yeni bir soru çıkıyor ortaya: Ben kimim o zaman? İşte asıl bilmece bu!”

Sonra yavaş yavaş alışır durumuna. Karşılaştığı sıra dışı durumları da garipsememeye başlar. Ne de olsa olağanüstülüklerin olağan karşılandığı bir dünyaya adım atmıştır.

 

Sırıtan Kedi, Vankara Kedisi veya Cheshire Kedisi… Bu roman kahramanı, İngilizceye “to grin like a Cheshire cat / pişmiş kelle gibi sırıtmak” deyimini kazandırmış.

“Lütfen söyler misin bana, burada ne yana gidebilirim?”
“Bu gitmek istediğin yere bağlı,” dedi Kedi.
“Neresi olursa, önemi yok,” dedi Alice.
“O zaman ne yana gitsen olur,” dedi Kedi.
Alice, sözünü açıklamak amacıyla, “Yeter ki bir yere varayım,” diye ekledi.
“Tabii varırsın,” dedi Kedi, “yürümekten yılmazsan, bir yere varırsın elbet.”
Alice, bu doğruya karşı çıkılamayacağını sezdi, başka bir soru denedi: “Buralarda nasıl insanlar oturuyor?”
Kedi sağ patisiyle bir yuvarlak çizerek, “Şurada,” dedi, “bir Şapkacı oturur, şurada da,” öbür patisini salladı, “bir Mart Tavşanı. Hangisine istersen git; ikisi de delidir.”
“Ben deldiler arasında ne yapayım?” dedi Alice.
“Başka çaren yok ki,” dedi Kedi, “hepimiz deliyiz burada. Ben deliyim. Sen delisin.”
“Benim deli olduğumu nereden çıkarıyorsun?”
“Mutlaka delisindir,” dedi Kedi, “yoksa burada ne işin var?”

“Alice Harikalar Diyarında”, karakter zenginliği açısından da önemli. Kitap, kalabalık kadrolu bir tiyatro oyununa benziyor. Sahnenin ortasında hep Alice var; ama her perdede sahneye yeni tipler katılıyor. Bazılarının ufacık, tek repliklik bir rolü var; bazılarıysa oyunun çeşitli yerlerinde birkaç kez sahneye çıkıyor. Bunlardan biri olmasa öykü eksik kalırdı sanki. Carroll, karakterleri ve olay örgüsünü tasarlarken de matematikçi kimliğinden vazgeçmemiş demek ki.

Alice’in aynanın ardında paralel bir dünya keşfettiği “Aynanın İçinden” de en az ilk kitap kadar renkli. Tim Burton, filminde iki kitabı da bir bütün olarak kurgulamış. Şimdilik diyeceklerim bu kadar. Alice Harikalar Diyarında ile ilgili daha fazla bilgiye burayı tıklayarak ulaşabilirsiniz.

Burada da Tim Burton’ın filmiyle ilgili bir makale var.

Alice Harikalar Diyarında
Özgün Adı: Alice’s Adventures in Wonderland
Yazan:Lewis Carroll
Resimleyen: John Tennier
Çeviren: Tomris Uyar
Can Çocuk,2008, 144 sayfa
ISBN:978-975-07-0614-1
 
 

 
 

 
 
 
 
 
 
 

Aynanın İçinden

Özgün Adı: Through The Looking Glass
Yazan:Lewis Carroll
 
 

Resimleyen: John Tennier

Çeviren: Tomris Uyar
Can Çocuk,2001, 149 sayfa
ISBN:975-07-0045-7