Geçenlerde İş Bankası Kültür Yayınları’nın Caddebostan’daki dükkanına girdim. Alacağım kitabı ararken, raflarda duran bir kitap kapağı dikkatimi çekti. Bu ne tanıdık bir resimdi böyle! “Bir Gençlik Masalı” adlı kitabı ilk defa görüyordum; ama kapaktaki resim, benim bu kitabı noktasına, virgülüne kadar bildiğimi söylüyordu. Rafa atıldım; kitaba resmen aç kurtlar gibi saldırıp rastgele bir sayfa açtım: İşte! Benim biricik “Örümcek Dede” kitabım karşımda duruyordu. Dükkandan ayrılırken, aldığım kitaplar arasında elbette “Bir Gençlik Masalı” da vardı.

“Örümcek Dede” ile ilkokul yıllarımdayken tanışmıştım. Annem bir akşam eve yeni bir
kitapla gelmişti. Hemen o akşam okumaya başladığım kitabı bir iki gün içinde bitirmiştim. “Örümcek Dede” kitabım hâlâ kütüphanemde duruyor. Hem de lime lime olmuş bir halde… Nedeni bu kitabı daha sonraki yıllarda da defalarca okumuş olmam. Hatta bazı yerlerinde lekeler var. Muhtemelen bir şeyler yerken okumuş olmalıyım. (Kötü bir alışkanlık; ama maalesef yemek yerken kitap okuma huyumdan vazgeçebilmiş değilim!)

Jean Webster’ın yazdığı kitap, bir yetimhanede büyüyen Jerusha Abbott’ın üniversite ve yaşamı yeniden keşfetme macerasını anlatıyor. Jerusha ya da kendine verdiği isimle Judy, artık on yedi yaşındadır ve yetimhaneden ayrılma vakti yaklaşmıştır.
Günün birinde yetimhane müdiresi Bayan Lippett, Judy’yi odasına çağırır ve ona hiç ummadığı bir haber verir. Judy’nin yetimhanedeki yaşamı anlattığı “Mavi Çarşamba” adlı öyküsü, yönetim kurulundaki beylerden birinin dikkatini çekmiştir. Adam, Judy’nin yeteneğinin değerlendirilmesi ve yazar olarak yetiştirilmesi gerektiğini düşünerek kızı üniversiteye göndermeye karar vermiştir. Ama bir tek şartla: Judy onun kimliğini asla bilmeyecek, aldığı eğitimin karşılığı olarak
“Bay John Smith” adına her ay bir mektup yazarak, okulda yaşadıklarını anlatacaktır. Judy, vasisini sadece bir kez, adam yetimhaneden ayrılırken görür. Hava kararmış, uzun boylu adamın gölgesi duvara tıpkı bir örümcek gibi yansımıştır. Judy bu nedenle adını bilmediği bu baya bir isim verir: Örümcek Dede. (Yeni baskıda bu isim “Uzun Bacaklı Dede olmuş.) Kitabın özgün adı “Daddy Long Legs”. Bu bir örümcek türüymüş. İşte resmi:


Judy’nin üniversite macerası işte böyle başlıyor. Judy hiç bilmediği bir dünyaya adım atıyor. On yedi yıl yaşadığı yetimhaneden sonra, üniversite yaşantısı ona hiç bilmediği onlarca şeyle dolu, kocaman ve keşfedilmeyi bekleyen bir dünya sunuyor.

Kitap, Judy’nin Örümcek Dedesine yazdığı mektuplardan oluşuyor. Üniversitede geçen dört yıl ve yaz tatilleri… Judy’nin sosyal yaşama katılması, yaşadığı iletişim güçlükleri, edebiyat ve daha birçok konuda öyle güzel akıp gidiyor ki… Edebiyat demişken, kitapta İngiliz ve Amerikan edebiyatına ait birçok sanatçı ve eserin de adı geçiyor. Kitap, 20. yüzyılın ilk yıllarındaki yaşama, kadının o dönemdeki yerine, sosyal ilişkilere, tarih ve inanç biçimlerine dair de fikir veriyor.

Judy’nin yaşama bakış açısı ve yaptığı sevimli resimlerle dolu mektuplarının sonundaysa okuru çok büyük bir sürpriz bekliyor. Ama katiyen söylemem… Özgün kitabın bir kısmını buradan okuyabilirsiniz.

Gelelim Örümcek Dede uyarlamalarına… Kitap 1912’de yayımlanmış. 1919’la 2005 arasında altı kez sinemaya uyarlanmış. Bunlardan biri Hollanda, biri Güney Kore yapımı. “Curly Top” adlı 1935 yapımı filmde Shirley Temple oynamış ve bana göre Örümcek Dede ile uzaktan yakından ilgisi yok. Benim asıl merak ettiğim versiyon 1955 tarihli “Daddy Long Legs”.  Başrolleri Fred Astaire (ki bayılırım kendisine) ve Leslie Caron paylaşmış. Bulsam da izlesem keşke…

Daha bitmedi. Japonlar 1970’lerde ve 90’larda birer anime yapmışlar. Bunlardan birini ben de izlemiştim; hiç de hayallerimdeki Örümcek Dede’ye benzemiyorduk açıkçası.

Kitabın yazarı Jean Webster (1876 – 1916) üzerine de iki çift laf etmek istiyorum. Webster, kısa ömrüne sekiz kitap sığdırmış, sıra dışı bir yazar… Yaşadığı devrin koşulları göz önüne alınırsa, öncü kadınlardan biri…

Jean Webster

20. yüzyılın başlarında ABD’de ve dünyada kaç kadın, kadın hakları, sosyal haklar ve eğitim sistemi üzerine mücadele veriyordu? Webster, savunduğu görüşleri kitaplarına da aynen aktarmış. “Örümcek Dede” ve onun devamı niteliğindeki “Sevgili Düşmanım” adlı kitabında bağımsız bir birey olmaya çalışan genç bir kadının (dolayısıyla Jean Webster’ın) görüşlerini takip etmek mümkün oluyor.

Son sözüm şu: “Örümcek Dede” ya da “”Bir Genç Yetişiyor”, kitapçılarda her ne kadar “çocuk kitapları” kategorisine sokulsa da, kişisel görüşüm, bunun gençlere yönelik bir kitap olduğu yönünde…

Bir Gençlik Masalı
Özgün Adı: Daddy-Long-Legs
Yazan ve Resimleyen: Jean Webster
Çeviren: Sinan Ezber
İş Bankası Kültür Yayınları, 2007, 244 sayfa
ISBN: 978-9944-88-038-1