Kitap alırken neye bakarsınız? İsmine mi? Konusuna mı? Başlığına mı? Bir yerlerde yazılmış eleştirileri mi okursunuz? Yoksa arka kapağını mı? Ya da belki de içini karıştırır, ilk bölümünü okursunuz biraz…
Ben de bunların bazen hepsini, bazen bir kısmını yapar, öyle alırım kitaplarımı. Bazen de içindeki resimlere vurulurum. “Ottoline ve Sarı Kedi”de de aynen bu oldu. Resimleri o kadar güzeldi ki, kitabın neyle ilgili olduğuna bile bakmadan alıverdim.
Küçük bir kız çocuğu, Norveç bataklıklarından gelme, tuhaf bir yaratıkla, birbirinden ilginç eşyalarla dolu bir evde yaşarsa ne olur? Bu fikrin birçok çocuğa ilginç geleceğine ve Ottoline’ın yaşamına özeneceklerine eminim. Ottoline’ın anne ve babası koleksiyonlarına yepyeni parçalar eklemek için dünyayı dolaşırken, küçük kız da ona göz kulak olan Bay Munroe ile birlikte, Büyük Şehir’deki P.W. Huffledinck Apartmanı’nda yaşıyor. Dev bir biberliğe benzeyen bina halk arasında Karabiberlik Binası olarak tanınıyor. Anne babasının yokluğunda Ottoline’ın bakımını üstlenmiş şirketlerin çalışanları da her gün düzenli olarak eve uğruyorlar: Ampul değiştiriciler, elbise katlayıcılar,kapı kolu parlatıcıları, yatak düzelticiler, yastık kabartma ve perde çekme teknisyenleri…
Papağanlı saat, mavi şişe, taşınabilir akvaryum, meteor veya imparator şapkaları gibi koleksiyonlar yapan anne ve babasından ilham almış olacak ki, Ottoline’ın da iki koleksiyonu var. Biri ayakkabı teklerinden oluşan “Garip Ayakkabı Koleksiyonu”, diğeriyse dünyanın değişik yerlerinden gelen “Kartpostal koleksiyonu”. Zamanının geri kalanınıysa apartmanın çamaşırhanesine inip, komşuların borulardan gelen seslerini dinleyerek değerlendiriyor.
Günün birinde sokakta gördüğü bir kayıp ilanı, ardından gazetelerde yayımlanan haberler, Ottoline’ın dikkatini çekiyor ve kenti tehdit eden köpek hırsızlıklarının izini sürmeye karar veriyor. Sen-Kim-Sin Kurnazlık Akademisi’nden “Kılık Değiştirme Ustası” diploması alan Ottoline için bu işi yapmak çocuk oyuncağı… Bay Munroe da yardımıyla heyecanlı bir maceraya atılıyor.
“Ottoline ve Sarı Kedi”yi okurken maceraya eşlik eden çizimlerden inanılmaz keyif aldım. Siyah ve kırmızının iç içe girdiği bu resimler, kitabın yazarı Chris Riddell’a ait. Bazen birkaç sözcüğün eşlik ettiği resimler, çoğu zaman yazıların da önüne geçerek tam sayfa olarak sunulmuş. Resimler küçük ve insanı gülümseten ayrıntılarla dolu…
Kitap bir dedektiflik öyküsünü anlatıyor. Ama ebeveyn-çocuk ilişkileri ve dostluk üzerine de önemli alt mesajları var. Ottoline’ın ailesinden gelen kartpostalları biriktirmesi boşa değil. Annesinin kartların arkasına yazdığı küçük notlar da ayrıca dikkate değer. Buradaki uç bir örnek de olsa, çocuklarının her tür ihtiyacını eksiksiz karşılayan, “parası neyse veren”, ama asıl ihtiyaçları olan “anne-baba sevgisini” vermekten yoksun ebeveynlere çok ciddi bir gönderme yapmış Riddell. Bay Munroe’nun Ottoline’a duyduğu sevgiyse benim içimi öyle bir ısıttı ki…
Ottoline’ın ilgisini çekmeyi bir türlü başaramayan Bay Munroe, yangın merdiveninden tırmanıp binanın çatısına çıkıyor ve yağmura aldırmadan, dakikalarca orada durup düşünüyor. Norveç’te yaşadığı bataklığı, Bay ve Bayan Brown’ın onu Karabiberlik Binası’nda yaşamak için davet edişlerini ve Ottoline’ın doğuşunu…
“İşte o zamanlarda o doğdu.Ottoline ve Sarı Kedi Özgün Adı:Ottoline and the Yellow CatOttoline ve Bay Munroe yapışık ikiz gibiydi. Onu yürüyüşe çıkarttı. Saçlarını taramasına izin verdi. Ona banyo yaptırmasına bile izin verdi. Ama sadece bir kez. Ama ne yaparlarsa yapsınlar, Ottoline’ın annesi ve babası; Bay Munroe kızlarının yanında olduğu sürece Ottoline’ın her zaman güvende olacağından emindiler. Yağmur dindi ve Bay Munroe yangın merdiveninden aşağı indi. Üzerindeki suların damlaması bitene kadar paspasın üzerinde bekledi. Yağmurdan kurtulduğu için kendini iyi hissediyordu. Norveç’teki bataklıktan uzakta olduğu için kendini iyi hissediyordu. Karabiberlik Binası’nda yaşadığı için kendini iyi hissediyordu. En çok da Ottoline’ın en iyi arkadaşı olduğu için kendini iyi hissediyordu.”
Yazan ve Resimleyen: Chris Riddell Çeviren: Mehmet Murat İnceayan Türkiye İş Bankası KültürYayınları, 2008, 172 sayfa, Ciltli
ISBN: 9789944882606










{ 1 comment… read it below or add one }
Ben bu kitabın serisini okudum gerçekten çok güzel ,tavsiye ederim .