Tatilin Son Günü

by BANU on 27/01/2012

Hayır, hayır, başlığa bakıp, hata yaptığımı sanmayın. Sömestr tatilinin yeni başladığının ve daha ilk haftasının bile tamamlanmadığının farkındayım. Ah, ah, önce ağır ağır geçer o ilk günler; sonlara doğru yokuş aşağı inmeye başlar hızla! Kimbilir, şu “İstanbul’a kar geliyor, aman dikkat!” tantanası belki gerçek olur da tatil daha bile uzar. (1986′daki kar tatilini sevgiyle anıyorum.)

Dediğim gibi, tatil sona yaklaşırken, zaman nedense hızlı akmaya başlar. Bir de bakarsınız ki tatilin son günü gelip çatmış. O son gün ne değerlidir, değil mi? Henüz yapmadığınız, tamamlamadığınız onlarca işin tümünü birden o gün yapmak istersiniz. Daha okunacak birkaç kitap, edilecek bir iki telefon, görüşülecek birkaç arkadaş kalmıştır. Aksi gibi hiçbirini tamamlayamazsınız. Gece olup da yatağa girdiğinizde, ertesi günün ağırlığı üstünüze çöker. Gidilecek bir okul ya da iş vardır. Üfff, o son gece şunu dilemediniz mi hiç: “Oooof offf! Keşke bugün bitmese…keşke yarın tatilim devam ediyor olsa…keşke yarın olmasa!” Bana kalırsa, ne dilediğinize dikkat edin. Zira Freddy “Keşke bir daha asla Pazartesi olmasa!” diye düşünürken, bu cümlenin başına hayli iş açacağından haberi yoktu. DEVAMI BURADA

Share

{ 57 comments }

Yarıyıl tatili denince benim aklıma kar gelir nedense. Nedenini biliyorum aslında, biz küçükken yarıyıl tatili karlı geçerdi İstanbul’da. O günlerde de Dünya küresel boyutta ısınmaktaydı ama etkilerini bu kadar yoğun hissetmiyorduk henüz. Bugün sitelerle, uydu kentlerle dolu olan (ve yakında daha niceleriyle, onaylamadığım halde ödediğim vergilerle yapılacağı söylenen o adı batasıca, yapıcılarının başına yıkılasıca 3. Köprü musibetiyle katledilecek olan) arazileri bomboştu. O günlerde Balkanlar’dan yola çıkan soğuk hava dalgaları mahalle aralarına kadar süzülebilirdi. Dolayısıyla kar yere düştü mü, tutunabilirdi. Hatta hiç unutmam, sene 86, yarıyıl tatilinde hava soğuk yapmış ama kar düşmemiş. Biz mahallenin cüceleri, tatilin son gününe kadar umudumuzu yitirmemişiz ama artık dayanacak gücümüz kalmamış. Artık pencere kenarlarında kar beklemekten bile vazgeçmişiz. Arkadaş, derken bir kar yapmaya başladı! Peh! Al sana iki hafta daha okul tatili!

Ha, yarıyıl tatillerinin tadını kaçıran şeyler yok muydu? Vardı elbette. Mesela hava erken kararıyordu, dolayısıyla eve erken girmek zorunda kalıyorduk. Yağmur çamur olduğunda bir arkadaşın evine doluşup Galaktikacılık filan oynuyorduk ama sokakta olmanın tadını bulamıyorduk. En fenasıysa tatil ödevleri ve ders tekrarlarıydı. Tatil biz dinlenelim diye değil miydi? O halde bu ödevler filan da ne oluyordu? “Yetişkinlerin sevimsizliği,” diye düşünüyordum. Ne yazık ki, o günlerde derslerde öğrendiklerimi pekiştirecek ve üstüne bilgi ekleyecek “Bilmeniz Gereken Her Şey” gibi kaynaklar yoktu. DEVAMI BURADA

Share

{ 6 comments }

Origami: Geleneksel Japon kağıt katlama sanatı

January 25, 2012

Benim gibi 80′li yıllarda büyüyenler mutlaka biliyordur. TRT’de bir Zülal Hanım vardı. Her cumartesi günü origami yapardı. Origamiyle tanışmamı bu kişiye borçluyum. Her programda, gelecek hafta için gereken malzemeleri söylerdi. Ben de önceden hazırlığımı yapardım. Program başlayınca da başlardım onunla birlikte katlamaya. (Kağıdın katları üzerinden tırnağıyla geçerken çıkardığı hışırrrrr sesi hâlâ kulaklarımda.) Ama ben daha [...]

Share
DEVAMI BURADA

Gezgin Kedi

January 24, 2012

Bazen fazla söze gerek kalmaz. Söylemek istediklerinizi sözsüz de anlatırsınız. Örneğin bakışlarınızla. Mimiklerinizle, beden dilinizle…(Biraz zorlarsak telepatiyle bile anlaşabilmek mümkün. Ama bunun için biraz beklemek gerek!) Peki bir yazar, bir kitap yazmaya karar verse, bu işi sözcükleri kullanmadan yapabilir mi? Zor bir soru, değil mi? Sözsüz bir kitap yapmak. Eğer bir çizerseniz, durum değişir. Çizer,  [...]

Share
DEVAMI BURADA

Herkes’in Bir Dolap Kitap’ına resim ekleme

January 24, 2012

Merhaba dolapseverler, Bir Dolap Kitap’ın Facebook sayfasındaki “Herkesin Bir Dolap Kitap’ı” klasörüne fotoğraflar gelmeye başladı. Başladı ama biz bir ayarı düzgün yapamadığımız için fotoğrafları sizin yüklemenizi sağlayamadık bir türlü. Ama dert etmeyin, çocuk kitapları kitaplığınızın fotoğrafını birdolapkitap@gmail.com adresine gönderin, sizin adınızla biz klasöre koyarız. Bu arada Banu, fotoğrafı en çok beğenilen kişiye armağan edeceğimiz mini [...]

Share
DEVAMI BURADA

Herkesin Bir Dolap Kitap’ı

January 23, 2012

Merhaba sevgili okurcuğum, biz sana bir kitap armağan etmek istiyoruz. Biliyorum, biz sana sürekli kitap armağan ediyoruz ve aslında bir kitap daha armağan edecek olmamızın pek de haber değeri yok gibi geliyor sana. Sana nasıl bir kitap armağan etmek istediğimizi bilmiyorsun ki:) Anımsıyor musun, ta ne zaman Banu, “Ben bir kitap yapacağım,” demişti ve ortaya [...]

Share
DEVAMI BURADA

Bir Dolap Kitap – 21.012012 Radyo Yayını

January 23, 2012

Merhaba, Bu hafta Bir Dolap Kitap’ta kıyak mı kıyak bir dizi hakkında matrak bir bölüm sunduk. Banu’nun da, benim de çocukluğumuzdan beri kütüphanemizden eksik olmayan Pıtırcık kitaplarından söz ediyorum elbette. Başka hangi kitap olacaktı? Ne yani, iyi valla! Program sırasında Can Çocuk tarafından yayımlanan bu gırgır dizinin çevirmenlerinden bir tek Vivet Kanetti’yi andık, bu eksiğimizi [...]

Share
DEVAMI BURADA

Damdaki İnek

January 20, 2012

Bir zamanlar, damı yemyeşil çimenlerle kaplı tepedeki kulübede Shon adlı bir adamla, Sian adlı bir kadın yaşarmış. Shon her sabah tarlaya gider çalışırmış. Akşam yorgun argın döndüğünde, evde kalıp çiftliğin işlerini yapan Sian’ın hiç yorgun olmadığını görürmüş. Bir süre sonra Shon şikâyet etmeye, bütün zor işleri kendisinin yaptığını söylemeye başlamış. Shon’un şikâyetleri karşısında Sian işleri [...]

Share
DEVAMI BURADA

Çocukluk anılarının gücü adına!

January 19, 2012

Bundan birkaç yıl önce, çocukluk yıllarımın biricik Zeynep’ine yeniden kavuşmamın ertesinde, oturup yazmaya başladım. Çocukluğumdan aklımda kalanları, Zeynep’le yaşadıklarımızı, beni gülümseten anıları… Yazmaya ilk başladığımda o kadar çok hikayemiz olduğunu düşünmemiştim. Hani “laf lafı açtı” derler ya, anı anıyı açtı bende de. Ne çok anı birikmiş zihnimde. Hâlâ da gelmeye devam ediyorlar. Gelsinler; daha defter [...]

Share
DEVAMI BURADA

Ben Güzelim

January 18, 2012

Canım sıkkın olduğunda, gerginliklere yenik düştüğümde, kaygılarım denetimi ele geçirdiğinde fazla kilolarım ağırlaşır. Hayır, okuduğunuz cümle yanlış değil. Duygumu ancak böyle tarif edebiliyorum. Olumsuz bir ruh hali içindeysem fazla kilolarım ağırlaşır ve kendimi biçimsiz hissederim. Göbeğimden şikâyet ederim. Ergenken nasıldım peki? Ergenken sopa gibiydim. Pek yemezdim ve uyumazdım. Sanırım bu sadece bir alışkanlık değil, aynı [...]

Share
DEVAMI BURADA