Merhaba! Ne güzel bir gün değil mi? Daha birkaç hafta önce soğuklardan şikayet edip, “Bu ne biçim bahar? Bu hava ne zaman ısınacak?” diye söylenirken, bırakın baharı yaz bir geldi pir geldi. Biz dün radyoya giderken şeker gibi bir hava vardı. Yanımıza şeker gibi Dolap Çekmecemizi de kattık ve Açık Radyo’nun yolunu tuttuk.

dogum gunu armagani kapak Bu bölümde Yıldıray çok önemli ve hassas bir konuyu ele alan bir resimli kitaptan söz etti. Adı “Doğum Günü Armağanı” olan kitabın öyküsü Erol Büyükmeriç, resimleri Serap Deliorman imzası taşıyor. Görme engelli bir çocuğun yaşamının bir gününe tanık olduğumuz kitap, bize çoğu zaman unuttuğumuz, farkına varmadığımız ya da ihmal ettiğimiz engelli yaşamına dair çok ama çok önemli bir bakış açısı sunuyor. Kitap çocukların görmemenin nasıl bir şey olduğuna dair düşünmelerini sağlıyor; bunu yaparken duygu sömürüsünün uzağından bile geçmiyor.

Yayın sırasında yaptığımız çekilişle bir dinleyicimiz bu kitabı kazandı. Bu yazının altına yorum bırakanlar arasında yapacağımız çekilişle bir kitap daha armağan edeceğiz. Çekilişe 26 Mayıs 2013 Pazar gününe kadar katılabilirsiniz.  DEVAMI BURADA

Share

{ 23 comments }

moli olaf

Bir Dolap Kitap’ın Banu’su çocuklar için yazdı,

Moli ile Olaf kitaba girdi!

 Bol kedili bir serüven sizi bekliyor!

 Moli ile Olaf Merak Ediyor:

KEDİLER HEP DÖRT AYAK

ÜSTÜNE Mİ DÜŞER?

Çocuk kitapları hakkında yazan, Açık Radyo’da çocuk kitapları programı sunan, nam-ı diğer “dolap kapağı” M. Banu Aksoy bu kez kendi kitabını müjdeliyor! Bir Dolap Kitap sitesinden aşina olduğumuz meraklı şirinler Moli ile Olaf, artık birer kitap kahramanı! Bu iki kafadarın sorularına cevap arayacağı “Moli ile Olaf Merak Ediyor” dizisi, rengârenk bir kedi kitabı ile başladı: Kediler Hep Dört Ayak Üstüne mi Düşer?

Bir Dolap Kitap sitesi yazarlarından M. Banu Aksoy’un çizgilerinden doğan Moli, Olaf ve Kedimiyo, sıcak bir yaz sabahı gizemli komşularının evine misafir olur ve hep birlikte kedi sohbeti yaparlar. Sohbet koyulaştıkça kediler hakkında neler öğrenirler neler. Öğrendiklerini yazar, listeler, kesip yapıştırıp sayfaları süslerler. Böylece biz okurlar hem bu tatlı kafadarları yakından tanıma fırsatı bulur hem de onların sıcacık rehberliğinde kedilerle ilgili merak ettiğimiz ne varsa öğreniriz. DEVAMI BURADA

Share

{ 36 comments }

Bu pazar sabahı bizim için işler neredeyse yolunda gitti. Tayga biraz nezle olmuştu. Onu anneannesine bırakıp Açık Radyo’ya doğru yola koyulduk. Banu’nun ilk resmi anneler günü böyle başladı işte.

yilan_kertenkele_on_kapakProgramın ilk bölümünde Yeni Zelanda’lı yazar Joy Cowley’nin yazdığı “Yılan ile Kertenkele” adlı kitapla başladık. Kitabı türkçeye Şiirsel Taş’ın çevirisiyle Hayykitap kazandırdı. Okumakta zorlanan çocukların işini kolaylaştıracak sadelikte ve eğlenceli kurgulara sahip kısa öykülerden oluşan kitap, tüm farklılıklarına rağmen yılan ile kertenkele arasında başlayan ve gelişen dostluğu anlatıyor. 19 Mayıs 2013 tarihine kadar bu sayfaya yorum bırakanlardan bir kişiye bu kitabı armağan edeceğiz. DEVAMI BURADA

Share

{ 57 comments }

Bebeklerin yolculuğu

by BANU on 09/05/2013

marypoppinsTayga’yı dünyaya getirmek için hastaneye gitmeden önceki gece “Yanıma hangi kitabı alsam?” diye düşündüm. Sürükleyici bir roman mı almalıydım, kısa öykülerden oluşan bir kitap mı? Önceden okuduğum bir şeyi bir daha mı okumalıydım, yoksa yeni bir kitap mı seçmeliydim?

Sonra kitaplığa bakarken O’nu gördüm: Mary Poppins. Çocukluğumun en sihirli karakterini, hep tanışmak istediğim muhteşem dadıyı. Dolap’ı ilk açtığımızda çocukluğumun Mary Poppins’inden söz etmiştim ya hani, o zaman “Umarım dizinin Türkçe devamı ya da yeni basımları da yapılır,” diye yazmıştım. Basıldı da. Böylece ben de hastaneye giderken Kelime Yayınları’nın yeniden dilimize çevirdiği Mary Poppins ciltlerini aldım: DEVAMI BURADA

Share

{ 9 comments }

Tayga gayet güzel uyudu. Biz de uyuduk. Sabah neredeyse dinlenmiş olarak kalktık. Hazırlıklara başladık. Sonra aklımıza geldi, önceki gün sis vardı. Kucağımızda Tayga’yla ortada kalmayalım diye hava durumuna bakalım dedik. Yine sis varmış. İskeleyi aradık, bütün vapur seferler iptal olmuş. Kaldık mı biz yine evde… İşte bu nedenle evden telefonla gerçekleştirilmiş bir canlı yayın daha yaptık. Yine de keyifli bir program oldu, biz çok eğlendik. Dinleyince siz de eğlenirsiniz umarız.

templeton ikizleri kapakPrograma Ellis Weiner’in yazdığı, Jeremy Holmes’un resimlediği Templeton İkizleri ve Parlak Fikirleri adlı kitapla başladık. Mercan Yurdakuler Uluengin‘in çevirisiyle Redhouse Kidz tarafından yayımlanan kitabın en önemli özelliği yazmaya hiç de istekli olmayan ve ikide bir öyküye dalıp okura sataşan huysuz bir yazarının olması. Aynı huysuz yazar (yani Ellis Weiner), fikirleri gerçekleştirmenin önemine ve sorunları çözmek için farklı açılardan bakmanın gerekliliğine hissettirmeden ve eğlendirerek vurgu yapıyor. Bu keyifli kitabı kazanmak isterseniz, 12 Mayıs Pazar gününe kadar bu sayfaya yorum bırakmalısınız. DEVAMI BURADA

Share

{ 71 comments }

Hafta sonu yapmayı en çok sevdiğimiz şeylerin başında sabah erkenden kalkıp Açık Radyo’ya gitmek geliyor. Tayga aramıza katıldığından beridir onu da götürüyoruz. Bu pazar sabahı da bunu yapmayı umuyorduk. Hatta sabah ezanı okunduğu sırada kucağımda Tayga ile evin içinde kim bilir kaçıncı turu atarken vapurda yemek için nasıl bir sandviç hazırlayacağımı düşünüyordum. Biraz da burmunu çekiyordum. Önceki gün polenlerin saldırısına uğramış ve hapşırık salvolarıyla (bir seferde 20-30 arası hapşırık) yerden yere vurulmuş, duvarlara çalınmış ve paketlerce kağıt mendilin o heybetli burnumu buruşturmasına izin vermek zorunda kalmıştım. Yine de vapurda yiyeceğimiz sandviçleri hayal ediyordum. Tayga, saat 7 sularında gözlerini belerte belerte suratıma dikerek vapurdaki kahvaltıyı ancak rüyamızda görebileceğimizi hiç konuşmadan bize anlattı. Kısa süre sonra benim de Banu’nun da pili bitince, evden çıkamayacağımızı kavradık. Bu pazar yine canlı yayın yapacaktık ama evden telefonla bağlanarak…

Yayın saati geldiğinde Banu ve ben yan yana oturmuş, minik çekmecemizi kucağımıza almış, kitapları önümüze dizmiştik. Yayına fena başlamadık aslında. Tayga, artık canlı yayına çıkmaya alıştığından mıdır bilinmez, gayet sakin duruyordu. Hatta arada sırada gugurdayarak yayına katkıda bulunuyordu.

hepsi sana miras ilk 3 kapak

Bu hafta programa “Hepsi Sana Miras” dizisiyle başladık. Dizi, günümüzde az okunan öyküleri, romanları, destanları tekrar gündeme getirmek ve onları çocuklara ulaştırmak için hazırlanıyor. İtalyan yazar Alessandro Baricco’nun girişimiyle günümüzün önemli yazarları kolları sıvamış ve unutulmaya yüz tutmuş klasikleri yeniden anlatmış. Diziyi Türkçeye Domingo Yayınevi kazandırıyor. Programda dizinin Türkçede yayımlanan ilk üç kitabı hakkında konuştuk: Yiyun Li tarafından anlatılan ünlü Sümer destanı “Gılgamış”, Jonathan Coe tarafından anlatılan Jonathan Swift’in ünlü romanı “Gulliver” ve Umberto Eco tarafından anlatılan Alessandro Manzoni tarafından kaleme alınmış bir İtalyan kliasiği olan “Nişanlılar”. Dizinin kitapları renkli resimlerle, grafik tasarım ve uygulamayla, kapak ve cilt işçiliğiyle de beğenimizi kazandı. Biz kitaplar hakkında konuşurken kucağımızda sakin sakin duran Tayga… Neyse, bant yayınını dikkatle dinleyen annelerin kulakları bazı ayrıntıları kolaylıkla yakalayacaktır… Dizinin bir kitabını size armağan etmemizi istiyorsanız, 5 Mayıs Pazar gününe kadar bu yazıya yorum bırakın. DEVAMI BURADA

Share

{ 53 comments }

Dolap Kapakları da muhtemelen aynı şeyi dilemektedir. Ancak onlar için artık bayram coşkusu=bir miktar uyuyabilmektir.

Dolayısıyla Çekmece, çocuk bayramını çocuklar gibi şen şakrak kutlarken, Kapaklar uykuya dalmanın mutluluğunu yaşamaktadır. :)

23 nisan-dolapcekmecesi

Dolap Ailesi’nden sevgiler

Share

{ 3 comments }

kofi veya bagislama sanati“Budala kurbağalar ne âlemde, peki?” diye mızıldandı Kofi, tekrar uyandıklarında.
“Onlar senin öğretmenin.”
Onlar bana ne öğretebilir ki?”
“Onlar sana, bu dünyada neleri değiştiremeyeceğini anımsatıyor: Yani çoğu şeyi.”
“Hı?”
“Onlara sessiz olmalarını emret bakalım. Rüzgâra nasıl esmesi gerektiğini öğütlediğinde olabileceğin kadar başarılı olabilirsin ancak.”
“Peki böylesi dahiyane bir bilgi ne işime yarayacak?”
“Eğer akıllıysan değiştirebileceğin şeyler üzerinde yoğunlaşırsın. Üzerinde etkide bulunulamayacak şeylere karşı savaşmak zahmetli bir iştir.”

Bu satırlar “Kofi veya Bağışlama Sanatı”ndan. Benim son zamanlarda en çok etkilendiğim kitaplardan biri. Okurken kendinizi çok fazla düşünürken yakalayacağınız, “yetişkinler için bağışlama sanatı üzerine bir fabl” olarak tanımlanan bir kitap bu. Bir web sitesinde “Küçük Prens gergedan olarak yeniden doğdu,” diye yazdığını bile okudum. Gerçekten Küçük Prens’in gergedana dönüşmüş hali midir bilmem ama yaşlı bilge gergedan Meru’nun Kofi’yle çıktığı yolculuk değerli bilgiler içerdiğini söyleyebilirim. Binlerce yıldır söylenen Uzak Doğu bilgeliğinin, bir gergedanın ağzından yeniden söylendiği bilgiler bunlar. Okumaya, duymaya, yorumlamaya ve üzerine düşünmeye değer…
“Kofi veya Bağışlama Sanatı” adlı kitabı kazanmak için bu yazının altına 28 Nisan 2013 Pazar akşamına kadar yorum bırakabilirsiniz. DEVAMI BURADA

Share

{ 51 comments }

kaptan dusukdon ve konusan tuvaletlerin saldirisikaptan-dusukdon-ve-prof-pacalidon-un-hain-planlari_32410kaptan dusukdon kulotkapan kotu kadin

 

 

 

 

Kaptan Düşükdon’u duymuş muydunuz? Biz evde bir süredir Kaptan Düşükdon ve onun yaratıcıları olan George ve Harold adlı iki haylaz veletle yatıp kalkıyoruz. Dolap Çekmecesi’nin uyku problemiyle mücadelemizi “Don gücü adına!” ya da “Tra-la-laa!” nidaları eşliğinde baş etmeye çalışıyoruz. İşe de yarıyor. Kaptan Düşükdon maceralarının karşı konulmaz bir çekiciliği var. İnsana neşe, enerji aşılıyor. Keyfiniz kaçmışsa bir doz Kaptan Düşükdon macerası alın, bir şeyciğiniz kalmayacak.

Bu hafta radyoda Dav Pilkey’in matrak ve absürt süper kahramanı Kaptan Düşükdon’dan söz ettik. Dav Pilkey, son zamanlarda benim en büyük esin kaynaklarımdan biri. Radyoda kısıtlı sürede yazarın kitaplarındaki ayrıntılardan çok da söz edemedik; ama önümüzdeki günlerde uzun uzun bir Kaptan Düşükdon yazısı yazmak niyetindeyiz. Siz şimdilik radyo programıyla idare edin. (Dav Pilkey imzalı Süper Bezli Bebek’in Maceraları“ndan daha önce söz etmiştik.)

Yayın sırasında bizi arayan dinleyicilerimizden birine serinin ilk kitabını armağan ettik. Kaptan Düşükdon’la henüz tanışmadıysanız işte size fırsat! Harold ve George’un Kaptan Düşükdon’u nasıl yarattığını öğrenmek istiyorsanız, bu yazının altına yorum bırakıp çekilişimize katılın. 21 Nisan 2013 Pazar akşamına kadar yorum bırakacak kişilerden biri Kaptan Düşükdon kitabı kazanacak. DEVAMI BURADA

Share

{ 75 comments }

Dün bizim Açık Radyo’daki programı dinlediniz mi? Dinlemediyseniz, aşağıda bant kaydı var, buyurun.

Yayın pek keyifliydi doğrusu. Niye mi? Bizim Çekmece de geldi radyoya da ondan. Zaten aylardır göbek içinde gelip gidiyordu da, sonunda kendi gözleriyle de görmek istedi. Sabah erkenden düştük yollara. Çekmece daha önce hiç bu kadar erken çıkmamıştı dışarı. İlk başta her zamanki gibi hafif bir rezalet çıkarır gibi oldu; ama açık havaya çıkınca susup dinlemeye, bakmaya, (belki koklamaya) başladı. Dolmuştaki, iskeledeki ve vapurdaki ufak çaplı rezaletleri de alnımızın akıyla bastırmayı başardık ve radyoya sağ salim vardık.

SONY DSCBu haftaki program 10. Açık Radyo Şenliği’nin son gününe denk geldi. Biz de, fırsattan istifade edip her zamanki yayın akışımızın dışına çıktık ve ilk defa kitaplar hakkında konuşmak yerine konuklu bir program yaptık. İki konuğumuz vardı: Bir Dolap Kitap’ın sadık dinleyicisi, 3. sınıf öğrencisi Berfin Bahar Türkdoğan ve Kitap Okuyan Çocuklar” projesinin genel koordinatörü Esra Akçay Duff. DEVAMI BURADA

Share

{ 13 comments }